Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Muharrem ERGÜL
Muharrem ERGÜL

Formanıza sahip çıkın

Uruguaylı yazar Eduardo Galeano, “Gölgede ve Güneşte Futbol” adlı kitabında futbolu, toplum, iktidar ve halk ilişkilerinin bir metaforu olarak anlatırken, kitabın özeti olan şu benzetmeyi sık sık yapar.

Formanıza sahip çıkın

Uruguaylı yazar Eduardo Galeano, “Gölgede ve Güneşte Futbol” adlı kitabında futbolu, toplum, iktidar ve halk ilişkilerinin bir metaforu olarak anlatırken, kitabın özeti olan şu benzetmeyi sık sık yapar.

“Egemenlerle halkın mücadelesi bir futbol maçına benzer, ancak” der. Burada biraz duralım.

Eduardo Galeano, futbolu bir spor olarak değil, toplumun ve iktidar ilişkilerinin bir aynası olarak görür. Bu nedenle futbolu sık sık siyaset, halk ve yönetimler arasındaki ilişkilerin bir yansıması olarak değerlendir.

Eduardo Galeano “egemenlerle halkın mücadelesini bir futbol maçına” benzetirken sözünü burada bitirmez. Evet der, “egemenlerle, halkın mücadelesi bir futbol maçına benzer.” Ancak maç düz bir sahada oynanmaz. Eğik bir sahada oynanır, hem de oldukça eğik bir sahadır bu.

Üst taraftaki kale egemenlerin alt taraftaki kale halkındır.

Üst tarafta malum egemenler, sermaye sahipleri, gücü elinde tutanlar, siz buna yöneticileri de ekleyin. Bu kesimin sayıları sınırlıdır.

Alt taraftaki kale halkın kalesidir. Halkın takımının sayısı yüz binler, belki milyonlarcadır. Sahadaki eğim çok fazla olduğundan sürekli olarak üst taraftaki egemenlerin takımı, alt taraftaki halkın kalesine gol atmaktadırlar. Top bir türlü rakip sahaya bile geçirilemez. Üst taraftaki kaleye gol atmak neredeyse imkânsızdır. Maçta neredeyse bitmek üzeredir ki, alt taraftaki takımdan yürekli birisi tam bir kahraman gibi topu alıp santra çizgisini geçer ve rakip takımın kale sahasına girer, kaleciyi de çalımlar. Artık boş kaleyle karşı karşıyadır. Tam o esnada golü atacağı zaman ne olur biliyor musunuz?

Eduardo Galeano, burada biraz ara verir ve durur.  Durur çünkü gol olmadan söyleyecek o kadar söz vardır ki.

Şimdi biraz da ben devam edeyim. Eline imkân ve güç geçen insanların nasıl bir anda başkalaşıma uğradıklarını hepimiz gözlemlemişizdir.

Malum hikâyedir.

Köyüne muhtar seçilen köylünün seçimin ertesi günü bir taşın üzerine çıkarak köylülerine yaptığı meşhur konuşmasındaki, “Ben de dün sizler gibi normal bir insandım. Artık bugün ben bir devletlûyum. Herkes ayağını denk alsın.” deyişi eline her fırsat geçenin bir anda nasıl ceberrutlaştığına güzel bir örnektir.

Ne yazık ki, bu durum hem komik, hem trajik hem de çok acıdır. Üzülerek belirteyim ki hepimizin şahit olduğu bir gerçekliktir de. Bu durumun benzeri birçok olaya her an her yerde rastlamak mümkündür.

Birbirlerine adlarıyla hitabeden arkadaşlardan birinin bir makama gelmesiyle iki arkadaşın bir anda birbirine yabancı olduğuna defalarca şahit olmuşumdur.

Hatta başka iki arkadaştan makam sahibi olanın diğer arkadaşına “ne yani şimdi ikimiz de eşit miyiz?” dediğini duyduğumda nasıl üzüldüğümü anlatamam.

Demek ki dedim Eduardo Galeano boşuna yapmamıştı o benzetmeyi.

“Hani demişti ya, alt kaledeki biri topu alır büyük mücadele sonunda santra çizgisini geçer, rakip kale sahasına girer, kaleciyi de çalımlar. Boş kaleyle karşı karşıya kalır diye.”

İşte o anda beklenmedik bir şey olur. Tribünlerdeki seyirciler çılgınca alkışlamaktadırlar golü atacak olan futbolcularını. Adeta kıyamet kopmaktadır.

Eduardo Galeano devam eder.

“Halkın takımının gayretli futbolcusu tam golü atacağı esnada golü atmaktan vazgeçer. Formasını değiştirip karşı takıma geçer ve topu bu kez halkın kalesi olan alt kaleye doğru hırsla gönderir.” Herkes şoktadır.

Ne yazık ki, maalesef içinden çıktığı toplumu inkâr eden, eline imkân geçince onları küçümseyen, onlar gibi olmaktan adeta utanan insanları gördükçe Eduardo Galeano’nun ne kadar haklı olduğunu çok iyi anladım.

Eduardo Galeano’nun egemenler olarak kastettiğini yöneticiler olarak anlarsak, yöneticilerin halkla temasının bu futbol örneğine benzediği toplumların mutsuz olduklarını yakinen bilenlerdenim.

Oysa tıpkı futbol maçlarındaki adaletsizlikler gibi, yöneten ve yönetilenler arasında iyi ilişkiler, sınıfsal farklılıkların en aza indirilmesi, şeffaf yönetim ilkeleri toplumu daha mutlu edecektir. Yoksa forma değiştirip başka bir kimliğe bürünmek kimseye şan ve şeref kazandırmaz. Tarih bu tür yaklaşımları her zaman kara bir sayfa olarak sunmuştur bizlere.

Maç oynanırken forma değiştirip hısım iken hasım olmaktan kaçınmak toplumu daha birbirine yaklaştırır.

Demek ki neymiş? Forma değiştirmeyi zamanında yapmak gerekir. Yoksa meşhur sözdür.

“Su-i misal emsal olmaz.” Zülfiyare dokunmadan varın siz anlayın…

Kalın sağlıcakla

Muharrem ERGÜL
Muharrem ERGÜL HAKKINDA

Aslen Kuzey Kafkas göçmeni. Aile Trabzon ve Ordu kökenli. Beykoz doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Beykoz’da yaptı. Yüksek öğrenimini Marmara Üniversitesinde tamamladı. Beykoz Paşabahçe Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliği yaptı. (1980-1982) Ardından aynı okulda Müdür Yardımcılığı yaptı. (1983) Daha sonra müdürlük sınavlarını kazanarak; Beykoz Anadoluhisarı Ortaokulu Müdürü oldu. (1984) 1987 yılında kamu görevinden ayrılarak özel sektöre geçti. Birleşik Yayın Dağıtım Şirketi Genel Müdürü oldu. İki yıl bu görevi sürdürdü. Aynı görevine paralel olarak, Türkiye’nin ilk ve saygın kitap dergilerinden biri olan “KİTAP DERGİSİ’NİN” editörlüğünü yaptı. 1989 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol’un davetiyle yeniden Kamu görevine döndü. Milli Eğitim Bakanlığı Müşavirliği yaptı. (1989-1991) Bakan değişiminden sonra Milli Eğitim Bakanlığı Devlet Kitapları Genel Müdür Yardımcılığına atandı. (1990-1993) 1993 yılında Beykoz Milli Eğitim Müdürü oldu. 1994 yerel seçimlerinden sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Özel Kalem Müdürü oldu. (1999) Ardından 2004 yılındaki yerel seçimlerde Ak Parti’den Beykoz Belediye Başkanlığı’na aday oldu. Yüksek oranda bir oy alarak “AK PARTİ’NİN” ilk Beykoz Belediye Başkanı seçildi. 2009 yerel seçimlerinde aday olamadı. 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Müşavirliğine atandı. 2012 yılından itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Danışmanlığı görevini sürdürmüştür. Eğitimcilik ve yöneticilik dışında Uzun yıllar Kanlıca, Beykoz ve Anadoluhisarı kulüplerinde amatör ve profesyonel olarak futbol oynadı. Yine Beykoz’da birçok sivil toplum kuruluşunda kurucu olarak görev aldı. Yayınlanmış dört kitabı ve yüzlerce makalesi bulunmaktadır. Türkiye’de birçok belediyede yöneticilik dersleri verdi. Yurtiçi ve yurtdışında birçok seminer konferans ve panele katıldı. Halen Beykoz Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliği yapmaktadır. Evli ve üç çocuğu bulunan Muharrem Ergül orta derecede İngilizce bilmektedir. Yaşadığı yer olan Beykoz’dan ve sokağından hiç ayrılmamış olup, Beykoz ve Beykozluluğu İstanbul ve İstanbulluluğuyla özdeşleştirmiş bir Beykoz çocuğudur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

ÇOK OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER