Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK

Güllü kızı TUĞYAN, İsmiyle müsemma…

Evet, aylardan beri tüm haber bültenlerini meşgul eden, GÜLLÜ’NÜN kızı Tuğyan’dan bahsediyorum...

Güllü kızı TUĞYAN, İsmiyle müsemma…

Evet, aylardan beri tüm haber bültenlerini meşgul eden, GÜLLÜ’NÜN kızı Tuğyan’dan bahsediyorum…

Bu konunun hem hukuki boyutları, hem de sosyal ve dramatik boyutları, TV programlarında fazlasıyla konuşuldu ve tartışıldı.

Bendeniz ise ihmal edilen, başka bir yönünü nazarlara vermek istiyorum.

Şöyle ki:

Konunun uzmanları, çocuklara isim konulurken, çok dikkatli olunmasını hararetle tavsiye ediyorlar. Çünkü “konulan isim müsemmayı (ismin anlamını) çağrıştırır, çeker ve müsemmanın (isminin anlamının) etkisi altında kalınır, hâl ve tavırlar alır diyorlar.

  • Halk arasında, İSİM konusunda, maalesef yanlış bir telâkki var.

“Kur’ânda geçen isimler konulmalı” derken, anlamları pek dikkate alınmıyor.

Meselâ “Kezban” ismi Kur’ânda çok geçer. Telâffuzu hoş geldiği için de KIZ çocuklara bu isim konulur. Oysa anlamı “YALANCI” demektir. Tuğyan ismi de böyle…

Bu kısa girizgâhtan sonra gelelim, Güllü’nün kızı TUĞYAN ismine:

Kur’an-ı Kerimde 39 defa geçen TUĞYAN = “Azgınlık göstererek haddi aşmak, Allah’ın koyduğu sınırları ve ölçüleri çiğnemek. Zulüm ve Zorbalık: Başkalarına karşı haksızlık ve baskı yapmak” anlamlarını taşıyor.

Tuğyan, Ermeni’ce de bile “İSYÂN ve BAŞKALDIRI” anlamlarına geliyor.

Hz. Muhammed (SAV) Efendimizin, “Evlâtlarımıza güzel isimler koymak, onların bizim üzerimizdeki bir hakkıdır. Öyleyse ey Müminler! Evlâtlarınıza güzel isimler koyunuz!” buyurması çok anmalıdır.

TUĞYAN hakkında, BELGESEL YANSIMALAR:

Güllü’nün eski patronu Ferdi Aydın, İHA muhabirine, Tuğyan hakkında ilginç açıklamalarda bulundu.

-“Bu kadın, yasaklı madde kullanan, şiddet eğilimi olan ve çocuğunu döven bir kadındır.

Bunu defalarca söyledim. Bu kadın bir katil. Bu kadını kimse savunmasın. Bu kadın, en yüksek cezayı alması lâzım. Bir anneyi öldürdü. Dosyada birçok şahit var. Bu şahitlerin hepsi, annesini öldürmek için kiralık katil aradığını söylüyor. Ses kayıtları ve itiraf videoları var” dedi. Aynı itirafları, birçok TV.’UN canlı yayınlarında da söyledi…

Bircan isimli bir bayan da Beyaz TV’de: “Tuğyan bana, annemi ben ittim, pişmanım” itirafında bulundu dedi. Hatta daha önceleri; “annemi arabaya alıp, uçurumdan aşağı süreceğim” deyince biz, “ama sen de öleceksin” dedik, O ise “olsun, ben de öleceksem, öleyim” dedi. Tuğyan’ı o zaman biz İKNÂ ederek, vazgeçirmiştik, dedi… (Esra Ezmeci-Yeni baştan)

Şimdi, tekrar yukarıdaki Tuğyan ismin anlamına bakalım ve Lütfen düşünelim:

TUĞYAN, İsmiyle tamamen müsemma değil mi?

Bizim bu konuyu ele almamızın esas sebebi; evlâtlarımıza İSİM koyarken, Kâinatın Efendisi olan Hz. Muhammedin SAV ve konu uzmanlarının tavsiyelerine göre, titizlikle harekete DİKKAT çekmektir. Adliyeye ve yargıya intikal etmiş olan, Tuğyan’ın ahvâli asla değil…

Yani, telâffuzu hoş geliyor diye veya modern havası için, problemli isimlerin konulmamasıdır.

Benim çok yakın bir dostum, yıllar önce bana; oğlu ile çocukluğundan beri birtakım problemler yaşadığını, söylemişti. Olgunluk yaşına geldikten sonra da şeytani bir müzisyenle takılmaya başlamış. Namazı, niyazı ve dinî sohbetleri terk etmiş.

Babası bu problemi, isim konusunda ihtisas yapmış Bursa’daki bir uzmana açmış. O uzman, “gencin, isminin tesiri ve etkisi altında kaldığını” söyleyerek, tavsiye ettiği yeni bir ismi koymuşlar. Kısa bir zaman sonra çocuk, o tür müzikten de, o ortamdan da nefret etmeye başlamış. Tekrar 5 vakit namazlarını kılmaya ve dinî sohbetlere gitmeye başlamış.

Hatta bu yazımda ondan bahsedeceğim için babasını aradığımda, o oğlunun “önemli toplantılarda, imamlık bile yapmaya başladığını”, sevinerek bana söyledi.

Bu konuda o kadar çok örnekler var ki.

Fakat girizgâhtaki uzmanların; “kişiler, isminin anlamına göre hâl ve tavırlar alır” iddiaları net anlaşıldığına göre, köşe yazısı sınırlarını daha fazla zorlamaya da gerek kalmadı.

Ünlü yazar dostum Mehmet Ali Bulut hocamın “ELFÂBE” adlı kitabı da, bu konulara bir nebze ışık tutuyor. Bu kitabı, mutlaka internetten alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Vesselâm…

  • ÇOK ÖNEMLİ BİR NOT:

Kişilerin ahvâl ve tavırlarını etkileyen faktör sebepler içinde, İSİMLER elbette önemlidir.

Fakat %oranı çok çok azdır.

Daha onlarca ETKEN FAKTÖRLER var ki, bunları 2-3 hafta önceki, “HARAM LOKMA NESLİ yetiştiriliyor.” “Gençlik, maalesef elden gidiyor” başlıklı köşe yazılarımda ve ‘gayri meşru evlilikler’, “evli oldukları halde, nikâhsızdık sebebiyle gayri meşru çocuklar,” “Allah’a cc isyanlar, Fâiz, kumar, M.E. Bakanlığımızın arızalı eğitimleri, vs.” örnekleriyle ve teferruatıyla açıklamıştım.

  • Lütfen, aşağıdaki arşivden açarak, tekrar inceleyiniz…
A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK HAKKINDA

A. Raif ÖZTÜRK... 20 Nisan 1950 yılında Tekirdağ Çorlu’da doğan Raif Öztürk, ilkokulu Çatalca’da okudu. O dönemin şartlarına göre eğitimini ve iş yaşantısını birlikte sürdürmeyi hedefleyen A. Raif Öztürk, Meslekî Ortaokulu Paşabahçe’de sürdürerek, Sultanahmet Meslek Lisesi’nde özel olarak Makine Yüksek Teknik Ressamlığa devam etti. Türkiye Şişe ve Cam fabrikalarında 26 sene ‘Robotik ve Tam Otomatik Makineler Üretim Hattı Makine Teknisyenliği’ & Fabrika Vardiya amirliği yaptı. ‘Özel Araştırma, Geliştirme ve Eğitmen’ (ARGE) görevlisi olarak 1980’de İngiltere’ye, 1986 yılında da Japonya’ya giden yazarımız, dönüşünde de Meslek Lisesi mezunlarına, (Üretim makinaları, Kalite çemberleri ve beyin fırtınası teknikleri hakkında) iş programlamaları, eğitmenlik, rehberlik ve liderlik dersleri verdi. 1990 yılında Türkiye Şişe Cam Fabrikalarından kendi isteğiyle emekli olan A. Raif Öztürk, Öz Emek Spor Ltd. Şt. Mağazalarını açarak, hâlen işletmeye devam etmektedir. 1990’lı yıllarda bir yıl Diksiyon, bir yıl Osmanlıca, iki yıl da Arapça eğitim alan Öztürk, Halen (1962’den beri) Beykoz, Kavacık’ta ikamet etmektedir. Hiç Kur’ân bilmeyen 30-40 kişiye; aynı anda ve 10 Saatte Kur’ân öğretme uzmanı olan yazarımız, 2014 yılında Sakarya Üniversitesinden “Eğitimciye Eğitim” adıyla eğitim aldıktan sonra, “DEĞERLER EĞİTİMİ UZMANI” sertifikası kazanarak, Beykoz Milli Eğitim Müdürlüğünde ve ülkenin çeşitli illerinde 6 yıldan beri konferanslar ve görsel seminerler vermektedir. Yazarımızın, 2002 yılından bu yana; ‘Fikir Bahçesinden BİR DEMET’, “Derdim bana DERMAN imiş”, ‘Biyoenerji ve Kozmik Bilimin ışığında ŞİFA OLAYI’ adlı Belgesel, tevhid ve tefekkür içerikli kitapları yayınlandı. Sn. Öztürk Ulusal ve Uluslararası Sempozyumlarda, 2015’te Kastamonu Üniversitesinde ve 2018’de Ukrayna Üniversitesindeki sunumlarda kürsü almış olup, hâlen köşe yazılarına ve Kitap çalışmalarına devam etmektedir. 2006 Yılından beri “Dost Beykoz Ailesi” mensubudur…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

ÇOK OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER