Muharrem ERGÜL
  • 27/08/2023 Son günceleme: 27/08/2023 10:45
  • 6.945

Son günlerde şu sözü sık sık duyuyorum. “Sevdamız Beykoz” kimileri sesini daha da yükselterek “Her şey Beykoz için” diye bağırıp, çağırıp ya da yazıp bu klişe sözlerle ortamlarda varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Dönüp sorsanız onlara “Beykoz için ne yaptınız?” diye. Cek’li cak’lı, miş’li muş’lu içi boş cevaplar alırsınız.

Özellikle de bu sözleri “siyasette yer kapmak için” söyleyenleri gördükçe içim cızz ediyor.

Yaşadığı yerle gönül bağı kurmadan siyaset bağı kuranların “Beykoz Sevdası”, gerçek “Beykoz Sevdalılarının nazarına da bir anlam ifade eder mi bilemiyorum.

Konuyu biraz daha açıp meseleye geleyim.

Bir köye, mahalleye, beldeye veya şehre aidiyet hissetmek ve kendini oralı bellemek ve yaşadığı yere hizmet etmek neredeyse kutsal bir görevdir. Yani, yaşadığın, doyduğun, havasını soluyup suyunu içtiğin yere hizmet vatana hizmettir.

Malumunuz, yaşadığımız Beykoz, 1960 yılından itibaren Anadolu’dan gelen göçlerle büyük bir yerleşim yeri haline geldi.

Dolayısıyla Beykoz’un nüfus yapısı hayli değişti. 1960 yılından önce Beykoz’da yaşayan ailelerden bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar ancak kalmıştır.

İşte Anadolu’nun çeşitli yerlerinden Beykoz’a gelen hemşehri grupları hala Beykozlu  mu olalım yoksa geldiğimiz şehirli mi kalalım diye kararlarını vermiş değiller!

Etrafınıza bir bakın bunu rahatlıkla göreceksiniz. Mahallelerinizdeki hemşehri derneklerinin siyayasetteki rollerini hemşehriliklerinden güç alarak oynadıkları ayan beyan ortadadır.

Hani “Beykoz sevdası”? Hani”Beykoz’luluk”?

Bunda hiçbirimiz masum değiliz. Lafa gelince Beykoz, icraata gelince “Hemşerim sen nerelisin?”

Ya oralıyız ya da Beykoz’lu.

Beykoz’un bu samimiyet’e olan ihtiyacı her geçen gün biraz daha artıyor.

“Sevdamız Beykoz” diyenlerin gerçekten Beykoz sevdalısı olması kalbi temennimdir.

Burada iş yine hemşehri dernelerine düşüyor. Bu dernekler Beykoz’a yabancılaşma yerine, Beykoz Sevdasını arttırmaya çalışırlarsa bu büyük bir kazanım olur. Maddi ve manevi olarak Beykoz’luluğa destek olmak ya da olmamak sınavından bu dernekler mutlaka geçmelidir.

Arkamda şu hemşehri grubu var, bu hemşehri grubu var diyen ehliyetsiz, liyakatsizlerin yaşadığımız yeri dizayn etmelerine fırsat da vermemiş olur bu hemşehri dernekleri.

Herkesin ata, dede toprağını sevmesi, geldiği memleketini sevmesi asla yadırganacak bir durum değildir. Ancak yaşadığı, doyduğu yeri hala benimsememiş olması yadırganacak bir durumdur.

İnancımızda Sıla-i Rahim diye çok güzel bir geleneğimiz vardır. Uzak akrabaları ziyaret iyi ilişkiler kurulması hep tavsiye edilir.

Ancak bu yaşadığın yeri ihmal etmeyi de gerektirmez.

Yaşadığımız yeri sevmek, korumak, benimsemek her birimizin üzerine vazifedir.

İşte bir yere sevdalı olmak bu vazifeyi yerine getirmekle olur. Yoksa hala ben oralıyım, ben buralıyım demekle mesele hallolmuyor.

Vicdanımızı siyasetin yerine koyup hemşehri gruplarını arkamıza alarak Beykoz’lu olamayız. Hemşehri gruplarının da bu konuda daha özenli olması Beykoz’luluklarını test edecektir.

Hep derim hemşehrilik iyi bir duygudur ama ya hemşehricilik öyle mi?

Yazarın Yazıları