“Yeni Sykes–Picot’a Karşı Devlet Aklı: Haziran 2015, tüm dünyaya ilan edilerek tarihe düşülen not:
”
Harita değil, kader çizen bir mücadele
Yeni Sykes–Picot’a Karşı Devlet Aklı: Haziran 2015, tüm dünyaya ilan edilerek tarihe düşülen not:
Ve 10 yıl sonra Haziran 2025’te, İslâm İşbirliği Teşkilâtı Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’dan dünyaya ilan ettiği cümle basit bir diplomatik çıkış değildi:

“Yeni bir Sykes–Picot düzeninin kurulmasına müsaade etmeyeceğiz.”
Bu söz, bir temenniden ziyade tarihî bir pozisyondu.
Zira Ocak 2026 itibarıyla Suriye’den Irak’a, Lübnan’dan Filistin’e uzanan hatta yaşananlar, bölgenin önümüzdeki yüz yılını şekillendirecek yeni bir siyasî dizaynın eşiğinde olduğumuzu açıkça göstermektedir. Ortadoğu’da hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Her değişim, büyük bir mücadelenin sonucudur.
1916 tarihli Sykes–Picot Anlaşması, resmî olarak uygulanmamış olsa bile, Batı sömürgeciliğinin bölgeyi nasıl parçaladığının zihinsel haritasını üretmiştir. Mezhep ve etnisite temelli ayrışmalar, yapay sınırlar, bitmeyen çatışmalar ve sürekli düşman üreten bir düzen… Amaç; istikrarsız ama kontrol edilebilir bir Ortadoğu’ydu.
Bugün aktörler değişmiş, sistem aynı kalmıştır. ABD, Rusya, İsrail ve İran gibi güçlerin dâhil olduğu yeni paylaşım masasında, yine kanın ve kaosun merkezinde Ortadoğu vardır.
Türkiye açısından bu coğrafya, yalnızca bir dış politika alanı değildir. Suriye–Irak havalisi, tarihî, kültürel ve güvenlik boyutlarıyla devletimizin yaşam sahasıdır. Burada yaşanan her gelişme, Türkiye’yi doğrudan etkiler. Bu nedenle “Vatan toprağı kutsaldır” anlayışı, sınırların ötesini de kapsayan bir devlet aklıyla tamamlanmak zorundadır.
Türkiye, bu bilinçle hareket etmiştir.
Önce içeride terörle mücadele kazanılmış, örgütlerin insan ve lojistik kaynakları kurutulmuştur. Sınır hatları tahkim edilmiş, ardından Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekâtı’yla terör yuvaları dağıtılmıştır. Erbil’le kurulan makul ilişki, terörle mesafeli bir çizgiye evrilmiştir.
Suriye’de ise Türkiye, sahayı şekillendiren ana aktör olmuştur. Muhalif unsurların dağınıklığı giderilmiş, Özgür Suriye Ordusu bir disiplin altında toplanmıştır. Güvenli bölgeler oluşturulmuş, İdlib’den Halep’e uzanan hat korunmuş ve nihayetinde Esad rejimi tarihe karışmıştır.
Ancak bu süreçte PKK/PYD/YPG unsurlarının, “DEAŞ’la mücadele” kisvesi altında Suriye’nin kuzeyinde işgalci bir yapı kurduğu da unutulmamalıdır. Petrol ve su kaynaklarına el konulmuş, bölgenin asli unsurları zorla göçe tabi tutulmuştur. Türkiye’ye karşı açık tehditlere varan bu küstahlık, devlet aklının sabrını zorlamıştır.
Aralık 2024’te Suriye Devrimi’nin başarıya ulaşması ve ardından gelen 10 Mart 2025 mutabakatı, bu yapının sona erdirilmesinin yolunu açmıştır. Kendini dokunulmaz zanneden terör yapıları, Türkiye’nin kararlı iradesi karşısında dağıtılmıştır.
Bu sürecin iç cephedeki karşılığı ise “Terörsüz Türkiye” anlayışıdır. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu bu irade, toplumsal karşılık bulmuş; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapsayıcı dili, Dışişleri ve MİT’in koordineli çalışmalarıyla iç barışın zemini güçlenmiştir.
Bugün Türkiye; Suriye’de dost bir yönetimle, bölgede artan diplomatik etkinliğiyle, Afrika’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir alanda söz söyleyen bir devlettir. ABD’nin odağını Çin’e çevirmesi, İsrail’in meşruiyet kaybı, Rusya’nın Ukrayna’da yıpranması, İran’ın iç baskıları gibi gelişmeler de bu tabloyu desteklemektedir.
Uluslararası siyaset akışkandır. Kazanımlar korunur, kayıplar telafi edilir. Ancak son on yılda Cumhur İttifakı’yla inşa edilen stratejik hat, Türkiye’yi tarihî bir eşiğe taşımıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli, artık günlük siyasetin ötesinde, devlet sürekliliğini temsil eden iki isimdir. Onları anlamak istemeyenler olabilir; fakat tarih, sonuçlara bakar.
Bugün Türkiye yükseliyorsa, bu milletin feraseti ve devlet aklının sabrıyla iki büyük liderin kararlı duruşu, stratejik okumaları ve elbette kader ve keder birlikteliğindeki uyum sayesindedir.
Dirlik vahdettendir.
Ve bu vahdet bozulmayacaktır.
Vesselâm.
YORUMLAR