Makaleler

İstiklal Savaşı’nda Anadoluhisarı

2014.07.22 00:00
| | |
8134

Sevgili Okurlarımız,

Gazetemizin eylül ayı sayısında değerli araştırmacı ve yazar Sayın Osman Akbaşak’ın kaynaklarından yararlanarak Beykoz İlçesi Akbaba Köyü’nün İstiklal Savaşı’na katkıları ve kahramanlıkları konusunu sizler ile paylaşmıştım. Bu kere gene Beykoz İlçesi Anadoluhisarı Yöresi’nin İstiklal Savaşı’na katkıları ve kahramanlıkları konusuna ait emanetimdeki bilgileri genç kuşaklarımıza tanıtmayı ve sizler ile paylaşmayı görev kabul ediyorum; 

İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ

DERNEKLER ARŞİV KAYITLARI KAYNAK BİLGİLERİ 

30 Ekim 1918 tarihli Mondros mütarekesi’nden sonra vatanın dört bir yanı düşman istilası altına girmiş iken Beykoz İlçesi’nin  Anadoluhisarı Yöresi ’de bundan nasibini almıştı. Küçüksu sahilindeki şimdiki (Kıyı Emniyet Lokali)’nin bulunduğu tarihi (PTT) binası o dönemler  (01 Nisan 1913) kuruluşlu Anadoluhisarı İdman Yurdu Spor Kulübü’nün İdare Merkezi idi. Ülkenin içinde bulunduğu Birinci Dünya Savaşı şartlarına rağmen Boğaz’ın Anadolu Yakası’ndaki gençleri kaderine terk edilmişlikten kurtarıyor, onlara Modern Jimnastik, futbol, disk, sırık, cirit, gülle, güreş, kürek, atıcılık, eskrim ve Türkiye’de ilk Çim Hokeyi örneği gibi çok dallarda spor eğitim hizmetlerini sunuyordu. 

Hal böyle iken, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Dernekler arşivi kaynaklı (21 Mayıs 1335/1919) tarih ve (24147) sayılı teskere yazılarından edinilen bilgilere göre; 

Kulüp İdare Merkezi’nin Silahlı İngiliz kuvvetleri tarafından işgal edildiğini, bu sebeple Anadoluhisarı İdman Yurdu Spor Kulübü’nün evrak ve mührünün Emirgan Baltalimanı (96) kapı numaralı haneye depo olarak nakledildiği ve bu sebeple spor hizmeti faaliyetlerine son vermek mecburiyetinde kalmış olduğu anlaşılmaktadır.    

(1908) DOĞUMLU MEHMET NİDA KAZANCIBAŞI KAYNAKLI BİLGİLER 

(09 Ocak 1983) tarihli ve huzurda imzası alınmış derleme belgesi Sayfa (1)’de yer alan yazılı kaynaktan edinilen bilgilere göre; 

Şimdiki Kıyı Emniyet ve Öğretmen Evi karşısı’ndaki (ER MEYDANI) adı verilen yerde İngiliz’lerin baskı ve denetimleri altındaki (KAVAYİ İNZİBATİYE ASKERLERİ) talim yapmakta idi. Anadolu’da sürmekte olan İstiklal Mücadelesi’ni silah, cephane ve asker sevkiyatı ile destekleyen (KUVAYİ MİLLİYE ASKERLERİ) ise şimdiki (Hekimbaşı Çiftliğinde) konaklamakta idi. Kavayi İnzibatiye askerleri Küçüksu Er Meydanı’nda talim yaparlarken bazen tüfek çatıp dinlenirlerdi.  Çocuktuk, aralarında dolaşırken Kuvayi İnzibatiye Askerleri (Sakın endişe etmeyin, kimseye kurşun atacak değiliz) diye kulağımıza fısıldarlardı. Bir gece arkadaşlarım ile gezmeye çıkmıştık. Küçüksu’da şimdiki Zihni Efendi Camiinin bulunduğu bostanlık noktasına gelmiş idik ki birden bire karşımıza tepeden tırnağa silahlı adamlar çıktı. Bizi (Ne arıyorsunuz burada ?) diye payladılar. Donup kalmıştık. Sonra baktılar ki çoluk çocuk, (Hadi Bakim evlerinize) diye bizleri payladılar. Sonradan anladık ki karşımıza çıkanlar (KUVAYİ MİLLİYE ASKERLERİ) olup İstiklal Savaşı’na katılmak isteyen (KUVAYİ İNZİBATİYE ASKERLERİ) ile bu noktada gizlice buluştuklarını ve bunun askeri stratejik yönden gizliliğini korumak amacı ile bizleri oradan uzaklaştırdıklarını anladım. 

İşgal yıllarında Anadoluhisarı halkı sokağa çıkamazdı ve evlerine sinmiş vaziyette idi. Ancak eli silah tutanlar geceleri gizlenerek dışarı çıkarlardı. 

O dönemler henüz (13) yaşında olmama rağmen İstiklal Savaşı kavramına erişmiştim. Küçük yaşıma rağmen Anadolu’ya Silah ve cephane sevkiyatında yer alma isteğime hayır denmedi fakat sessiz kalındı. Bundan faydalanarak Rumeli Kavağı’ndan Anadolu Kavağı’na yapılan cephane sevkiyatında ben de yer aldım. Rumelihisarı halkı tarafından (Sıra Taşlar) olarak bilinen bir yer vardı. Altınkum Vapur İskelesinin bulunduğu noktada idi. Sıra taşların en uç noktasında ise tahtadan basit bir iskele vardı. Bütün yüklemeler buradan yapılırdı. Sıra taşların bulunduğu yerin arkasında küçük bir vadi vardı. Burada (Askeri Kışla) denilen tek katlı ahşap bir bina bulunmakta idi. Cephaneler bu binanın duvarları arasında ve yer döşemeleri altında gizlenmekte idi. Ayrıca Rumeli Kavağı’ndan çıkarken sahilde hangarımsı bir bina vardı. Orada on beşlik piyade topları vardı. Onları yaklaşık altı kişi sürüklerdik. Dinlenme yerimiz ise oradaki küçük bir mezarlık yeri idi.  

Cephanelerin karşı kıyıya geçirilmesi balıkçı tekneleri ile yapılmakta idi. Gürültü çıkarttığı için motor çalıştırılmaz, sadece kürek kullanılırdı. Bu esnalarda İngiliz Savaş gemileri’nin projektörleri gece karanlığında denizi taramakta idi. Projektörün üstümüze denk düşmesinde hiç kıpırdamadan durulması ve hedef olunmamasına dikkat ediliyordu. 

O dönemler hatırladığım kişiler olarak; Rumeli Kavağı’ndan Anadolu Kavağı’na doğru silah ve cephane kaçırılışında yetişkin kişiler arasında (Kiraz Halil) vardı. Bir de (Polis Süleyman) vardı. Yenimahalle’de bir Rum’u vurmuştu. Bu arada cephane yüklemeleri esnasında (Haydi Çocuklar) diye bizlere gayret veren (Recep Peker)’i çok iyi hatırlıyorum. 

(1909) DOĞUMLU SAİM UREL KAYNAKLI BİLGİLER 

Anadoluhisarı’nda (Balıkçı Saim Ağabey) olarak bilinen (1909) doğumlu Saim Urel’den tanıklar  huzurundaki imzası karşılığında derlenen (05 Mayıs 1984) tarihli yazılı kaynaktan edinilen bilgilere göre; 

İşgal dönemlerinde Anadoluhisarı’nın dört bir yanında çarşaf gibi asılı Yunan Bayraklarını şimdi dahi görür gibi oluyorum. Önceden (Kuvayi İnzibatiye) diye çıkanların sonradan (Kuvayi Milliye)’ye iltihak ettiklerini de hatırlıyorum. Rum çeteleri Ayazma üstüne tesadüf eden dağlardan (Caarefour arkası) doğru köyümüze baskın yaparlardı. Bizim köyümüzde ise eli silah tutan herkesin bu çetelere karşı mücadeleye giriştiklerini biliyorum. O dönemler silahlar Küçüksu Deresi kıyısındaki (Balıkçı Ahmet) beye ait kayıkhanede saklanır. Gizli toplantılar ise Göksu deresi kıyısındaki (İlyas Kaptan)’ın kahvesinde yapılırdı. 

İSTİKLAL SAVAŞININ KAZANILMASI VE CUMHURİYET DÖNEMİNE KAVUŞULMASINI İZLEYEN İLK GÜNLERDE ANADOLUHİSARI 

Mehmet Nida Kazancıbaşı’nın (09 Ocak 1983) tarihli tanıklar huzurunda imzası karşılığında derlenmiş bilgilerin son bölümündeki açıklamada; 

İstiklal Savaşı’nın bitiminden sonra ise yeniden toparlanılmaya başlandı. Ancak, Anadoluhisarı İdman Yurdu Spor Kulübü, sinesinde yetiştirdiği sporcu evlatlarının çoğunu Çanakkale ve İstiklal Savaşları’nda şehit vermişti. Ortada çoluk çocuktan başka kimse kalmamıştı.  Büyük harp geçirmiştik. Herkes şaşkındı)

Anahtar Kelimeler: Ferda Kazancıbaşı, Dost beykoz, Akbaba, Anadoluhisarı

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"