Mert AKDEMİR
  • 20/11/2023 Son günceleme: 20/11/2023 11:04
  • 3.733

Yazıya başlarken siyasilerin ülke gençliğimiz için kurduğu, klişeden öteye gitmeyen süslü ve baştan aşağı yalan kokan cümlelerle başlayabilirdim. Midenizi bulandırmak istemedim.

Aydın’da Zeren E. KYK yurdundaki asansör kazasında yaşamını yitirdi. Asansörün bozuk olduğu yurt yönetimine bildirilmesine rağmen tamir edilmediği için Zeren bugün aramızda değil. Cesur olanlar kendisini Zeren’in anne babası yerine koysun. Evladınızı büyütüp üniversiteye gönderiyorsunuz. Hayaller kuruyorsunuz onunla ilgili, başarı dolu hayaller fakat basit bir ihmalkarlık sonucu size cenazesini gönderiyorlar. Reva mı? Kader deyip geçiştirilmesi normal mi?

Resul A., İzzah Elif K., Sezen Naz R., Ayşegül T., Samet T.

Sadece isimden ibaret görünecekler kâğıt üzerinde biliyorum. Hepsi farklı bir hikâye ile okudukları üniversitenin kapısından girdiler. Muhteşem bir geleceği inşa etmek hevesiyle okuyorlardı.  Lakin bu çocukların hepsi üniversite eğitimi sırasında intihar ederek hayatına son verdiler.

Neden? Ekonomik sıkıntılar altında ezilen akıllı, ilim sahibi üniversite öğrencilerimiz ekonomik buhranı başka bir şehirde ailelerinden uzakta, yalnız başına fakat onlarla birlikte en acı şekilde yaşayarak girdikleri bunalımdan çıkamayıp canlarına kıyıyorlar.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan; Ülkemizde, asgari ücret net 11.402,32 TL olup; bu kapsamda çalışıp aşırı yoksulluk veya açlık sınırı içinde yaşayan kişi bulunmamaktadır.” diyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerinde ise Türkiye’de aşırı yoksulluk çeken ailelerin dahil edildiği Aile Destek Programı’ndan Ocak - Temmuz ayları arasında tam 3.7 Milyon aile faydalanmış görünüyor.

Birbirlerini verdikleri bilgilerle yalanlayan iki bakanlığın hangisinin doğru olduğunu zaten pazara- markete gidince anlıyoruz. 

O üniversite kapılarına bugün olmasa bile yarın bizlerin evlatları da erişecekler. Sizin ekonomik gücünüz yetmez ise ya da yetmediğinde devletimiz devreye girip ‘merak etme ben varım’ diyecek mi, diyor mu? Gözünüz arkada kalmadan ‘benim evladım ben olmasam da her anlamda güvende’ diyebilecek misiniz, diyebiliyor musunuz? Sınavı kazanır kazanmaz burs bulma telaşesine neden düşüyor gençlerimiz?  Üniversite öğrencileri için devlet tarafından verilen kredi ve bursların 2 Bin TL’ye yükseltilmesi çözüyor mu her şeyi?

Üniversite gençliğimizin bu denli sahipsiz bırakılması bilerek yapıldığına inanıyorum. Maalesef ülkemizde üniversiteye girmek kolay. Eksi netle bile öğrenci alan bölümler mevcut. Fakat üniversitede okumak zor. Eğitimin kalitesizliği noktasına hiç girmiyorum.Ekonomik yükünün büyüklüğü yüzünden hiç başlamadan okulu bırakan gençler yok mu? Okul bitmeden ara sınıflarda bırakmak zorunda kalanlar yok mu?Mezun olduktan sonra torpil bulamazlarsa mülakatlarda haksızca eleneceklerini bilmiyorlar mı? Bu gerçeğin hepimiz farkında değil miyiz? 

Peki bu devran hep böyle mi gidecek? Sahipsizlikten okulu bırakacak, ölecek, işsizlikten yuva kuramayıp geleceği göremeyecek halde yaşamaya devam mı edecek gençlerimiz?  Prof. Dr. Ahmet Arslan “Cumhuriyetin dayandığı temel akıldır, demokrasinin dayandığı temel ise iradedir. Bu dünya bu ikisinin arasında gider gelir.” der. Biraz açarsak cumhuriyet aklı ön plana alır. Aklın uygun gördüğü ilkeler toplumu şekillendirir. Akıllılığı gerektirir.  Demokraside ise ülkedeki her türlü insanın tercihi ön plana çıkar. Örneğin Bush. ABD’de seçilmiştir, demokrasinin ürünüdür! Tabi yalanlara dayanarak sebep olduğu Irak Savaşı da bu ürünün sonucudur. Konuyu dağıtmayalım. Demokratik temeller, yani vatandaşın iradesi, sorunların sebebi/kaynağı olmaya başlarsa; vatandaş aklını kullanmaya ya da aklını kullananları takip etmeye başlar. 

Gençlerimizin temsil ettiği nokta budur. Akıldır. Aklın iradeyi belirlediği noktadır. Bu noktaya yaşam şartlarının kötüleşmesini ve çaresizliği de eklersek gençler ‘böyle gitmez’ diyecektir.

Peki aileler çocuklarını sokakta mı buldu? Tabi ki hayır. Gençler sesini, ideolojik sebeplerden değil, ekonomik yıkımlar yüzünden, sahipsiz bırakılmak yüzünden, gelecekleri çalınmasın diye yükselteceği için aileler farkında oldukları bu sorunlar yumağına karşı yükselecek sese hızlıca destek verecektir.

Bu hemen yarın olmayacak kabul; ama günün sonunda ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ aklı daha ağır basacaktır. Birileri tarihin tozlu sayfalarına koltuklarıyla beraber gömülüp gitmeden hemen öncegençlerimiz asansörler de pisipisine ölmeyecek, parasızlıktan intihar etmeyecek, uyuşturucu ve fuhuş batağına düşmeyecek, bir an evvel kapağı yurt dışına atmayı akıllarına bile getirmeyecektir.

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller Türkiye Cumhuriyeti’nde her zaman vardır ve var olacaktır.

 

Yazarın Yazıları
Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz