Kültür

İstanbul’daki ilk yapımız: Güzelcehisar

İstanbul’daki ilk yapımız: Güzelcehisar
2014.12.21 00:00
| | |
4703

Güzelcehisar’ın yapım tarihi konusunda bazı farklı yorumlar vardır. Âşık Paşazâde H. 793/1390-91 tarihini verirken, Nişancı Mehmed Paşa H.797/1394-95 tarihinde yapıldığını söyler.

Anlaşılan İstanbul’daki ilk yapımızın kesin yapılış tarihini net olarak tespit edebilmek için detaylı araştırmalar yapılması gerekmektedir...

Daha sonraları Asya’nın “Tatlı Suları” adıyla anılacak olan, Göksu’ya yerleşmemiz Sultan Yıldırım Bayezid’in 1395 veya en geç 1397’de İstanbul kuşatması sırasındadır. Âşık Paşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân isimli eserinde “Padişah büyük bir Ordu toplayarak İstanbul üzerine geldi.Kocaeli’nden Yoros’a çıktı. Ayrıca Yahşi Bey’i gönderdi. Şile’ye gelip anlaşarak şehri aldı. Padişah Yoros’a geçti. Sonra Boğazkesen’in üst yanında bir hisar yaptı; ona Güzelcehisar derler. Kale tamamlanınca içine asker koyarak kuvvetli şekilde kapattı” diyerek, Anadoluhisarı’ndan bahseder.

Güzelcehisar’ın yapım tarihi konusunda bazı farklı yorumlar vardır. Âşık Paşazâde H. 793/1390-91 tarihini verirken, Nişancı Mehmed Paşa H.797/1394-95 tarihinde yapıldığını söyler. Anlaşılan İstanbul’daki ilk yapımızın kesin yapılış tarihini net olarak tespit edebilmek için detaylı araştırmalar yapılması gerekmektedir...

İlk yapıldığı dönemde Güzelcehisar adıyla anılan yapı, sonraları değişik isimlerle de anılır. Neşri tarihinde Gözlüce Hisar olarak geçer. Fatih Sultan Mehmed döneminde ise Yenice Kal’a denilmektedir. Hoca Sadeddin Efendi ise Akça Kala ismini tercih eder.

Boğaziçi’ni süsleyen yapı

Adı ne olursa olsun, Göksu’nun Boğaz’a karıştığı dil üzerinde dere yatağına paralel uzanan kireçtaşı ve şist tabakaları üzerine yapılan bu yapı bir dönem görkemiyle Boğaziçi’ni süsleyen en önemli yapılardan biridir. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı hisarpeçenin iki tarafı deniz, üçüncü tarafı ise dere ile çevrilidir. Zaman içinde Göksu’nun getirdiği alüvyonlar nedeniyle önünde uzun bir dil uzanmış ve günümüzdeki konumuna kavuşmuştur. Boğaz kıyısında yer alan kale geçmişte hemen her yıl badanalandığı için bembeyaz beden duvarları, açık gri renkli, kurşun kaplı külahları ile etkileyici bir görünümü sahiptir. Fotoğraf öncesi dönemlerde iç kale ve burçların üzerlerinde kurşun kaplı külahlar bulunduğunu, çeşitli gravürlerden öğrenmekteyiz. Albert Gabriel’in “Chateaux Turcs du Bosphore” (Paris 1943) isimli kitabında bu gravürlerdeki görünümleri esas alan bir restitüsyon denemesi bulunmaktadır.

 Etrafına evler yapılır
İstanbul’un fethinden sonra askeri açıdan önemini kaybeder. İmparatorluğun tüm Karadeniz’i bir Türk gölü haline getirmesinden sonra Karadeniz’den gelecek tehlikelere karşı şehri korumak gibi bir görevi kalmaz. 17. yüzyılın ortalarında Boğaziçi yerleşmelerini tehdit eden, Don Kazakları akınlarına karşı Rumelikavağı, Anadolukavağı, Garipçe, Rumelifeneri gibi Boğaz başlangıcında yapılan kaleler ise şehri koruma görevini çok daha ileriye taşır. Zaman içinde fonksiyonunu kaybeden tüm yapıların başına gelen unutulmuşluk Güzelcehisar’ın da başına gelir. Küçük bir askeri birliğin bulunduğu kalenin içine ve burçlarının üstüne evler yapılır. Thomas Allom’un, John Lewis’in gravürlerine konu olan bu güzelim evler, fotoğraf dönemine de erişir. Claude Marie Ferrier (1855), Pascal Sebah (1865-70), Abdullah Kardeşler (1870-75), Kargopoulo (1875) çektikleri fotoğraflar ile bu evleri ölümsüzleştirirler. Hisar’ın kuzey yönüne, günümüz iskele meydanının bulunduğu alana Fatih döneminde yapılan küçük mescit, 1700’lü yıllarda bu kere zeminden yükseltilerek ve büyütülerek, fevkani olarak yenilenir.

30 Ekim 1878 tarihinde meydana gelen büyük Anadoluhisarı yangınında bu pitoreks görüntü büyük ölçüde kaybolur. Kalenin beden duvarları üzerinde yer alan evlerden yalnızca dere yönünde bulunan bir ev kalır. O evde 1971 yılında çıkan bir yangında yok olur. Yüzyılın son dönemi ile 20. yüzyılın başlarında daha önceleri boş olan deniz dili üzerine çok katlı çoğunluğu yalı olan bir dizi yapı yapılır. Güzelcehisar’ın o anıtsal görünümü örtülür. Sanki utanılası bir yapı gibi unutulmaya veya unutturulmaya çalışılır. 1928 yılı Güzelcehisar için tam bir yıkım yılıdır. İstanbul’un Cumhuriyet dönemi sonrası ilk belediye başkanı olan Emin Erkul, Üsküdar Beykoz yolunun yapılması çalışmaları sırasında Göksu üzerine yeni bir betonarme köprü yapılmasına karar verir ve kalenin beden duvarlarının bir bölümü iki yönlü yıkılarak tam ortasında yol geçirilir. İstanbul’daki ilk yapımıza karşı yapılan bu saldırı gerçekten hayret vericidir. Uzun yıllardır Boğaziçi üzerine fikir yürüten hemen hiç kimse bu yapıya karşı yapılanlara ses çıkartmaz, görmezden gelmek sanırım hiç kimseyi rahatsız etmemektedir. Kimse bir dönem yapılan yanlışı düzeltmek için parmağını bile kıpırdatmaz.

Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler: Beykoz, Güzelcehisar, Göksu, Beykoz Haberleri, Akça Kala, Hoca Sadeddin Efendi, Nişancı Mehmed Paşa, Sultan Yıldırım Bayezid

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"