Makaleler

Hepimiz tekrarı olmayan ciddi bir sınavdayız

27.02.2018 10:04
| | |
4223

Sınav deyince ilk akla, Yazılı veya Sözlü (yani Mülakat) sınavları gelir.

Hem yazılı sınavların, hem de sözlü sınavların kendilerine has özellikleri, kuralları ve yasakları vardır. Sınavlardaki Kurallar ve özellikler:

Sınavın vakit ve saati. 15 Dk. geç gelen sınava alınmaz.

Süresi. Verilen süre ancak mevcut sorulara cevap verecek kadar hesaplanıp kararlaştırılmıştır. Süre dolunca sınav bitirilir.

Makul kıyafet. Diğer sınavdaşlarını tahrik edecek ve dikkatini çekecek kıyafetler yasaktır.

Görevlilere itaat. Görevlilerin her ikazları ciddiye alınacaktır.

Sınavdakilerin dikkatini çekici ve rahatsız edici davranışlar. Yüksek sesle konuşmak, ağız şapırdatarak çiklet çiğnemek, sümkürmek vs. olmamalıdır.

Vs. ... Yani, Sınavların cins ve özelliklerine göre farklılıklar olabilir.

Sınavlardaki Yasaklar:

I. Sınavda kâğıdına veya önüne bakmak yerine, sağa-sola-arkaya bakmak. (İkazı gerektirir.)

II. Sınavda verilen silgi ve kalemi kullanmamak. (Ciddi ikazı gerektirir.)

III. Başkasına yardım etmek ve yardım almak, yani sınavdaşlardan üstün olmak için kopyalamak, hak edenin hakkını alıp onun yerine oturmaya çalışmak. (Elinden kâğıt alınıp, sınavın iptalini gerektirir.)

 

IV. Organize kopya düzeneği ile yakalanmak. (Bir dahaki sınav haklarını da iptal ettirir.)

V. Sınava itiraz edip çıngar çıkarmak. (Polis zoruyla sorgulamayı, sonra da adliyeye sevki gerektirir ve neticeye göre ceza verilir.)

Vasat bir sınavda en az üç görevli bulunur. Birisi sorumlu, diğer iki kişi ise gözcülerdir. Gözcüler sınavdakilerin tüm hareketlerini çok yakından izlerler.

Sınavın en önemli özelliği: Sınav süresini DOLU DOLU kullanmak, tek bir dakikasını bile BOŞ geçirmemektir…

Evet, saygıdeğer dostlarım, emekli bir İL Milli Eğitim Müdürü olan arkadaşımla, onun hatıralarıyla ilgili sohbet ederken, yukarıdaki kural ve cezalar çok dikkatimi çekmişti. Eve gelir gelmez bu konuları ciddiyetle düşünmeğe başladım.

Çünkü ben ve bizler, şu dünya hayatında çok ciddi bir sınavda, yani imtihanda değil miyiz?

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Keriminde, 42 ayrı ayetlerle sınavda olduğumuzu, yani imtihan edildiğimizi ihtar ediyor. Ben sadece birkaç ayetten o kısımları tadımlık olarak arz edeceğim:

Âl-i İmrân, 186.A.: Celâlim hakkı için, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız ve  … (devam ediyor.)

Hûd S., 7. Â.: Ve amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur;…

Mülk S.,2. Â.: Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi sınamak için ölümü de, hayatı da yaratan Odur. …

Enbiya, 35.: Her nefis ölümü tadıcıdır.(2) Bir imtihan olarak sizi şerle de hayırla da deneriz.

İnsan, 2. Â.: Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.

Şu 5 adet ayetlerle, SINAVDA olduğumuz kesin olarak anlaşılıyor. Başka bir delîle ve ispata asla ihtiyaç yok, değil mi?

O halde; yukarıda arz ettiğim sınav kurallarına ve yasaklarına çok daha ciddi bir şekilde tekrar göz atalım: Neredeyse tamamı, bizlerin şu çok ciddi ve kesin sınavımızla örtüşüyor. Birinci kurala göre; namazlarımızda ve diğer ibadetlerimizde, asla geç kalmayacağız, namazlarımız vakti evvelinde kılacağız.

Sınav süresinde (ömür boyu) kimseyi rahatsız etmeyeceğiz, görevlilerin (hakiki din âlimlerinin) her ikazını ciddiye alacağız, helâl malzeme kullanacağız, hile ve haksızlık yapmayacağız. Bizim sınavımızda da iki gözcü ve gözetleyici var, Kirâmen Kâtibîn melekleri.

Bizlerin en çok ihmal ettiğimiz, fakat sınavımızın en önemli maddesi ise; yukarıdaki gibi, Sınav süresini DOLU DOLU kullanmak, tek bir dakikasını bile BOŞ geçirmemektir…”

Buna karşılık ise, Tegâbûn Sûresi, 16. Âyet:
“..O hâlde gücünüz yettiği kadar Allah'tan sakının, (nasihatlerini) dinleyin, (emirlerine) itaat edin, ..”  ilh. Buradaki “gücünüz yettiği kadar”a dikkat… ve ayetin sonunda da “..ancak O'na teslim olan Müslüman olarak can verin!” Yani; ..“sınavı kazanmış olarak huzuruma gelin” buyuruyor. Adeta, “sınavda olduğumuzun BİLİNCİ içinde olarak yaşamamız” emrediliyor.

İşte bizler; ben de dâhil, bu konuda çok gâfil durumdayız. Çevremizdeki çocuk, genç veya  ihtiyar, âni ölümlerden bile hiç ibret almıyoruz. Sınavımızın YARIN da devam edeceğini GARANTİ zannediyor ve her günümüzde genellikle gereksiz boşluklar bırakıyoruz. Veya çok değerli sınav günümüzü, sınavımızla ilgili olmayan gereksiz meşguliyetlerle harcıyoruz.

Yüce Rabbim hepimizi bu bilinç ve idrake ulaştırsın.

Şu Dünya sınavımızı en üstün başarılarla kazanmamızı ve sınav defterimizi Müslüman olarak teslim etmemizi bizlere nasip etsin. İnşaallah…

Çünkü diğer tüm sınavları tekrarı da var, başka alternatifleri de var, fakat şu dünya sınavımızın tekrarı da yok, alternatifi de veya başka bir tercihimiz de YOK…

NETİCESİ ise; kaybedersek yüz sene değil, bin sene değil, milyon-milyar-trilyon sene de değil, EBEDÎ CEHENNEM azapları var. Kazanırsak da yüz sene değil, bin sene değil, milyon-milyar-trilyon sene de değil, EBEDÎ CENNET hayatı ile mükâfatlandırılacağız, inşallah…

Bu his ve duygularımın sizlere de faydası olur ümidiyle ve saygılarımla arz ediyorum…

Anahtar Kelimeler:

reklam
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"