Röportajlar

İstanbul Boğazı'nda Beykozlular - 4

İstanbul Boğazı'nda Beykozlular - 4
2014.07.15 00:00
| | |
12032

Şehir Hatlarında Beykozluların temsilcisi, Sendika Başkan adayı Kaptan Cengiz Uzuner ve Emin Kul Gemisi Güverte Reisi Tekin Özer…

Yazı dizimizin 4. bölümünde Şehir Hatlarında Beykozluların temsilcisi, Sendika Başkan adayı Kaptan Cengiz Uzuner ve Emin Kul Gemisi Güverte Reisi Tekin Özer ile konuştuk…

Sendika Başkan adayı Kaptan Cengiz Uzuner

Kendinizi tanıtırmsınız?

1965 yılında Paşabahçe de doğdum. O gün bu gündür Paşabahçe de ikamet ediyorum. Evliyim 19 yaşında oğlum 15 yaşında kızım var.

Niçin denizcilik kaç yıl oldu?

Aslında denizcilik bilerek ve isteyerek seçtiğim bir meslek değildi, zaten ailemiz de benden başka denizci de yok. O zamanlar ki adıyla İstanbul Denizcilik ve Su ürünleri Meslek Lisesi’nin sınavlarına girdim ve güverte avlama bölümünü kazandım yıl 1980.1983 yılında mezun oldum o gün bu gündür askerlik de dahil denizlerdeyim.

Beykoz ve denizcilik dersek?

Bir zamanlar bu güzel ilçede fabrikalar vardı, saya atölyeleri ve cam dekor atölyeleri hepsi zaman içinde kapandı veya başka yerlere taşındı. Ama 1973 ten beri Beykoz Denizcilik Lisesi dünya denizlerinde ülkemiz bayrağını gururla dalgalandıran genç, donanımlı, eğitimli denizciler yetiştirmeye devam etti ve hala da ediyor. Ben bu durumun bazı çevreler tarafından yeterince takdir edilmediğini ve gereken önemin verilmediğini düşünüyorum.

Peki, Şehir Hatları ve Beykoz dersek neler söylersiniz?

1989 da Şehir Hatlarında çalışmakta olan rahmetli eniştemin tavsiyesi üzerine imtihana girdim ve kazandım. O günden beri çeşitli kademeler de işletmemize hizmet ediyorum. Aynı okul da aynı sınıfta hatta aynı sıra da okuduğumuz birlikte büyüyüp kâh ağlayıp kâh güldüğümüz arkadaşlarımızla, şimdi aynı gemiler de çalışıyor birbirimiz den vardiya alıp vardiya veriyoruz. Zor zamanlarımız da birbirimize destek oluyor aramıza sonradan katılan ve bizden daha alt kademeler de bulunan arkadaşlarımıza destek oluyor onların da mesleki kariyerlerin de ilerlemeleri için elimizden geleni yapıyoruz.

Beykozluların başkan adayıydınız. Sendikal mücadelenizden bahseder misiniz?

Sendikayla tanışmamız şehir hatlarına işe başlamamızla oldu. Zaman içinde çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, harcanan emekle kazancın doğru orantılı olması hak ettiğimiz ilgi ve alakanın bizlere gösterilmesi adına sendikal anlam da bir mücadelemiz oldu. Bu yola makam ve mevki edinmek için değil üzerimiz de vebal hissettiğimiz için, görev ve sorumluluklar adına çıktık. Bu uğurda arkadaşlarımızla olağanüstü zor koşullara rağmen korkunç özverilerle şehir şehir dolaştık yüzlerce insanla görüştük, kendi sendikal anlayışımızı ifade etmeye çalıştık.

Sendika nedir, ne değildir, sendikacı kimdir, kime denir ve sendikadan beklentiler ne olmalıdır?

Sendikacı üye ilişkisi, sendikacı işveren ilişkisi nasıl olmalıdır gibi konular hakkında üyelerimizle istişare de bulunduk, fikirlerimizi paylaştık. Üzülerek ifade etmeliyim ki bu konular da malesef yeterli bilinç seviyesine henüz ulaşmış değiliz. Hala üyeler sendikacıyı işverenden daha çok tehdit olarak algılıyorlar. Sendikayla ters düşerse çıkarlarının zedeleneceğine mesela terfi edemeyeceklerine inanıyorlar. Sendikacımız da üyesini zaman zaman azarlayarak, parmak sallayarak, aba altından sopa göstererek terbiye edeceğine inanıyor.

Malesef mevcut yapı sağlıklı işlemiyor, nasıl ki eğri cetvelden doğru çizgi çıkarmak imkansızsa bu yapıdan da doğru işlerin çıkması imkansız. Bu yapının düzeltilmesi adına mücadelemize bıkmadan usanamadan devam edeceğiz. Artık bu bayrağı daha genç arkadaşlarımıza devretme zamanının geldiğini ve onlarında sorumluluk alarak taşın altına ellerini sokmaları gerektiğini düşünüyorum.

Deniz de başınızdan geçen bir anınızı paylaşırmısınız?

Şehir hatlarında çalışmaya başladığımın ilk yıllarıydı. Adalar'dan 22:30 da Eminönü'ne geldik ve yolcu boşaltıyoruz. Çok geçmeden üstüne yanaştığımız gemiden bağırışlar çığlıklar duydum. Muhtemelen Ortadoğu vatandaşı olan bir aile, çocukları denize düşmüş çaresizce dövünüyorlar ama kimse o düşen çocuk için ne yapabiliriz demiyor. Ben bir yandan onlara bakıyorum bir yandan da refleks olarak gömleğimin düğmelerini çözmeye başladım. Sıra ayakkabılarıma geldi onları da çıkardım hala kimseden bir hareket yok. Hava zifiri karanlık işin doğrusu çok da umudum yok ama gene de denize girdim ilk önce bir şey göremedim, sonra daha dikkatli bakınca geminin arkasına doğru belli belirsiz top a benzer bir şey gördüm batıp çıkıyordu. Yanına doğru yüzdüm. Evet, bu denize düşen çocuktu ve hala nefes alıyordu çok şükür. Çocuğu sıkıca kavrayıp iskeleye çıkardım ve ailesine teslim ettim. Onların o anki mutluluk tablosunu görmek ve buna vesile kılınmak bu güne kadar yaşadığım en güzel anlardan biriydi.

Beykozlu bir kaptan olarak son söylemek istedikleriniz?

Beykozlu hemşerilerime şunu söylemek isterim ki başka bir Beykoz yok. Tarihiyle, kültürüyle, camisi, kilisesiyle, kalesiyle, korusuyla, sabahları Beykoz’dan kalkan 7 gemisiyle, zamanında üç büyüklere kafa tutmuş asırlık çınar ki malesef bu hepimiz için bir utanç vesilesidir, küme düştü. 1908 de kurulmuş Beykoz Spor kulübüyle saysanız sayamazsınız bütün bu değerleri koruyalım sahip çıkalım. Son olarak da hemşerilerimden şunu sorgulamalarını istiyorum. Mevcut siyası iktidarın ya da Büyük Şehir Belediyesinin İstanbul da belki de en çok oyu aldığı yerlerden biri Beykoz’dur. Tersine Beşiktaş ve Kadıköy gibi yerlerden de en az oy almaktadır. Nasıl oluyor da Büyük Şehire bağlı yeni gemiler Beşiktaş ve Kadıköy arasında, Kadıköy-Karaköy, Eminönü Kadıköy arasında çalışıyorlar ya da alınan en yeni otobüsler gene o hatlar da çalışıyor da, Beykoz’a gelen otobüsler birkaç istisna hariç miadını doldurmuş otobüsler oluyorlar. İstanbul un her tarafı delik deşik Kartallara, Kurtköylere, Avcılara Sarıyerlere kazılı yollar, metrolar, metrobüsler yapılıyor da, hala Beykoz a Nuh-u nebi den kalma yollar da yılan gibi kıvrılarak balık istifi taşıyoruz? Ben sadece küçük bir örnek verdim sadece ulaşımla ilgili diğerlerinin neler olduğunu eminim ki sizler daha iyi biliyorsunuz. Son söz: Beykozlu olmak bir ayrıcalıktır sorun şu ki biz bunun yeterince farkında değiliz...

Çok teşekkür ederiz. Allah Selamet versin.

Bende teşekkür ederim. Dost Beykoz'a yayın hayatında başarılar dilerim.

Emin Kul Gemisi Güverte Reisi Tekin Özer

Kendinizi tanıtır mısınız?

1975 Üsküdar doğumluyum. İlk ve orta öğretimi Kavacık  Çamaltı İlköğretim Okulu’nda okudum. İstanbul Denizcilik ve  Su Ürünleri Meslek Lisesi 1992 Güverte - Avlama Bölümü mezunuyum.

Evli ve 1 çocuk babasıyım. Üsküdar'da oturmaktayım. Şehir hatları işletmesinde çalışmaktayım.

Neden denizcilik kaç yıl oldu?

Ağabeyimin Beykoz Denizcilik mezunu olması etkili olmuştur. 199 yılından itibaren denizcilik mesleğini yapmaktayım. Biz mezun olduğumuz sene, işletmemiz kendi bünyesinde staj yapan Beykoz Denizcilik Lisesi öğrencisi olan 5 kişiye staj sonrası iş imkânı sağlamıştı. Bugün hala o beş arkadaşımla birlikte Şehir Hatları vapurlarında çalışıyoruz.

Beykoz ve Denizcilik dersek?

Boğazın en eski yerleşim yerlerinden olan Beykoz'da eskiden beri var olan balıkçılık ve denizcilik bizi de çocukluğumuzda etkisi altına aldı. Denizle olan bağımız yazın boğazda yüzdüğümüz günlere dayanıyor sanırım. Boğazda büyümüş olmanın sağladığı avantajlar bir denizci için, bir Beykozlu için saymakla bitmez. Beykozluları’nda denizin kıymetini bilmeleri gerekir.

Peki, Şehir Hatları ve Beykoz deyince neler söylemek istersiniz?

92 yılında Şehir hatlarına girdiğim zaman bizden eski '86 ve'89 yıllarında işletmemize giren eski mezun abilerimiz vardı. Şehir Hatlarında çalışan Beykoz mezunu sayısı fazla değildi. Ama şu bir gerçek ki Şehir Hatları İşletmesi’nin personelinin büyük bir bölümü artık Beykoz Mezunlarından oluşmaktadır. İşletme artık eski ve yeni mezunların birbirini tanıdığı ve kaynaştığı kurumsal bir çatıdır. Bugün gelinen noktada Beykozlular Şehir Hatları İşletmesinin bel kemiğini oluşturmaktadır diyebiliriz.

Denizde başınızdan geçen ilginç bir olay var mı?

Yaklaşık 20 senedir haliyle unutamadığım birçok olayla karşılaştım. Ama en garibime gideni bir ay önce gerçekleşti. Kabataş-Adalar seferinde Kınalıada iskelesinden kalktıktan sonra personel köşke iki çocuk getirdi. Biri 10 diğeri 5 yaşlarındaydı. Anne Babaları çocukları vapurda unutup Kınalıada'da inmişler. Büyük olan devamlı ağlıyordu buna rağmen küçük olan çocuk hiç bir şey olmamış gibi çok sakindi. Çocuğu teselli ederken nasihat verdim. Oğlum bak sen büyüksün niye ağlıyorsun kardeşine örnek ol dedim. O da bana küçüğün onun dayısı olduğunu söyledi. Daha sonra babasını cep telefonundan aradık haber verdik. Onlarsa önemli bir şey olmamış gibi çocukları Kınalıada ya göndermemizi istediler bizden. Bu olay da bizi güldürmüştür. Dayılığın yaşta değil başta olduğunu öğrendik...

Son olarak Beykozlulara ne söylemek istersiniz?

Benim son söylemek istediğim İstanbulluların, İstanbul'un simgesi ve tarihi kültürünü temsil eden vapurlarına her zaman sahip çıkmasıdır. Gelecekte de, sadece gezilecek bir müze değil de her zaman yenilenen yüzüyle geçmişi geleceğe bağlayan bir seyahat aracı olarak kalması taraftarıyım. Teknolojik gelişmeler olurken değerlerimizi içinde yaşatmış olan bir kültür mirasının değerini de bilmek çocuklarımız için çok önemlidir.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Allah Selamet versin. Pruvanız neta olsun...

Bende teşekkür ederim. Tüm Dost Beykoz okurlarına selamlar...

Özel Söyleşi

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haberleri, Emin Kul Gemisi, Tekin Özer, Cengiz Uzuner, Röportaj


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"