En tehlikeli ve sinsi düşmanımız

  • 12.10.2020 18:34
  • Okunma: 1387 kez

 

Kime sorsanız “insanlığın düşmanları nelerdir” diye, mutlaka ‘sigara, alkol, cehalet, yırtıcı hayvanlar, mikroplar, iç ve dış şer güçler, vs.’ gibi birçok düşman sayacaktır. Fakat insanlık âleminin istikbalini mahvedecek olan en tehlikeli bir düşmanı, maalesef neredeyse herkes ıskalayacaktır.

Benim en önemli prensiplerinden birisi de, özellikle Müslümanlar tarafından, ‘iş-güç, okul, rızık, hastalıklar vs. çeşitli meşguliyetler nedeniyle’ ihmal edilenleri, ciddi araştırmalar yaparak kamuoyuna hatırlatmaktır. Bugün de işte bu çalışmalarımızdan birini arz edeceğim, inşallah. Öncelikle şunu vurgulamakta fayda var:

Cismanî ve maddî hastalıklarımıza vesile olan düşmanlarımız, hatta CORONA bile; en fazla yarım asırlık bir dünya hayatımızın mahvına ve helâkına sebep olabilir.

Oysa tek bir kişi bile müstesna olmadan hepimizin kaçınılmaz istikbali olan Kabir, Haşir, Kıyamet, Sırat, Mahkeme-i Kübra ve Ebedî Âhiret hayatımız ile ilgili hastalık ve düşmanlarımız, EBEDÎ hayatımızın mahvına ve helâkına sebep olacaktır.

Bu bir iddia veya bir teori değil, gerçeğin tâ kendisidir.

Bu gerçeklere inanmamak ise bu acı istikbale asla engel değil, bu konudaki hazırlıklara engel, tedbirlere ve ebedî saadet yeri olan Cennetlere engeldir.

Bu girizgâhtan sonra, gelelim en tehlikeli düşmanımız olan gizli bir hastalığa:

Bu gizli hastalığı ben veya herhangi bir fâni söylemiyor. Biz insanlar için hem şu Kâinatı, hem de bizleri yaratan Yüce Rabbimiz bizlere merhameten haber veriyor. Şöyle ki:

  • Bu en tehlikeli düşmanımız olan hastalık, ŞİRK’TİR.

Birçoğunuz “evet, çok doğru, yerden göğe haklısınız” derken, bazılarınız da çok şaşırdı değil mi? Biraz sonra bu şaşkınlığınız tamamen gidecek, inşallah…

Önce “ŞİRK NEDİR” sorusunun cevabını netleştirelim:

ŞİRK; Şirk kelimesinin lügat karşılığı, ortak koşmak (ortaklık) demek, Kelâm ilmine göre bu konudaki topluluk ve kurumlara ŞİRKET, ortaklara ise Şerik denir.

Istılâhî ve Dîni anlamda ise «tevhîd» kelimesinin tamamen zıddıdır. Yani Yüce Rabbimizin birliğinin ve tek oluşunun zıddına, O’na cc. ortaklar veya hissedarlar isnat etmektir. (Varsaymaktır.) İşte insanlığın en büyük düşmanı ve gizli hastalığı oluşu da bu yöndedir. Çünkü Allah’ın cc. hiçbir ortağı olmadığı gibi, tek bir hissedarı da yoktur.

Allah cc böyle bir yakıştırmayı bile asla kabul etmez…

Mesela; siz çok değerli bir eser yazsanız, o eseri yayınladıktan sonra bazı kimseler, sizin eserinizden bazı alıntılar yapsa, bu alıntının da size ait olduğunu vurgulamadan yapmış olsa, sizin çok üzüleceğiniz ve kızacağınız bilindiği için, TC hukukuna göre çok büyük cezası var. Adına da İNTİHAL Kanunu deniyor. Miras Hukuku ve Kat Mülkiyeti hukuku ile birlikte anılıyor.

İşte bu fıtrî nedenledir ki, Yüce Rabbimiz de hiçbir icraatında hiçbir ortağı ve hatta hiçbir hissedarı bile kabul etmiyor ve şöyle buyuruyor:

“Allah’a ibadet edin, hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın.” (Nisa, 36.)

“Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz.” (Nisa, 48.)

“Allah’a (cc) şirk koşan kimse, Allah’a (cc) en büyük iftirayı atmış, zulümlerin en büyüğünü işlemiştir.” (Lokmân, 13).

 “..Allah ile berâber başka bir ilâh edinme; yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak Cehenneme atılırsın!” (İsra, 39.)

Bizler müfessir olmadığımız için meâlleri okuduğumuzda, sadece direkt ve yalın manayı anlayabiliyoruz. Oysa müfessirler, bu yalın manaların dışında esas kast edilen manaları dahi açıklıyorlar. Şirk hakkındaki kast edilen esas manayı, 4 milyon nüsha baskıyla Türkiye'nin en çok okunan, açıklamalı Kur'an mealinin müellifi Prof. Dr. Hasan Tahsin Feyizli hocamızdan aldık. Çok dikkatli okuyunuz:

“Hem Allaha inanıp, hem de nefisten veya başkasından gelen emirler, eğer Allah’ın emirlerinden üstün tutulursa, yani öne geçirilirse, Allah ile beraber bir İLÂH EDİNİLMİŞ olunur…” (Lütfen şu İsra, 39. âyetin açılımını iyice anlayarak okuyalım.)

Nefis ve Şeytan her zaman Allah’ın emirlerinin aksine telkinde bulunur ve namaz, oruç, örtünme ve diğer emirleri, tembellik veya başka sebeplerle engellemeye çalışır. Biz ise Allah’ın emirlerini, nefis, şeytan, patron veya başka emirlere tercih edersek, o tuzağa düşmüş oluruz. Bu gerçekleri öğrenip hemen tövbe etmezsek, ŞİRK tehlikesi başlar.

  • Şimdi çok ciddi tehlikeyi, hastalığı, yani gizli DÜŞMANI fark ettik, değil mi?..

Diğer yandan “Biyoenerji ve Kozmik Bilim ışığında ŞİFA” isimli kitabımda, detaylarıyla izah edilen “Şifayı Allah’tan değil, vesile olan doktordan, ilâçtan veya bitkilerden bilmek”. “Rızkı Allah’tan değil, patrondan, ağaçtan, tarladan veya başka vesilelerden bilmek.” “Başarıları Allah’tan değil, sana verilmiş olan aklından, zekândan veya başka vesilelerden bilmek.” Bütün bunlarda da sonradan seni-beni yutacak kadar büyüyebilen, GİZLİ ŞİRK vardır. Ki, bu hataya genellikle ve maalesef çokça düşmekteyiz…

Bu nedenle, kendimizi ve evlâtlarımızı kalan yarım asır gibi kısa bir ömürdeki huzur ve mutluluklarımız için, 15-20 yıllık tahsilleri reva görürken, Ebedî hayatımızın huzur ve mutluluklarımız için, aynı hassasiyeti gösterememek ne derece büyük bir hata olduğunu idrak etmek ve tedbir almak zorundayız.

Nasıl ki Trafik polisine “..ben kırmızı ışıkta geçilmesinin yasak olduğunu bilmiyordum, beni af edin” dediğinizde, “efendim, siz şoför olduğunuza göre, bunları ve diğer tüm kuralları bilmek zorundasınız” diyerek, size gereken cezayı verecektir.

İşte aynen bunun gibi; bu ebedî hayatımızı ilgilendiren ciddi konuları da İNSAN OLARAK, hepimiz bilmek zorundayız. Bilmemek ve öğrenmemek asla mazeret değildir!.. Vesselâm…

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları