Makaleler

Evet'çiler ve Hayır'cılar…

2014.07.21 00:00
| | |
28355

CHP Ankara Milletvekili Eşref Erdem, partisinin kesin kararına rağmen 12 Eylül’de Anayasa Referandumu’na “Evet” diyeceğini açıkladı. Erdem’in “neden Evet?” sorusuna verdiği cevap ise son derece çarpıcı;

“12 Mart'ın ve 12 Eylül'den nasibini almış, hapislerde yaşamış demokrat bir siyasi olduğum için "Evet" diyorum. Benim için 12 Eylül darbesinin yeniden tartışılmasına ve ayrıca piyasada, "12 Eylül Anayasası'nın artıkları temizleniyor" laflarının dolaşmasına vesile olduğu için evet diyorum! Bir yurtsever olduğum için evet diyorum. Ve bence CHP'li, MHP'li AKP'li her kim olursa olsun bütün aydın ve demokrat sağduyulu insanların da bu anayasa değişikliğine "Evet" demesi gerekiyor.”

12 Eylül’de yapılacak referandumla oylanacak Anayasa Değişikliği Paketinin siyasi partiler ve belli bazı kesimler tarafından adeta bir kayıkçı kavgasına dönüştürülmesi kime ne yarar sağlar halen anlamış değilim. Cumhuriyetin çimentosu olmuş CHP’nin çiçeği burnunda Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kapı kapı gezerek “Referandum’a Hayır” çağrısı yapmasını doğrusu hiç samimi ve etik bulmuyorum. Hele hele çekince koyduğu o meşhur üç maddede de bir sorun kalmadığı halde. Süreci takip edenler gayet iyi bilir: CHP’nin itiraz ettiği üç madde vardı. Biri mecliste düşerken, diğer iki madde de Anayasa Mahkemesi tarafından önemli ölçüde tıraşlandı. Ama buna rağmen başta CHPGenel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, darbeciler tarafından idam edilen merhum Adnan Menderes’e mezarında takla attırmak pahasına DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk ve PKK’nın siyasi temsilcisi DTP ve İmralı’daki cani referanduma ısrarla “Hayır” diyor.

DTP’yi ve DP’yi bir kenara bırakalım…

CHP ve MHP’nin böyle önemli bir süreci güç savaşına döndürmesi, 12 Eylül’de Anayasadeğişikliğinin değil AK Parti’nin gücünün oylanacağı gibi bir hava oluşturması devlet adamlığının neresine konulabilir?

Sorumluluk sahibi koca koca adamların “Referanduma “Evet” diyen AK Partilidir, “Hayır” diyen değildir” gibi bir hava oluşturma çabası, ne bu ülkeye ne de siyaset kurumuna hiçbir şey kazandırmaz. Son tahlilde siyasilerin bu güç savaşı ülkeye zaman ve enerji kaybettiriyor. Yitip giden fırsatlar ise cabası…  

CHP Ankara Milletvekili Eşref Erdem referandumun güç savaşına döndürülmesini “korkunç bir hata”olarak nitelendirerek,

“Korkunç bir hata yapılıyor. Yanlış! Bu paket elbette benim ideal anayasa değişikliğimi karşılamıyor. Elbette eksikler var. Ama Genç Sivillerin dediği gibi; ‘Yetmez ama evet!’ Ben de aynen öyle diyorum. Tabii ki sol olarak sosyal demokratlar biz çağdaş yepyeni bir anayasa yapmalıyız. Ama yapamıyorsak da birilerinin yaptığına destek vermeliyiz.” diyor.

Sabah gazetesi Yazarı Sevilay Yükselir’le yaptığı röportajın son bölümünde Genel Başkanı Kemal Kılıçadroğlu’nu da eleştiren Erdem,

“Ben Kemal Bey'den umutluydum ilk başta. Çok dürüst, düzgün, halkta sempati uyandıran bir karakteri var. Mustafa Kemal'e bile nasip olmayan bir delege imzasıyla geldi oturdu o koltuğa. Ancak çok kısa zamanda boyun eğdi partideki statükocu zihniyete. Kendi başına düşünemez, söz söyleyemez oldu. "Değiştireceğim" dedi. Neyi değiştirdi CHP'de sorarım size? Sadece Deniz Baykal gitti, yerine Kemal Kılıçdaroğlu geldi. Hala partiyi sürekli sağa kaydıran, sağ politikalarla buluşturmak isteyen statükocu zihniyetin hükümdarlığı sürüyor partide. Yazık değil mi? Madem bu toplum Sayın Kılıçdaroğlu'nu Genel Başkanlığa yakıştırmış. O halde onun da Genel Başkan gibi davranması gerekir! Kendisinden beklenen budur!” cümleleriyle adeta gemileri yaktığının mesajını da veriyor.

Evet… 35 yıldır CHP çatısı altında siyaset yapan, üstelik bir dönem Genel Başkan Yardımcılığı da yapmış bir milletvekili…

Ne söylenebilir ki! Keşke bütün siyasiler bu denli net ve samimi olabilseler. Doğruları söylemek ve savunmak konusunda bu kadar cesur olabilseler. Keşke bu ülkeyi ve insanını daha sıkı kucaklayıp, aydınlık geleceğimiz için demokrasi anıtına bir tuğla da onlar koyabilseler.

Keşke bu ülkenin siyasileri komplekslerinden sıyrılarak kafalarındaki ve yüreklerindeki prangaları kırabilseler…

Vesselam…

Anahtar Kelimeler: Sinan Kavrak, 12 Mart, 12 Eylül, Beykoz

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"