Röportajlar

İstanbul Boğazı'nda Beykozlular - 3

İstanbul Boğazı'nda Beykozlular - 3
2014.07.15 00:00
| | |
14912

Yazı dizimizin 3. bölümünde Hamdi Karahan Gemisi'nin kahramanları ile konuştuk.

Kaptan Feridun Dokgöz

Sizi tanıyabilir miyiz ?

1965 Ocak Beykoz doğumluyum.Beykoz da doğdum Beykoz'da büyüdüm, Beykoz sahilinde denize girdim, çayırda top oynadım. Hala da Beykoz’a oturuyorum.

Denizcilik Mesleğine nasıl başladınız, kaç yıl oldu ?

Beykozlu olduğumuzdan dolayı denizde yetiştik.1979 senesinde sınavlara girdik kazandık.Denizi sevdiğimizden dolayı devam ettik.1982 senesinde armatörde başladım. Diler gemisinde başladım o gün bu gün denizdeyim.

Şehir Hatlarında Beykozlular'ın önemi nedir sizce ?

Bence Beykozlu arkadaşların şehir hatlarında çalışması Şehir Hatları İşletmesi için bir şans. Beykoz da yetişen bir çocuk boğaz çocuğudur.Denizdeki akıntılardan rüzgarına kadar, sahilde ki sığlıklardan topuklara kadar her şeyde bilgisi olan arkadaşlarımız.O tecrübelerini Şehir hatlarına yansıtıyorlar. Bu gün makine arızası hariç kaza olayı olmaması da bunun göstergesidir.Can taşıdığımızın bilincindeyiz ona göre eğitim aldık.Şehir hatlarında çalışan kardeşlerimizin yüzde doksanı armatör gemilerinde çalıştılar.Burada da şehir hatlarının adeti gereği gemicilikten başladılar bizde dahil. Halatından boyasına kadar her işi yaptılar. Kaptan ehliyetleri oldukları halde. Bu yüzden şu an burada Kaptan-Çarkçı olan arkadaşlarımız diğer arkadaşlara nasıl davranacaklarını çok iyi bildiklerinden huzur içinde çalışıyoruz.

Şehir Hatlarının dışarıda ki denizcilikten farkı nedir ?

Eğer sosyal bir insansanız Şehir Hatları çok büyük bir artı. Evcil bir insansanız, çoluk çocuğuna bağlıysanız, bir ayağınız karadaysa burası çok iyi. Armatörde çalışıyorsanız aile tarafınız eksik oluyor.  O bakımdan bizim için çok önemli burası.Öyle ki dışarıda zabitlik yapan arkadaşlarımız burada gemicilik-yağcılıktan başlıyorlar. Kaptanlıktan feragat edip burada halat atarak işe başlıyorsunuz. Oysa ki armatör de bir zile basıyorsun kahven ayağına geliyor. Bu çok büyük bir özveri. Ama bu özverinin karşılığında burada ailenizle, çoluk çocuğunuzla birlikte oluyorsunuz. Bunun içinde Kaptan ehliyeti ile halat atmak kimseyi gocundurmuyor.

Beykoz Denizciler Derneği ve yöneticiliğiniz?

Beykoz Denizciler Derneği deyince kurucu başkanımız Kaptan Hasan Kılıç'ın büyük emekleri var. Çok sıkıntılar çekmişler, ona çok müteşekkiriz. Sağ olsun Allah razı olsun böyle bir dernek kurduğu için. Tabii önceleri biz armatörde olduğumuz için çok gidip gelemiyorduk. Ancak şehir hatlarına girdikten sonra derneğin önemini anladık. Şehir Hatlarında çalışan Beykozlular çoğaldıkça derneğin önemi de arttı. Derneğin yapısı da çok değişti. Daha evvel amatörce kendinden vererek yapılıyordu bu işler. Şimdi Selim Kaptan derneğimizde bir portföy oluşturdu. Profesyonelce çalışılıyor. İnternet üzerinden bugün armatör olan, müdür olan , personel enspektörü olan arkadaşlarla irtibata geçerek, Beykoz'un çocuklarına, Beykoz'un çocuklarının yanında iş buluyorlar.Çok iyi yerlere gidiyor dernek. 15 yöneticisi var derneğimizin.

Beykozlu bir kaptan olarak ne mesaj vermek istersiniz ?

Beykoz'un kıymetini bilmelerini istiyorum.Boğaz'da gezip dolaşıyoruz. Eminönü'nü Karaköy'ü , Kadıköy'ü görüyoruz. İstanbul'un her yeri bir keşmekeş içinde. Beykoz'a gittiğimiz zaman kendimizi cennete gelmiş gibi hissediyoruz. İkincisi Beykoz'un gençleri için; artık fabrikalar kapandı saya atelyeleri iş yerleri azaldı ve denizcilik konusunda bir ivme var okulun gelişerek büyümesi lazım. Beykoz'un yöneticileri bu konuya önem vermeli okulumuza bu konuda destek olmalılar. Beykoz'un çocukları çok çabuk denize adapte olabilecek bir yapıya sahip. Bu konuda yeterli potansiyelimiz var..

Denizde yaşadığınız ilginç bir olayı bizimle paylaşır mısınız ?

1983-84 seneleriydi. Faruk gemisinde çalışıyordum. Bulgaristan Cezayir çalışıyoruz. Çimento taşıyorduk. Denize yeni çıktığım zamanlardı. O zamanlar cep telefonu falan da yok. İstanbul Radyo'dan telsiz telefonla evi arıyorduk.Boğazdan geçeceğimiz zaman eve şu gün şu saatte geçeceğiz diye haber veriyordum. Tabii bizimkiler benim gemim geçerken balkona çıkıyorlar, çarşafları falan sallıyordu annem. Bende o zamanlar denizde yeni olduğumuz için düdük falanda çalamıyorum. Evimi görmek için. Güverteye çıkardım… Biz geçtikten sonra annem anlatıyordu, rahmetli babam kafasını duvarlara vuruyormuş. Tabii evin tek oğlu olduğum için üzülürdü babam. Hiç unutmam bir de yine Libya çalışıyoruz. İlk denize çıkışımdı o zaman. İstanbul’un ışıkları kaybolana kadar seyrettim.O güne kadar evden hiç ayrılmamıştım.6 aylık bir seferdi. Libya'da da sıkıntılı günler oldu. 45 gün demirde kaldık orada. Telsiz kağıdından dolayı gemiyi bağlamışlardı. O zaman sakal bırakmıştım. 40-45 derece sıcaklıkta saçım sakalım iyice sararmıştı. Sefer dönüşü de, evi arayıp geliyorum diye haber veremedim. Sakallı şekilde geldim kapıyı çaldım. Rahmetli babam beni tanıyamadı." Kimi aradın oğlum" dedi. Benim baba dedim. Hemen sonra gidip sakalımı kesmiştim. Yani çok zorlukları olan bir meslek bu ama seversen de çok güzel bir meslek...

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Bende teşekkür ederim. Bu çalışma bir Beykozlu olarak beni çok memnun etti.Başarılar dilerim... 

Atatürk’ü Bandırma Vapuru ile Samsun’a götüren Kaptan İsmail Hakkı Durusu Gemisi

Kaptan Ali Emanet

1967 doğumluyum. Aslen Giresun Göreleliyim.Evli  dört çocuk babasıyım.İki kız iki erkek. Küçük yaşlarda Beykoz’a geldik. Beykoz’da büyüdük. Paşabahçe Ferit İnal mezunuyum. Aynı zamanda 1991 yılında Beykoz Denizcilik Güverte bölümünü bitirdim.Uzun zaman Soğuksu mahallesinde oturdum. Şu an Beykoz Kavacık'ta ikamet etmekteyim.

KAMDER Başkanı seçildiniz hayırlı olsun diyelim...

 Teşekkür ederim. Şehir Hatları Kaptan ve Baş Makinistleri Derneği , kısaca işletmemizde görev yapan kaptan ve baş makinistlerin bir araya gelmesi, sorunlarının giderilmesi için kurulmuş bir dernek. Bu güne kadar tam olarak bu işlevini yerine getirememiş olsa da bundan sonra ki dönemde yeni yönetimde ki arkadaşlarımızla beraber Şehir Hatlarında çalışan arkadaşlarımızın birlik beraberliği için çalışacağız.Bir Beykozlu olarak bu derneğin başkanı seçilmekten onur duydum. Bizi layık gören arkadaşlara teşekkür ediyorum.

İsmail Hakkı Durusu Kimdir ?

İsmail Hakkı Durusu, 19 Mayıs 1919 da  Mustafa Kemal Atatürk'ü Samsun'a götüren meşhurBandırma Vapuru'nun kaptanıdır. Uzun yıllar Osmanlı Donanmasın da kaptanlık yapmış birisidir.

Şehir Hatlarıyla ilgili ne söylemek istersiniz ?

Ben önce İstanbul'dan başlamak isterim.Bana göre Türkiye'nin en büyük ve en güzel şehri. İstanbul bir çok insana göre Dünya'nın en güzel şehri. 20 milyon nüfus yaşıyor bu şehirde. İki kıtayı birbirine bağlıyor. Şirket-i Hayriye'den beri yaklaşık 180 yıldır da burada deniz taşımacılığı yapılıyor. En yoğun deniz taşımacılığının yapıldığı bir yer burası. Dolayısıyla zor bir iş, zor bir çalışma bölgesi burası.Beykozlular ve Beykoz İlçesi Şehir Hatları için çok önemli.1977 den beri mezun veren Denizcilik Lisesi Beykoz'da ve bugün Beykozlular bu işletmede çok önemli görev icra ediyorlar. Bu gün işletmenin bel kemiğini Beykozlu kaptan ve çarkçılar oluşturuyor. Binlerce yolcu taşıyoruz günde. Çok yoğun bir trafik var, transit gemiler,arabalı vapurlar, balıkçılar, deniz otobüsleri, özel yolcu motorları, tabiri caizse Arap saçına dönüşüyor burası. Burada bu güne kadar ciddi bir kaza olmaması burada ki tecrübeye dayanan sistemin doğru olduğunu gösteriyor. Beykozlular da bu gün bu sistemin olmazsa olmazı.Yalnız Şehir Hatları değil, İDO da ve armatör camiasında da Beykozluların önemi çok büyük.Bu gün bir çok denizcilik okulu var ama Beykoz önem sıralamasında bu okullar içinde ilk üçün içindedir.

Unutamadığınız ilginç bir anınızı paylaşır mısınız ?

Tabii anlatayım, sene 90-91 o yıllarda stimli gemilerin birinde gemicilik yapıyorum. Ataköy gemisiydi galiba. Bu gemilerde saat 4,5 -5 civarında stim kazanlarının devreye alınması gerekiyordu. Bizimde gece 03-06 nöbetinde olduğumuz bir geceydi. Makineci arkadaşla birlikte kazanları gemiyi dolaşıyorduk. Birkaç dakika sonra böyle ağır bir ses, bir inleme "yanıyoruuuum" diye bağırıyor. Sağa sola baktık kimse yok. Ama ses 30 saniyede bir tekrar ediyor.Böyle inleme şeklinde. Her yere baktık en son makine dairesine bakalım dedik. Makine dairesine indiğimizde stim yapan kazanın üzerinde bir adamı  yattığını gördük. Alkollü sokaklarda yatan bir şahıs dışarıda hava soğuk olduğu için, gemiye girmiş. Gece seferler bitince kazanlar kapatılıyor ama tabii sıcaklığı sabaha kadar sürdüğü için o sıcak yere gelmiş yatmış. Makineci arkadaşta erkenden kazanları yaktığı için kazanlar ısınmaya başlamış. Adamda sarhoş yerinden kalkamıyor. Elbiseleri falan yanmaya başlamış. Ancak sesini duyabildik. Birkaç kişi daha çağırdık karga-tulumba adamı oradan çıkarabildik. Aldığımız da artık et kokuları gelmeye başlamıştı diyebilirim.

Mesleğe yeni başlayacak olan kardeşlerimize ne tavsiye edersiniz ?

Birincisi bilgi ve tecrübe çok önemli.Makineci demek 24 saat kulağının makine de olması demektir. Makine de çalışırken kendilerini ve arkadaşlarını kollamaları gerekli. İkincisi mesleki ahlakın olması gerekir. Mesleki ahlakı olmayan bir insanın denizcilik örf adetlerine uyum göstermesi düşünülemez. Tabii ki tecrübe çok önemli. Kendilerini iyi yetiştirmeleri ve mesleği sevmeleri lazım. Bu iş çok fazla özveri isteyen bir iştir. Bu özveriyi gösteremezsen 24 saat eşinden evinden ayrı kalamazsın. Tabii burası için konuşuyorum. Dışarı da çalışan arkadaşlar daha çok 24 saatler geçiriyorlar.

Ülkemizde birçok denizcilik okulu açılıyor. Sağlıklı buluyor musunuz ?

Ben böyle mantar biter gibi her yerde denizcilik okulu açılmasını sağlıklı bulmuyorum.Eğitim sağlıklı olmuyor. Çünkü yeterli eğitmenimiz yok.

Çarkçıbaşı Mustafa Çolakoğlu

1967 Rize doğumluyum. Evliyim. İki çocuğum var. Biri kız biri erkek.1984 yılında Halide Edip Lisesini bitirdim.1993 yılında da Beykoz Denizcilik ve Su Ürünleri Meslek Lisesini dışarıdan tamamladım.

Neden bu meslek ve kaç yıl oldu?

22 yıldır denizdeyim. 1989 yılında Şehir Hatları işletmesinde işe başladım. O günden beri bu işin içindeyim. Askerliğimi de bahriyeli olarak yaptım. Bizim denizciliğimiz babadan, dededen geliyor. Babam Şehir Hatlarında İskele Baş Memuru olarak vazife yaptı. İki dedem de kaptandır. Büyükbabam Mustafa Çolakoğlu, Akdeniz Gemisinin kaptanıydı.Annemin babası Şevket Varol da Liman 6 gemisinde kaptanlık yapmıştı. Yani denizcilik aile mesleğimiz diyebiliriz.

Şehir Hatları’nda Beykozluların konumunu nasıl yorumluyorsunuz?

Beykoz Mezunları bugün işletmemizin bel kemiğini oluşturmaktadırlar. Dünyanın en çok sefer yapılan ve en çok insan taşınan yeri burası. Burada çalışmak için tecrübe çok önemli. Beykoz mezunları yıllardır bu işletmede en alttan en üste çıkana kadar hizmet veriyorlar. İşin en ince noktalarına kadar öğreniyorlar. Bu tecrübelerini de çalıştıkları gemilerde gösteriyorlar. Yıllardır bu kadar yoğun çalışma sistemine rağmen İstanbulluları güvenli bir şekilde taşıyan bir işletme oluşumuz da Beykoz Mezunlarının payı inkar edilemez.

Bizim Çayeli'nde ve Sürmene de açılan denizcilik okullarının öğrencileriyle de görüşüyorum.Din Kültürü hocalarının meslek derslerine girebildiğini söylüyorlar.Okulda ki torna makinesini üç yıldır açmadıklarını ifade ediyorlar.Bu şartlarda ne öğrenebiliriz diye de şikayet ediyor çocuklar.Tabii bu sağlıksız bir denizci nesil  yetişmiş oluyor. 

Özel Söyleşi

Anahtar Kelimeler: Beykoz Yerel Haber Sitesi, Feridun Dokgöz, Ali Emanet, İsmail Hakkı Durusu Gemisi, Murat Miniç, Mustafa Çolakoğlu, Röportaj


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"