Prof. Dr. İsmail KOCAÇALIŞKAN
  • 29/08/2023 Son günceleme: 29/08/2023 10:35
  • 4.708

Termodinamik, mühendislikte sıkça kullanılan bir kavram ve bir Bilim Dalıdır. Termodinamiğin birinci prensibi enerjinin korunumu, ikinci prensibi ise entropi’dir.

Entropi, düzensizliğe gidiş anlamına gelir. Evrende kendi haline bırakılan açık sistemler düzensizliğe doğru gider. Bu sırada entropi artarken potansiyel enerjide azalma olur.

Bunları niçin anlatıyorum? Çünkü canlı hayatı için entropi çok önemlidir. Canlı organizmalar izole bir sistem olmadıklarından daima entropilerini sabit tutmak için çevresinden enerji almak zorundadırlar. Aksi halde hayatlarını davam ettiremezler.

Elektrik enerjisi kondansatörlerde ve pillerde depo edildiği gibi, güneş ışığının fiziksel enerjisi bitkilerin yapraklarındaki kloroplastlarda fotosentez adı verilen mucizevi bir olayla ATP adı verilen kimyasal enerjiye çevrilir ve organik maddelerin kimyasal bağlarında saklanır. Sonra yapraklardaki enerjinin bir kısmı meyvelere ve tohumlara organik madde olarak taşınır. Hayvanlar ve insanlar bitkileri yiyerek bitkilerdeki bu maddelerden kendileri için gerekli enerjiyi sağlarlar.

Bizler yürürken, konuşurken hatta uyurken bile farkında olmasak da hücrelerimizde organik maddelerin yapısında bulunan potansiyel enerji enzimler vasıtasıyla kimyasal reaksiyonlarla kinetik enerjiye dönüştürülür. Fakat potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşürken entropide artış olur. Eğer harcanan bu enerjinin yerine yenisi sağlanmazsa yani canlı beslenmezse canlının entropisi gittikçe artar ve canlının hayatı sona erer.

Canlılar açısından dünyadaki enerjinin kaynağı güneştir. Enerji akışı güneşten bitkilere, sonra  hayvanlara ve insana doğrudur. Yani entropilerini muhafaza edebilmeleri için bitkiler ışık enerjisine, diğer canlılar da bitkilerdeki kimyasal enerji kaynaklarına muhtaçtır.

Hücrelerimizdeki organik maddelerin yapısında saklanan potansiyel enerjinin bir kısmı devamlı olarak kimyasal reaksiyonlarla ısı enerjisine dönüştürülür. Hücre sıcaklığını korumak için kullanılan bu enerji tekrar potansiyel enerjiye dönüşemez. Bu yüzden canlılar devamlı dışarıdan enerji (besin) almakla entropisini korumak zorundadır.

Hücrelerimizdeki entropi olayını şimdi evimiz için düşünelim. Evimizi düzenli olarak temizleyip, havalandırıp, toparlamazsak yani kendi haline bırakırsak bir hafta sonra evde entropi artar ve ev yaşanmaz hale gelir. Bulaşıklar yığılmış, çöpler birikmiş, tuvalet pislik içinde, eşyalar her tarafa dağılmış, pis kokular etrafa yayılmıştır. Komşuları da rahatsız eden böyle evlere çöp ev deniyor. Evde entropiyi korumak için temizlik ve toparlama hususunda sürekli gayret göstermek gerekir.

 

Her insan büyük bir hücre ve bir ev gibidir. Bedenimizde entropiyi korumak için düzenli olarak bir şeyler yiyip içmemiz gerekiyorsa, aynı şekilde manevi hayatımızda entropiyi korumak için bir şeyler yapmamız gerekir. İşlediğimiz günahlar manevi enerjimizi tüketirken manevi entropimizi zıplatmaktadır. Bu ise istenmeyen bir durumdur. Manevi entropi korunmaz da sürekli artarsa manevi hayat sona erer.

 

Manevi entropinin artışına engel olmak için ne yapmalıyız? Sıkça tevbe istiğfarda bulunmak, başta namaz olmak üzere Allaha karşı olan kulluk borçlarımızı yerine getirmek, ahlakımızı güzelleştirmeye çalışmak, kul hakkına, hayvan hakkına hatta bitki hakkına riayet etmek gerekir. Peygamberimiz “Ben günde en az 70 defa tevbe istiğfar ederim” diyor. Bediüzzaman hazretleri ise günahlar için şöyle der: “Her bir günah içinde küfre (inkarcılığa) giden bir yol vardır. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırır”.

 

Kalp, manevi hayatımızın merkezi ve iman mahalli olduğu için günahlar birike birike Allah korusun manevi hayatımızı öldürür. Onun için entropimizi koruyalım.

Yazarın Yazıları