En karanlık zamanda bil ki şafak yakındır

  • 01.03.2020 14:06
  • Okunma: 4019 kez

Malûmdur ki, tarih tekerrürden ibarettir. Mazideki tekerrürleri ferasetle takip edenler, istikbaldeki muhtemel tekerrürleri de tahmin edebilirler. Bu itibarla bendeniz de istikbalimize bu açıdan baktığımda, ülkemizin ve İslâm’ın istikbalinin ŞAFAK başlangıcı olduğunu tahmin edebiliyorum.

Boz-yap resimlerdeki parçalar gibi, mazideki tarihî parçaları, İslâm’ın mümtaz mâneviyat liderlerinin ferasetlerini dikkatlice birleştirdiğimizde, bu şafak başlangıcını tahmin etmek kolaylaşıyor. Yeter ki doğru parçayı, doğru yerlere koyalım. Üstelik te Yüce Rabbimizin, İslâm’ın mümtaz maneviyat liderlerinin müjdelerini ihmal etmeyeceği de bilelim…

Yine herkesçe malumdur ki, İslâm’ın ve ülkemizin mukadderatı adına 2020 yılında en karanlık bir dönemini yaşıyoruz. Dört tarafımız hâinlerle kuşatıldığı gibi, bizlerden veya barıştan yana gözükerek tâ içimize kadar sızan hainler çok. Coğrafî avantajlarımız ve tabîi zenginliklerimiz için ağız şapırdatan ve diş bileyen zalim ve istilâcı devletler, ülkemiz üzerinde sinsi plânlarını, F35, Patriot, S400, TIR ve GEZİ olayları, 15 Temmuz, Suriye, ekonomik ve ticari baskılar vs.’i sırasıyla uygulama denemeleri yapmaktadırlar.

İslâm ülkelerinin çoğunun yöneticileri ise maalesef Yahudilerin, masonların ve gayri Müslimlerin kuklası konumunda olup, gaflet uykusunda uyudukları gibi, sadece bizim ülkemizin uyandırmasına muhtaç görülmektedirler.

  • Şimdi de tekerrür eden tarihimize bakalım:

Cehaletin en karanlık döneminde İslâm Güneşinin doğmasını takdir eden Yüce Allah cc., Osmanlı tarihine kadar yaşanan her gaflet karanlığında, korumayı vaad ettiği İslâm ve Tevhîd Güneşinin yeniden ihyâsı için, mutlaka çeşitli kahramanlar ve vesileler yaratmış olduğunu çok net görüyoruz. Selçukluların tükendiği en karanlık bir zamanda da Osmanlının bayrağı alıp yürüdüğü herkesçe mâlumdur. (Ertuğrul ve Osman dizileri de konuya ışık tutuyor.)

İşte tam bu noktada, “2020’nin bu karanlığından İslâm’ı ve Ülkemizi, Yüce Rabbimiz acaba hangi vesilelerle selâmete çıkaracak” diye endişe ederken, yarım asırdan beri müdavimi olduğum ilim meclislerinden, olayların fırtınalı akışından ve İslâm’ın diğer mümtaz mâneviyat liderlerinden edindiğimiz parçaları, tekerrür eden tarihler ile birleştirdiğimizde, şafak sökmeye başladığını artık görmekteyiz. Nasıl mı? Arz edeceğim:

Önceki gün uzman dostlarımla bu konuları mütalâa ediyorduk ve bu konudaki boz-yap parçalarını birleştirmeye çalışırken âdetâ ufkumuz açıldı. Malumdur ki “tüm uyuyanları uyandırmak için, bir kişinin uyanık olması yerer” sırrınca, Dünya siyaseti açısından horul horul gaflet uykusunda olan birçok İslâm ülkelerine mukabil, bizim ülkemizin daha uyanık ve onları uyandırmaya aday olduğunu müşahede ettik. İlâhî inayetin de bu doğrultuda tecelli etmeye başladığını fark ettik. 1917’den sonraki Yunan kralını ısıran maymunun hikâyesi, bunun en çarpıcı örneği olduğunu hatırlayarak, bugün de Yüce Rabbimiz maymun yerine CORONA VİRÜSÜNÜ görevlendirmiş olacağı kanaatine vardık.

Önce; İstiklal Savaşı'nın henüz başlarında, Yunan işgâli İzmir'den Batı Anadolu'nun içlerine doğru bütün hızıyla genişlerken, yani karanlığın en koyusu ülkemize çökmüşken, Atina'daki Tatoi Sarayı'nın bahçesinde meydana gelen esrarlı bir 'kralı maymun ısırma' olayı, Milli Mücadele'nin lehimize dönmesini sağladığını ve askerinden âlimine, şairinden siyasetçisine kadar hepimizin moralimizi düzelttiğini hatırlayalım. 30 Eylül sabahında Kral Aleksander’i mâlum maymun ısırınca, kral 3 hafta sonra maymundan bulaşan bir virüsün yol açtığı sepsis'ten öldü. Bu olaydan sonra da bizim için şafak sökmeye başladı.

Bu olayın detayına girmeyeceğim, fakat olayı merak edenler için LİNK veriyorum: https://www.ensonhaber.com/istiklal-savasinda-bir-maymun-bize-nasil-yardim-etti-2013-09-01.html

İşte bu maymun olayında olduğu gibi, bu karanlık dönemde de İslâm’ın ve ülkemizin mukadderatı hakkındaki sinsi ve karanlık gelişmelerin menfaatimize dönmesi için bu kez, “Yüce Rabbimiz CORONA VİRÜS ordusunu görevlendirdiğine kanaat getiriyoruz.

Olaylara ciddi odaklanınca, sizlerin de hak vereceğinize inanıyorum. Şöyle ki:

Yukarıda arz edilen dış şer güçlerin, içimizdeki beslemeleri vasıtasıyla, dış şer güçlere ölesiye direnen hükümetimizi ve tüm kurumlarını zayıflatma ve gözden düşürme adına, “işsizlik arttı, diğer ülkeler bize düşman oldu, ithalât çok, ihracât az” vs. hakkında sürekli menfi propagandalar yapılmaktadır. Hatta darbelere zemin hazırlanmaktadır.

  • Oysa Yüce Rabbimizin plânı ve hesabı ise bambaşkadır. 

Doğu Türkistan’ı zalimce yutmaya çalışan ÇİN’in içine öyle bir ordu gönderiyor ki, Dünya piyasası alt üst oluyor. (Bu konunun ZULÜM yönünü, Âyetler ışığında daha önce işlemiştik.)

Göz ile görülmesi bile mümkün olmayan o CORONA Virüs ordusu, Çin’in ihracatını durdurdu. TRİLYONLARCA YUAN zarara soktu. Ekonomisini allak bullak etti.

Çin’deki bazı beyin gücü mesabesindeki yabancı ülke uzman insanları, alelacele ülkelerine geri getirildi.

Bu güne kadar 30’un üzerindeki ülke, Çin mallarının ülkelerine girmesini yasakladı.

Düne kadar dünya ticaretine sahip olan ÇİN malları konusunda, tüm dünya ülkelerinde bir mal AÇLIĞI ve açığı başladı.

Diğer yandan son 10 yılda ülkemizde; Bora-12 keskin nişancı silâhlarımızdan, T-155 Fırtına obüslerimize, Bayraktar İHA’lardan, GÖKTÜRK milli keşif uydumuza, MİLGEM milli gemimizden, 302 mm çapındaki KASIRGA TR-300 füzelerimize kadar, ordu ihtiyacımızın %70’den fazlasını üretildiğini, bazılarını da ihraç ettiğimizi gördüler. Marmaray’dan, 3. Hava limanına kadar neler neler yaptığımızı gören ülkelerin tamamı, bu yönden de güvenerek ülkemize teveccüh ettiler. ÇİN ürünlerinin boşluk yarattığı ürünleri, ülkemizden talep etmeye başladılar. Öyle ki sadece Merter piyasası bile, ihracâta mal yetiştirememe sıkıntıları yaşamaya başladılar.

Bu durumda ülkemizde yeni tesisler ve fabrikalar kurulmaya başlandı ve birkaç yıl içinde her tarafa yayılacak ve önce o İŞSİZLİK problemlerimiz hallolmuş olacak, inş.

Çin’den ithalât otomatikman durduğu gibi, üretimlerimiz, İSTİHDAMIMIZ ve İHRACÂTIMIZ umulmadık bir şekilde artacak. Böylece ülkemiz, (eğer siyasi bir hata veya Rabbimizin gazabına vesile olacak kusurlar işlemezsek), Dünya lideri ülkeler arasına çıkacak.

Bu arada, horul horul uyutulmuş ve ŞER güçlerin kuklası haline getirilmiş olan gafil İslâm ülkeleri de uyanarak, ‘büyük müsbet İTTİFAK kurulması’ kuvvetle muhtemeldir.

Bütün bu yazılanları TE’YİD anlamında, 20 seneden beri Avrupa’da görev yapan ünlü bir bilim adamımız Prof. Dr. Ahmed Akgündüz hocamızın, bu konuda 85 papaz ile görüştüğünü ve bu papazların kendi alanlarında yaptıkları çalışmalar ve araştırmalar neticesinde, şu kanaate vardıklarını öğrenmiştim.

-“2023 Senesinden sonra, İslâm âlemi galip olacak ve bu galibiyet yarım asırdan fazla sürecek” diye inandıklarını bizzat dinlediğim gibi, “ÇAN’dan, Minareye Büyük İtiraf” adlı eserinde de okumuştum. Yani gayrimüslim liderlerin tespitleri ile bizim maneviyat büyüklerimizin bu konudaki tespitlerinin örtüştüğü çok anlamlıdır ve Allah cc. Nurunu tamamlayacaktır diye ümit ediyoruz.

Hatta bu gelişmeleri mâlum çevrenin ileri gelenleri de fark etmiş olmalılar ki; “OSMANLI GELİYOR, TEHLİKE BÜYÜK, ÜLKE DİNDARLAŞIYOR” vb. feryatlar ediyorlar.

Burada mühim olan, bizlerin hangi cepheye meyil ve hizmet ettiğimizdir.

Üzerine, asla başka söz olmayan kelâm ile bu konumuzu taçlandıralım:

Fetih Sûresi, 7. Âyet: Hem göklerin ve yerin orduları, Allah'ındır! Çünkü Allah, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, O Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

Â’raf Sûresi, 133. Âyet: Biz de kudretimizin ayrı ayrı delilleri olarak, onların üzerine tufan (tabî âfetler) gönderdik, çekirgeler gönderdik, haşerat (küçük ordular) gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik. Yine de inad edip büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular. Vesselâm…

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları