Kültür

Ev, okul ve iş üçgeninde hayat!

Ev, okul ve iş üçgeninde hayat!
27.11.2015 11:37
| | |
2237

Özgür-Der Beykoz Şubesi'nin aylık seminerinin konusu; "Ev, okul ve iş üçgeninde Dünya Hayatı" oldu.

Özgür-Der Beykoz Şubesi'nin aylık seminerinin konusu; "Ev, okul ve iş üçgeninde Dünya Hayatı" oldu.

İsmail Ceyran'ın konuşmacı olduğu programda, aile yaşantısının altı çizilirken, aile içi iletilişim eksikliğine yol açan etkenler üzerinde duruldu.

Ev, okul ve iş üzerinde örneklemeler sunan konuşmacı, "En başta ev, insanın; tabir caizse, ilk anavatanıdır. Ana, babanın refakatinde, velayetinde ve elbette merhamet ve şefkatinde şekillenen 'ev' bir otelden, herkesin ayrı hava çaldığı, ayrı dünyalara yelken açtığı "dört duvar" demek değildir." ifadelerini kullandı.

İsmail Ceyran şöyle konuştu:  

Aynı sofrada buluşulan, aynı odalarda konuşulan, baba ve anne rollerinin gereğince ve layığınca sergilendiği mekandır ev.

Modernizmin geleneksel aile yapımıza dönük saldırılarını çok önemli ve tehlikeli bulmayan nice insanın kaybı, maalesef  kaçınılmaz olarak "iki dünya" için de kayıp olmaktadır. "Ehlinizi/aile fertlerinizi ateşten koruyun" ilahi ikazı derinden hissedilmeden, evlat, ya da aile sevgisinden bahsetmek zor olmalıdır. Bu bakımdan ailecek piknik yapmak, gezmek, eğlenmek kadar, hatta daha fazlası, birlikte namaz kılmaya, birlikte Kur'an okumaya ihtiyacımız vardır. Ne yazık ki, çocuklarımızın falan ya da filan sınav notlarını, ahret yurdu yolundaki sınavımız kadar önemsemiyoruz.

Çocuklarımız ayrı odalarda internet gezinmelerinde, biz ise televizyon başında ömrümüzü tüketiyoruz. 'Sabah namazı ailecek eda edilebiliyor mu'? diye kendimize sormalıyız mesela.

Bol mesajlı telefon hatları

Yaşlılarımız bizim için Allah'tan af ve rahmet vesilesi canlarımız olabiliyor mu? Yoksa işe yaramaz, gereksiz bagajlar gözüyle görülen varlıklar mı? Yine akrabalar birer birer yitiyor mu? Amca, hala, teyze, dayı ve benzerleri bayramdan bayrama bile hatırlanmıyor olabilir mi? Bol mesajlı telefon hatlarından çekilen bir mesaj bütün sorumluluğu üzerimizden kaldırıyor olabilir mi?! Zaten bir müddettir yakınlarımızın ve yakınlıklarımızın çeşitliliğine, zenginliğine ve pek tabii ki gerekliliğine işaret etmeyen "kuzen" benzeri kullanımları sorgusuz, sualsiz kabul ettik! Al-kullan'dan; kullan-at'a uzun ince bir yol...

Küçük çocuğun yediği helal giydiği haramdır

Eskilerin güzel bir tabirleri vardı. Derlerdi ki, "küçük çocukların yediği helal, giydiği haramdır." Yani çocuklarınızın yeme içmelerini eksik etmeyin, ama her ay büyüyen, bir giydiği bir daha üzerine olmayan çocuklarınızda giyim konusunda dikkatli olun. Şimdi küçük-büyük her yaşta insan lüks tüketim peşinde. Markasız hiç bir şey kimseyi kesmiyor. Evine bir eşya almak için sokak sokak, yeni tabirle AVM, AVM gezen Müslümanlar var. Bir küçük eşya için gününü, günlerini fütursuzca harcamaktan kaçınmıyor artık insanlar.

Müslümanlık büyük bir iddiadır

Ama bir programa, mesela böyle bir toplantıya "zaman bulamıyoruz!" Bu biraz tuhaf olmuyor mu, biraz çelişkili durmuyor mu? Oysa Müslümanlık büyük bir iddiadır ve her iddia, iddia sahibince ispat edilmelidir. Zira ispatsız iddianın yolu ve dahi sonu, yalana; hiç değilse yanlışa çıkar.

 

Allah Kur'an'da "zaman"a yemin ediyor. Zaman önemlidir, kıymetlidir. Vakitlerimizi nasıl ve kimlerle geçirdiğimiz de çok önem arz etmektedir. Bu çevremizdekileri de değerli olanlardan seçmek anlamına işaret eder. Biliriz ki, insan fıtraten sosyal bir varlıktır. Normal bir kimse tek başına ve çevreden bağımsız olarak yaşayamaz. Robinson vari bir yaşam, tarzı istisnaidir.

Her insan farklı bir hususiyete sahiptir

 Bizim dünyamızda münzevi bir tarz doğru bulunmaz; bu, doğru da değildir zaten. Kırk koyun alsanız, kırk koyun, bir koyun hususiyetinde, özelliklerinde toplanabilir. Ama kırk değil, iki insan bile değişik özellikler gösterir. Eşref-i mahlukat'tan, esfel-i safiline giden uzun ve köklü bir yol ayrımına rağmen bütün insanlar, insan olarak ayrı kabiliyetlere ve hususiyetlere sahiptir. Bu bakımdan bir kalıba, bir kaba konulamayacak, sokulamayacak kadar girift, kompleks bir yapıya işaret eder insan. "Fark" insan olmanın, zorunlu ve ilahi yazgısına delalettir. Herkes aynı kabiliyet ve kapasitede olsaydı, kim, kime iş yaptırabilirdi? Kim değişik ilgilere, branşlara, mesleklere sahip olabilirdi? Bütün bu değişiklik ilahi bir birliğin, muhtaçlık temelinde iş görmenin imkanlarını ima eder. Bunun özü, iyi kavranılsa bu gün özellikle iş hayatında iş veren, çalışan ilişkilerinde baş gösteren ve efendilik taslamalara kadar giden haksızlıklara dur denilmiş olurdu.

Kıymeti unvana endeksleyen yaklaşım...

Kıymeti, değeri; statüye, unvana, titre endeksleyen yaklaşım, insanı birbirine dost ve kardeş değil, düşman haline sokmuştur. İşlevselliğin, ahlakiliğin yerine geçirildiği bir dünya, okulda da işte de karşımıza çıkarılmaktadır. Herkesin birbirinin kuyusunu kazmaya uğraştığı günümüz yaşamında, güler yüz, yürekten gelen bir merhamete değil, "sırıtan bir maskeye" dönüşmüş gibidir. Bu şekliyle iş hayatı bir tür maskeli balo partisi gibidir. Sanallık sadece hayatın bir yanında, bir yönünde değil; sadece iletişimde, şurada burada değil her yerdedir. Gerçekliğin, sahiciliğin yerini hiç bir zaman tutamayacak bu "gölge oyunu"na karşı durabilmek, bunu da hayatın bütün alanlarında yapmak biz Müslümanların görevidir.

Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haber, ÖZGÜR-DER, İsmail Ceryan, Seminer

1 Yorum
ERDEM ALTUN27.11.2015 17:53:15

Harika ve çok yerinde tespitler, gözlemler. Tebrik ediyorum.

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"