Erdal Öztürk ile Beykoz’da özlemli yolculuk sürüyor

  • Güncelleme: 01.02.2020 19:58
  • Okunma: 5265 kez
  • Yorum: 0
Dost Beykoz yazarı Erdal Öztürk, “Çalıştığım Başkanlar” Başlıklı belgesel yazı dizisinde yine Beykoz’un önemli isimleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Erdal Öztürk ile Beykoz’da özlemli yolculuk sürüyor

Erdal Öztürk, Çalıştığım Başkanlar – 5

Beykoz Belediyesi eski Başkanı Muharrem Ergül, AK Parti eski İlçe Başkanı Mustafa Gürkan, CHP eski İlçe Başkanı Nagihan Akan ve Beykoz Belediyesi Meclis eski Başkan Vekili Necat AK ile ilgili değerlendirmelerini kaleme alan Öztürk, belgeselin devamında, Selahattin Öztürk, Yunus Çapoğlu, Yücel Çelikbilek, Yüksel Baki ve Zeki Aksu ile ilgili yaşadıklarını yazacağını ifade etti.

Beykoz Belediyesi eski Başkanı Muharrem Ergül

Muharrem Ergül ile aynı mahallede oturuyorduk. İsmini bilirdim, duyardım. Futbolda kalecilik yapmış, Milli Eğitim'de öğretmenlik yapmış, son olarak, Şehir Tiyatrolarında müdürlük yapmış. Zeki, atılgan, kıvrak tanımlamalarının yanında başka tanımlamaları da vardı ama onları burada yazmak istemiyorum. 2004'te dediler ki Muharrem Ergül, AK Parti'den aday adayı oldu. Sonra bir gün Beykoz Haber Gazetesinde karşılaştık. Aday adayıymışsınız hayırlı olsun dedim. Ne aday adayı, ben adayım dedi.

O kadar da emindi. Yanımızda Zeki Aksu da vardı. Lafa girdi ve madem o kadar eminsin, seçil de gel dedi. Beni de işaret ederek, çalışacağın isimlerden birisi de karşında duruyor dedi. Öyle de oldu. Muharrem Ergül Belediye Başkanı oldu. Ben de Meclis Üyesi oldum. CHP Grup Başkanvekiliydim. Karşı karşıyaydık lakin 5 yıl boyunca pek karşı karşıya da gelmedik. Bizimle çok iyi anlaşırdı. CHP kökenli müdürlerle çalışıyor, İsmet Konca ile çok iyi arkadaş, biz CHP Meclis Grubuyla asla tartışmaya girmeyen bir başkandı.

Hiçbir isteğimizi kırmazdı. Yılmaz Güney sinema günleri yapıyor, Orhan Veli'den giriyor, Hilmi Yavuz'dan çıkıyordu. Ne zaman Beykoz'un sorunlarını dile getirmeye çalışsak, o hemen konuyu okuduğu kitaplara çevirirdi. Bazen bana okuduğunu söylediği bir kitap ismi söyler "okudun mu?" derdi. Ben de, ‘kitap okumak için o kadar zamanım olmuyor’ derdim. Kardeş Şehir çalışmalarına çok önem verirdi. O güne kadar kardeş şehri olmayan Beykoz, Ergül dönemin açığı kapatarak çok kardeşli bir aile oluşturuyordu. Yurt dışı seyahatlerimiz Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Makedonya, Kırgızistan, Yunanistan, İtalya, Özbekistan, bildiklerim.

Aslında Muharrem Ergül, bir kültür adamıydı. Kültürel alanda Beykoz'da birçok etkinlikler yapıldı. Oysa Beykoz'un çok ciddi sorunları vardı. Belki de Ergül'ün yeri Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy gibi ilçelerdi. Bir gün sohbetimizde dedim ki, "Başkan Beykoz'un mülkiyet sorunu var. Bunları çözmek için adım atmamız gerekiyor. İktidar muhalefet ne gerekiyorsa yapalım, evlerimizde misafir gibi oturuyoruz."

Döndü bana ne dedi biliyor musunuz? "Olsun, bu dünyada da zaten misafiriz" diye cevap verdi. Dondum, kaldım ve Karadenizli Temel gibi 'nasiiii' demeden, kendimi alamadım. Beni çok severdi. Özellikle bunu dışa çok yansıtırdı. Bazen Mecliste yaptığımız konuşmalar ve zehir zemberek önergeleri, "tamam tamam" derdi hepsi Başkanlık makamına diyerek olayı geçiştirirdi. Bir keresinde önergenin dozunu ve haklı gerekçelerini arttırarak yazdım, önergeyi aldı içinden okudu ve hemen Başkanlık makamına diyerek oylattı.

Başkan, önergeyi bir okutsaydın. Meclis Üyeleri de en azından neyi oyladığını bilseydi. Meclis'te Ergül'e o kadar güveniyordu demek. 5 yıl lay-lay-lomlu yıllar çabuk geçti. O yılların nişanesi olarak da Feridun Karakaya Tiyatrosu bizlere kaldı. Şimdilerde bina yerinde ama ne tiyatrosu kaldı, ne Feridun Karakaya ismi kaldı.

İki konuda Muharrem Ergül'ün hakkını teslim etmek isterim. Bir defasında bana, "Büyükşehir'den yatırımları Beykoz'a kaydırdım" dedi. Ben de çok güzel dedim. Neler yapacağını sorduğumda, "Beykoz-Paşabahçe-Kanlıca-Anadoluhisarı meydanlarını düzenleyeceğim" demişti. Her gelen ana arter meydanlarını düzenliyor, iç kısımda kalan mahalle meydanlarına niye el atmadığını sorunca, doğru diyorsun dedi. Gümüşsuyu Meydanı bu konuşma çerçevesinde yapıldı.

İkincisi bir gün, "Gümüşsuyuspor'da forma terlettin, kalecilik yaptın. Bu Gümüşsuyuspor'un içler acısı sahası bize hiç yakışıyor mu?" dedim. Hak verdi, bunu yapsa yapsa sen yaparsın dedim. O günlerde ben aynı zamanda Gümüşsuyuspor'un yönetiminde Başkan Yardımcısıydım. Gümüşsuyu'nun halı sahası öylesine yapıldı ki göz kamaştırıyordu. Bu iki konuda, Başkan Ergül'e teşekkür etmek isterim. Her fırsatta da ediyorum ve dile getiriyorum.

Hatta bir anımı daha paylaşayım. Gümüşsuyu Halı Sahası yapılıp, açılışını gerçekleştirdikten sonra Gümüşsuyuspor olarak yaptığımız Yönetim Toplantısında tesislerimizin adını Muharrem Ergül Tesisleri olarak koyalım dedim. Gümüşsuyuspor Yönetiminde CHP'li olarak bir ben vardım. Diğer arkadaşlarımızın ve Başkan dahil çoğu AK Partili ya da AK Parti'ye yakın isimlerdi. Önce nasıl olur, doğru mu olur deseler de (aslında itiraz ediyorlardı) ben hiç yanlış olmaz dedim. Bu halı sahadan sonra başkan bu ismi hak ediyor ve kabul gördü. Halen Muharrem Ergül Tesisleri olarak ismini muhafaza ediyor. Sayılı günler çabuk geçiyor. Yıl 2009 olduğunda Muharrem Ergül bir 5 yıl daha istiyordu. Ama o fırsatı bir daha hiç bulamadı. Sonra Gümüşsuyu Mahallesinden taşındığını duydum. Polonezköy'de yaptırdığı malikanesinde ikamet ettiğini duydum, kendisine emeklilik günlerinde huzur diliyorum.

Eski AK Parti Beykoz İlçe Başkanı Mustafa Gürkan

Mustafa Gürkan ile Beykoz'da hep karşılaşıyorduk. Ben CHP'de aktif siyasetteydim. Gürkan'da AK Parti yönetimlerindeydi. Birçok kez seçimlerde SKM Başkanlığını başarıyla yürütmüştü. Çünkü sayısız seçimler kazanan AK Parti'nin görülmeyen kahramanlarındandı. Bunu SKM'de görev yaptığı dönemlerde bir gazeteci olarak birçok kişiden sevk ve idaredeki başarısını duymuştum. AK Parti'de Beykoz'un uzun süreli görev yapan İlçe Başkanı Adem Sefer, üç dönemini tamamlayınca gözler başarılı yönetici Mustafa Gürkan'a çevrilmişti. 

AK Parti'nin üst yöneticilerinden onay çıkınca da Mustafa Gürkan'ın önü açılmıştı. Artık ona iyi bir Yönetim Kurulu ve İcra Üyelerini yapmak kalmıştı. Bence güzel de yönetim listesi yapmıştı. Ancak her yapılan iş iyi de olsa Beykoz'da beğenilmediği de oluyor. Şimdi burada bir şeyin altını çizmek istiyorum. Bana göre Mustafa Gürkan, başarılı bir İlçe Başkanıydı. Asla hiçbir İlçe Başkanını bir diğeriyle kıyas etmem. Herkes kendi dönemiyle anılır, yazılır, bakılır. Burada benim tespitim AK Parti içinde Mustafa Gürkan'ın başarısını görmek isteyenlerin sayısı azdı.

Başarısız olduğunu görmek isteyenlerin sayısı fazlaydı. Sonuç, Gürkan'a üst yöneticilerden vize çıkmadı. O da bunu kabullendi ve sustu. Oysa Gürkan, AK Partinin kuruluşundan Gençlik Kollarından, Yönetiminden, SKM'sine kadar vardı. Neredeyse partinin kara kutusuydu diyebilirim. Küsmedi partisine, aday adaylıkları yaşadı, değerlendirilmedi. Yine küsmedi, ağzından AK Parti'yi sıkıntıya düşürecek hiçbir söz çıkmadı. Siyaset böyledir, herkesin bir dönemi vardır. Unutulmamalıdır ki dönemler bitti gibi görünse de yeniden başlamayacağının anlamını taşımaz. Benim Mustafa Gürkan ile ilişkilerimin boyutu çok azdır. Lakin benim AK Partiye katılışım, onun İlçe Başkanlığı'nda olmuştur. Bazıları için sıradan gibi olabilir ama benim için çok önemlidir. Zaman zaman makamında uzun süreli sohbetler yapardık. Bildiklerimizi yaşadıklarımızı anlattığımızda birçok şey örtüşürdü.

Kendisiyle çalışmaktan her zaman onur duydum, gurur duydum.

Eski CHP Beykoz İlçe Başkanı Nagihan Akan

Nagihan Akan ile CHP içinde karşılaşıyorduk. Asıl tanışmamız, 2007 yılında Mahmut Yavuz'un kazandığı kongrede Trakya kökenli üyelerimizin önerileriyle Yönetim Kuruluna girmişti. Kısa sürede sevildi, başarılıydı ve gayretliydi. Daha sonra Ayten Kayalıoğlu'nun İlçe Başkanlığında da çalıştı. İlçe Sekreterliği yaptı. Özellikle Ayten Hanım ile yakın çalıştı. Kafaları uyuyordu. 2009 Seçimlerinde İlçe Başkanı ve İlçe Sekreteri olarak görev yaptılar. Ayten Kayalıoğlu'ndan sonra İsmet Konca'nın yönetiminde de yer aldı. Bana karşı çok saygılı ve seviyeliydi.

Bazen tıkandığı konularda beni arar, ben de kendisine yardımcı olurdum. İsmet Konca'nın istifasıyla İlçe Başkanlığı koltuğu boş kaldı. Ayten Kayalıoğlu o vakit, Ankara'da Parti Meclisi'nde ve MYK'da Genel Başkan Yardımcısıydı.

Kayalıoğlu Beykoz'a geldi. Cemal Yavuz'un ofisinde bizi topladı. Toplantıda hatırladığım kadarıyla ben, Hayrullah Usta, Hüseyin Okumuş, Nusret Yılmaz, Salim Kaşkır ve birkaç kişi daha vardı. İlçe Başkanı kimi yapacaktık? Yazdığım isimlerin hepsi İlçe Başkanlığı yapabilecek düzeydeydi. Bir ara Ayten Hanım, Gürsel Tekin'i aradı benim adımı verdi, beni tarif etti. İçimden naneyi yedik dedim. Zor bir dönem, zor bir süreçti. Partide ve Meclis Grubumuzda ciddi sıkıntılar vardı. Tam karara bağlamadan dağıldık. O gece düşündüm, eğer İlçe Başkanlığı bana kalırsa kaçmam mümkün değildi.

Kabul edecektim ama stratejiyi de kafamda tasarlamıştım. Partiyi sağ salim kongreye getirecektim, demokratik bir şekilde delege seçimlerini yapacaktım ve kongrede aday olmayacaktım. Ertesi gün Ayten Hanım aradı, "Erdal, Nagihan Akan'ı İlçe Başkanı yapıyoruz" dedi. Ben "hayırdır" dedim. Çok istedi dedi. Ben de uygundur dedim. Nagihan Akan'ın İlçe Başkanlığı başlamış oluyordu.

O günlerde yerel basında boy boy yer alan 4 CHP Meclis Üyesinin rüşvet pazarlıkları konuşuluyordu, yazılıyordu. Nagihan Başkan, bir gün bana Erdal ağabey ne yapacağız dedi. Disiplin Kuruluna sevk edeceksin dedim. Kararı disiplin kurulu versin, parti de rahatlasın, biz de rahatlayalım. Onayladı. Peki bu işin altından nasıl kalkacağım dediğinde dedim ki sen ve Yönetim Kurulunun tamamı Disipline sevk yazısını imzalasın, yanına biz Meclis Üyeleri de imzamızı atarız, böylece güç dağılır ne gelirse hepimize gelir. Tamam dedi, kararlıydı. Demir leydi gibiydi. Disiplin yazısı hazırlanmış, çoğu imzalamış, benim önüme geldi. Baktım, 4 kişinin yanında beşinci isim de eklenmiş. İsmet Konca.

"Nagihan Başkan, bu ne?" dedim, arkadaşların çoğu böyle istedi dedi. Olmaz, dedim. İsmet Konca'nın böyle bir yerde olan hiçbir yeri imzalamam. Düzeltin bu sevk kağıdını öyle getirin. Fakat gördüm ki Meclis Üyesinden Yönetime kadar gerçekten 5 kişi olmasına talep çoktu. O zaman arkadaşlara yönelik bir konuşma yaptım. Hepsini ikna ettim. Neler söylediğimi burada yazmayacağım. Sağ olsunlar beni kırmadılar. Böylece disipline dört Meclis Üyesi gönderildi. Disipline gidenler 'kınama' cezası aldılar. Sonra yumuşatıldı, 'uyarı' cezasına çevrildi.

Nagihan Akan, İlçe Başkanlığı ben de Grup Başkanlığı yapıyordum. Uyumlu çalışıyorduk. Kongreye Nagihan Akan başkanlığında hazırlandık. Bütün mahallelere sandık konuldu. Delege seçimlerini demokratik yaptık. Kongrede dört aday çıkmıştı. Nagihan Akan da İlçe Başkanlığına adaydı. Çok ciddi hatalar yapıyordu. Uyarıyordum onu, bazen dinliyor, bazen dinlemiyordu. En büyük hatası gece 02.00'ye kadar hazırladığım kongre konuşmasını kongre günü yapmadı. Çok tutuk bir konuşma yaptı. 23 Nisan çocuğu gibiydi. Kurt gibi rakipleri, yaptıkları konuşmalarla kongreye ağırlıklarını koydular. Alabileceğimiz güce sahip olduğumuz kongre, bir oyla rahmetli Hızır Yılmaz'a gitti.

Sonuçlardan sonra çok ağladı. Teselli etmek yine bize kaldı. 2014 Yerel Seçimleri öncesi aday adayları çalışmalarında Alaattin Köseler ile birlikte hareket etti. Hızır Yılmaz'ın Belediye Başkan adaylığı kesinleşince Alaattin Köseler ile birlikte MHP'ye geçti. Köseler MHP'den Başkan Adayı, Nagihan Akan da Meclis Üyesi adayı oldu.

Bugün Alaattin Köseler CHP'ye geri döndü. Nagihan Akan ise memleketi Çanakkale'ye dönerek, köyünde yaşamını sürdürüyor. Telefonlaşırız, konuşuruz, dertleşiriz. Yolum Çanakkale ve civarına düşerse yanına uğramayı düşünüyorum. Kendisine mutlu yaşamlar diliyorum.

Beykoz Belediyesi eski Meclis Başkan Vekili Necati Ak

Necati Ak ile 2004 yılında Beykoz Belediye Meclisinde tanıştık. O AK Parti'den ben CHP'den Meclis Üyesi seçilmiştik. Düzgün, sakin ve sessiz birisiydi. Pek akar kokar tarafı yoktu. Ne bir adım önde, ne bir adım geride kalırdı. AK Parti grubu ile gider gelirdi. Meclisin ikinci yılında bir de baktık ki AK Parti Mehmet Zekai Emeç'i Meclis 1. Başkanvekilliğinden aldı, yerine Necati Ak getirildi.

Biz CHP Grubuna çok sürpriz olmuştu. Öyle böyle Meclis'i üç yıl idare etti. Kendisine çok yardımcı olmuşumdur. Fazla hırpalamıyordum. Ne de olsa hemşerimdi. Özellikle Meclisin son bir yılında MHP iki transfer yapmıştı. Bir tane CHP'den Şenol Erener, bir tane de AK Parti'den Halime Kuş.

MHP İlçe Başkanı Sadık Ali Uslu, Meclis'in tozunu attırıyordu. İzleme locasına kamerayı kurduruyor. Tekir yaylasında otağında oturuyor gibi en öne kuruluyordu. Yanında ve arkasında 30-35 tane partilisi ile Meclisi adeta kontrol ve baskı altına alıyordu. MHP'nin sert muhalefetine itirazımız yoktu. Neticede ikimizde muhalefet partisiydik. Fakat dozunu kaçırıyorlardı. Sanki hiç muhalefet yokmuş gibi AK Parti ve CHP'yi aynı potada eritmeye çalışması hiç hoş olmuyordu. Bizde stratejimizi ona göre belirlemeye başladık. Bir gün yine Grup Toplantısındaydık, Necati Ak geldi. Bir telaş, bir heyecan, ne oldu? dedim. Erdal dedi, yine MHP'liler geldi. Locayı doldurdu. Kameralar önde. Şenol Erener 250 önerge hazırlamış, ne yapacağız?

Zangır zangır titriyordu. Ürkek olursan Meclis'i yönetemezsin dedim. Sonrasında dedim ki Şenol Erener iki önerge sunduktan sonra bana söz ver gerisini ben hallederim. Öyle de oldu. Çıktım kürsüye yaptığı konuşmada MHP'lilerin dengesini bozmuştum. Meclis çıkışında yaşananları burada yazmayacağım. Önce önümü kestiler, sonrasında yolu açmak zorunda kaldılar. Yine bir gün Necati Ak geldi. Eczanesinin yanına Sağlık Ocağı yapılmasını istiyordu. Doğru mu yaptık, yanlış mı yaptık ama Sağlık Ocağının yapılmasına CHP olarak destek verdik. 2009 Yılında Necati Ak yeniden Meclis'in üyesi oldu. Meclis 1. Başkanvekilliğini ona vermediler. Ne oldu, niye böyle oldu dediğimde öyle uygun gördüler dedi.

Bir önemli notum daha olacak. MHP olarak Sadık Ali Uslu, kameralarla Meclis'e geldiğinde, şov yaptığında, Meclisi abluka altına aldığında locada kadrosuyla savaş yöneten bir komutan olarak yerini aldığında Muharrem Ergül hiç Meclis'e gelmezdi. İşin yükü Necati Ak'a binerdi. Şimdi düşünüyordum da tesadüf mü gelmemesi yoksa sinyal mi alıyordu meclise gelmiyordu. BEYMEZ'in Kurucu Başkanı olarak yaptığım çalışmalarda Necati Ak'a da yer vermiştim. Onu Kurucu Üye yapmıştım. Trabzonlular Derneğinin kuruluş aşamasında beraber çalıştık. İkimizde kurucu üyeydik. O yönetimlere girip çalışanlardan oldu. Biz kenarda kalıp, izleyenlerden olduk.

Kendisiyle eskisi gibi hiç görüşmüyoruz.

Gelecek Sayıda Selahattin Öztürk, Yunus Çapoğlu, Yücel Çelikbilek, Yüksel Baki, Zeki Aksu...

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz