Erdal Öztürk yazdı… Beykoz’da iki efsane

  • Güncelleme: 10.10.2019 22:02
  • Okunma: 8693 kez
  • Yorum: 1
Dost Beykoz yazarı Erdal Öztürk, “Çalıştığım Başkanlar” başlıklı yazı dizisinde bu kez CHP’nin iki önemli ismini kaleme aldı.
Erdal Öztürk yazdı… Beykoz’da iki efsane

Erdal Öztürk, Beykoz Belediyesi’nin bürokratlarından Coşkun Tosun ve CHP’nin efsane ilçe Başkanlarından Hızır Yılmaz ile yaşadıklarını anlattı.

Coşkun Tosun

Coşkun Tosun ile her yerde beraberdik. Yollarımız birçok yerde kesişmişti. Beykoz Belediyesi'nde, Beykoz Haber Gazetesi'nde, Beykozlu Doğu Karadenizliler Derneği'nde CHP Beykoz Yerel Yönetimler Komisyonu'nda velhasıl kelam hayatın her alanında hemen hemen her gün beraber oluyorduk. Beykoz ile ilgili düşüncelerimiz birbiriyle çok örtüşüyordu.

Beykoz Belediyesi'nde 1994-1999 dönem içinde Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Coşkun ismi o dönemlerde duyulmaya, ünlenmeye başladı. 1999-2004 arasında basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Benim de o günlerde kendisiyle olan muhabbetim üst düzeylere çıkmıştı.

Yine o dönemlerde Beykoz'un ilk ve tek gazetesi olan Beykoz Haber Gazetesi'nde bir araya gelmelerimiz çok oluyordu. Beykoz'un her kesiminden siyasi yelpazesinde bulunan ilçe dinamikleriyle gazete ofisinde yaptığımız sohbetler hazine değerindeydi. Ben de gazetenin hem köşe yazarlığını hem de yayın koordinatörlüğünü yapıyordum. Coşkun başkanın düşünceleri Beykoz'a bakış açısı, belediyede antin kuntin işlere bulaşmaması Doğu Karadenizliler'deki STK yöneticiliği, spora bakışı, sevk ve idare yöneticiliğinde becerikli ve etkili oluşu benim bakışımı hep olumlu yönde etkiliyordu.

Beykoz'un böyle bir Belediye Başkanı'na ihtiyacı vardı. CHP içinde Belediye Başkan Adayı olması çok uğraştı. Çok mücadele etti. Tosun'da çok istiyordu. Çok hevesliydi ve çok hazırlıklıydı. 2004'te aday adayı oldu, elimizden geleni yaptık, CHP içindeki egemen güçler ve uzantıları DSP'den CHP'ye geçen Belediye Başkanı Alaattin Köseler'den yana tavır koydu. Yapacak bir şey yoktu.

2004 Yerel seçimlerinde AK Parti'nin rüzgarı ezip geçmişti. Biz ancak 9 tane meclis üyesi çıkarabilmiştik. Yine muhalefet, yine hüsran. Coşkun Tosun ile Beykozlu Doğu Karadenizliler Derneği'nde de bir aradaydık. STK Yöneticiliğinde kendisinden çok şey öğrendim. Düşünceler projeye nasıl dönüşür, projeye dönüşen düşünceler nasıl uygulanır, bu uygulamalarda dernek üyelerinde ve hemşerilere nasıl ulaşılır, hemşerilere ulaşıldığında projeye nasıl dahil olunması sağlanır, organize, düzen, intizam içinde nasıl kendisini yeniler bunlar kolay işler değil. Biz bu mutfaklarda hep bulunduk. Hep sohbetlerimiz başlı başına bir eğitim gibiydi.

Coşkun bey CHP içinde 657 olduğu için hep geri planda kaldı ama hep göbeğinde bulundu. Beykozlu Doğu Karadenizliler Derneği başkanlığından kendi isteğiyle ayrıldı. Çok ısrarlara rağmen kalmadı. Biraz dinlendi, sosyal yaşamdan uzak kaldı gibi oldu lakin bu fazla süremedi. Çubuklu Spor'un Başkanlığına seçildi. Halen bu görevini başarıyla sürdürüyor.

Çubuklu Spor, Tosun Başkanlığı'nda altın günlerini yaşıyor. Ben CHP içinde Coşkun Tosun'un Belediye Başkan Adayı olması için çok çaba sarf edenlerden birisiydim. Bunu geçen zaman dilimlerinde başaramadık. Sonrasında ben CHP'den istifa ettim. Daha sonra AK Parti'ye katıldım, kadere bak ki 2019 yerel seçimlerinde CHP Coşkun Tosun'u Beykoz Belediye Başkan Adayı göstermişti. 25 yıla yakın olan arkadaşıma sadece başarılar dileme seçeneği mevcuttu. Aslında iyi kampanya yürüttü, lakin derinliklere fazla inemedi. Angaje olmayan ilçe dinamiklerine nüfus edemedi. Seçimi kazanabilme emarelerini sokakta hiç göremedik. Lakin bu kadar da fark yiyeceğini hiç tahmin etmemiştim. Bir önceki seçimin üstüne hiç koyamadı. CHP yine 11 Meclis Üyesi çıkarabilmişti. Tabii bunları iyi irdelemek lazım. Ben Coşkun Tosun'u 16 yıl önce görüp, yazıp, çizmiştim.

 CHP bunu 16 yıl sonra görmüştü. Belki de Coşkun Tosun, 16 yıl önceki birikimleri heyecanı ve söylemleri 16 yıl sonra erozyona uğramış olması ihtimali de olabilir. Ne demiş atalarımız demir tavında görüşür. Geç gelen her şey köprünün altından geçen sular gibidir. Coşkun Tosun, Beykoz'un yetiştirdiği önemli isimlerden birisidir. Her zaman böyle bilinecek ve anılacaktır. Arkadaşlığımız her zaman baki kalacaktır.

Son söz, Beykoz'a hizmet etmek siyasetle sınırlı değildir.

Hızır Yılmaz

Hızır Yılmaz ile karşılaşmalarımız 2010 yıllarında CHP içinde başlar. İsmet Konca İlçe Başkanıdır.

Ben Belediye Meclis Üyesi ve CHP Grup Sözcüsüydüm. CHP etkinliklerinde bir Laz uşağı müteahhit devamlı boy gösteriyor. Devamlı CHP'nin toplantılarına sokulmaya çalışıyordu. Belli ki İsmet Konca kendisine yol veriyordu. Bunu fark ediyordum. Konca'nın kapı araladığı isimlere ben de pek çekince koymazdım. Bir gün CHP olarak Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi'nde çok ciddi etkinlik yapıyorduk. Dönemin İl Başkanı Berhan Şimşek de toplantıya katılmıştı. Salon tıklım tıklımdı. Toplantının akışı yönetimi tamamıyla bendeydi. Etkinliğin sonuna doğru Konca yanıma geldi dedi ki "Hızır Yılmaz'a konuşma yapması için söz verelim." Konca'ya "Başkan dedim nasıl olacak konsepte uygun değil ve hiçbir sıfatı yok." diye cevap verdim kendisi de istersem yapabileceğimi ve yapmamı söyledi. Ben de yaptım. Mikrofonu verdim. Aslında güzel etkili bir konuşma yaptı. Orada anladım ki bu adamın hedefleri var. Sonrasında zaman çok şey gösterdi bize.

İsmet Konca, değişik gelişmelerden sonra İlçe Başkanlığı'ndan istifa ederek ayrıldı. Hızır Yılmaz, giderek CHP içinde dinamik isimlerle bir araya gelerek kendisine yer bulmaya çalışıyordu. Farklı bir tarz, farklı bir model ile çekim merkezi oluşturuyordu. Doğu Karadeniz grubu içinde o da bir Doğu Karadenizliydi. Lakin herkesi bir kenara koyup kendisine partinin diğer dinamikleriyle bütünlük sağlamaya çalışıyordu. Bu hiç hoşuma gitmiyordu.

Konca'dan sonra İlçe Başkanlığı'na Nagihan Akan atanmıştı. Hızır, her örgüt toplantısında Nagihan hanımı ezmeye çalışıyordu. İşte orada Yılmaz'a dur demeye ve karşı karşıya gelmeye başladık. Biz o günlerde Meclis Üyelerinin bir kısmı olmasak Nagihan hanıma neredeyse Başkanlık yaptırmayacaktı.

Delege seçimleri yapılmaya başlanmıştı. Parti 2012'de kongre yapacaktı. Belli ki kongre sert geçecekti. O güçlü olan Doğu Karadeniz grubu paramparça olmuştu. Herkes bir taraftaydı. 45 mahalleye sandık konuldu. Bütün delege seçimleri demokratik olarak yapıldı. Bütün delegeler çoğu yerde iki liste çıkarak, seçilerek delege olmuşlardı. Delege seçimleri tamamlandığında fotoğrafa baktım. Seçimleri kazanacak konumumuz vardı. Tecrübeli Meclis Üyeleri olarak Nagihan Akan ile yol yürümeye karar verdik.

Hızır Yılmaz, adaylığını ilk açıklayanlardandı. Arkasında İsmet Konca vardı. Konca arkasını toplayıp, yeni oluşumu yaratırken, hayatta birlikte olmadığı dinamikler ile de Hızır Yılmaz görüşüyordu. Böylece eski yeni bir sinerji oluşturuluyordu. Aydın Düzgün ve arkadaşları Yener Kaya ismini çıkararak çok zengin bir güç dalgası oluşturuluyordu. Seçime Nagihan, Hızır ve Yener girdiğinde seçimi Yener ağabey mutlaka kazanacaktı. Her türlü senaryo değerlendiriliyordu.

Ekibi topladım, Meclis Grubu arkadaşlarımızın dışında Metin Çanak ve Şaban Tören de bizimle çalışıyordu. Şaban ağabeye dedim ki, "Seçimi alabilmemiz için Şevket Arıkan'ın aday olması gerekiyor. Burada sana görev düşüyor. Şevket Arıkan'ı yokla, onun içinde birçok kırıntı vardır, hele bir gıdıkla" dedim.

Şaban Başkan üstlendiği bu görevi başardı ve Şevket Arıkan'da aday oldu. Şimdi dengeler rayına girmişti, Yener Kaya ve arkasındaki dinamiklerin önemli bir kısmı Şevket Arıkan'a geçmişti. Benim kongre hesaplarıma göre artık kongreyi kazanmamızın yolu açılmıştı. İyi çalıştık, iyi hazırlandık.

Başkan Adayımızın yer yer ciddi hataları oluyordu. Kongrede ona hazırladığım konuşmayı yapmadı. Farklı bir konuşma yaptı ve çok tutuktu. Hızır Yılmaz düşenleri iyi topladı. Her kesimin delegelerinden yönetim yaptı. Ben en ciddi rakip gördüm Yener Kaya'yı destekleyenlere karşı vuruş yaptım. CHP Beykoz, kongre tarihinin en hırslı, en hareketli en heyecanlı kongresiydi. Benim için de bir ilkti bu kongre aday değildim ama var gücümle Nagihan Akan için çalışıyordum.

İlk kez İsmet Konca ile karşı karşıya geldim. Konca da aday değildi ve var gücüyle Hızır Yılmaz'ı destekliyordu. Sonuç, Hızır Yılmaz bir oyla kazanarak İlçe Başkanı seçiliyordu. Nagihan Akan bir oyla İlçe Başkanlığını kaybetti. Şevket Arıkan sanırım 5-6 oy farkıyla üçüncü, Yener Kaya'da 10-15 farkla sonuncu olmuştu. Dolayısıyla bende İsmet Konca gibi bir ustaya bir oyla kaybetmiştim.

Hızır Yılmaz, İlçe Başkanı Koltuğuna oturduğunda ben CHP Meclis gurubunda grup başkanvekiliydim. Bir müddet beraber çalıştık. Aslında Hızır Yılmaz'ın birlikte geldiği yönetim listesi Şevket Arıkan ve Yener Kaya'nın listesine göre bana daha çok yakındı. Lakin o yönetimdekilerde bir başka havaya girmişti. Hızır başkan, farklı bir ilçe başkanı profili çiziyordu. Her gittiği yerde olay oluyor, hareket oluyor, heyecan oluyordu. Ya çok iyi yapıyordu, ya çok kötü yapıyordu. Hiç ortası yoktu. Baktım ki yardıma ihtiyacı var. Denedim olmadı. Bize Meclis Grubuna diş geçiremedi. Çoğunluk bizdeydi.

Baktım ki Belediye Başkanlığını düşünüyor iyi kötü ama düzgünce giden ilişkimiz içinde dedim ki, "Çok para harcıyorsun, belediye başkanlığını düşünüyorsun, senden belediye başkanı olmaz, sen gel ilçe başkanı kal, Coşkun Tosun'u aday çıkaralım." Aman Allah'ım kıyamet koptu. Ondan sonra yıldızımız hiç barışmadı. Hep keskin olarak karşı karşıya geldik.

2014 Yerel seçimlerine gelindiğinde CHP'nin 15 aday adayı vardı. Ççlerinde mühendis, mimar, doktor, profesör, avukat, mali müşavirler vardı. hiç ihtimal vermiyordum ama CHP üst yönetimi bunların hepsini bir kenara bırakıp ortaokul mezunu müteahhit Hızır Yılmaz'ı aday yaptı. Aday olan Hızır Yılmaz, çok iyi olmayan bir Meclis listesi yaptı. Örgütü kucaklayamadı. Çok kızdığı döktüğü örgüt dinamikleri Göztepe Parkı'nda Nevzat Karataş önderliğinde bir araya geldi.

Seçimi alamayacağımızı o gün Göztepe Parkı'nda görmüştüm. Üstelik karşısında mülkiyet sorununu çözmüş, tapuları dağıtmış güçlü bir Yücel Çelikbilek vardı. Aynen düşündüğüm gibi oldu. Hatta CHP Meclis Üyesi sayısı 13'ten 11'e düşmüştü.

Aylar sonra Hızır Yılmaz ile Kastamonulular Derneği'nin iftar yemeğinde aynı masada buluştuk. Süleyman Çalık'ın marifetiydi. İyi de yaptı, buzları bir iftar yemeğinde erittik. İftar sonrası çay sohbetinde biraz olsun dertleştik. Zaman zaman bir araya geldiğimiz olmuştur. Eski kin nefret kalmamıştı. Bazen geçmişi daha iyi analiz ediyordum. Geriye dönüp baktığımda beraber çalışabilir miydik? Belki olabilirdi. İkimizin de ortak ismi olan İsmet Konca bunu sağlayabilirdi.

Konca bunu hiçbir zaman istemedi. Hep kavgalı olmamızı sağladı. Hızır Başkan ile bir röportaj da yaptım. O röportaj ilçede çok ses getirmişti. Ne dostluklar baki kalıyor, ne de düşmanlıklar baki kalıyor. Bir sohbetimizde bana en büyük hatalarımdan birisi seni karşıma almak olmuştur demişti.

Hiç beklenmedik bir kaza ile ebediyete irtihal etti. Ölümüne çok üzüldüm. Cenazesine katıldım, kardeşleriyle kucaklaştım. Hakkımı sonuna kadar helal ettim. Mekanı cennet olsun. Mert bir adamdı, ekmeği yenilirdi, zayıfı kollardı.

Bir sonraki Sayıda: İbrahim Hocaoğlu, İsmail Yüksek, İsmet Konca, Kadir Topbaş

Dost Beykoz / Erdal Öztürk

Yorumlar (1 Yorum)

Naim Sözen (2 ay önce)

CHP li leri efsane yaptın ya... NE DİYELİM

Yorum Yaz