Ekonomik çöküntü

  • 02.12.2019 22:07
  • Okunma: 2237 kez

Bu acı gerçeği hep söyledim ve yine söylüyorum. Yeryüzünde hangi ülkede olursa olsun ekonomik çöküntü diğer çöküntüleri de beraberinde getirir.  En başta ahlaki çöküntü olmak üzere hırsızlıklar, soygunlar, kapkaçlar,  hileli iflaslar, yaralamalar, cinayetler, boşanmalar, fuhuş, cinnet getirmeler, intiharlar artar. O toplum makul davranış özelliğini kaybeder, gerilimli ve saldırgan bir toplum haline dönüşür.  Ekonomik ve sosyolojik gerçekler aynı sonuçları doğurur.

Bize gelince

Tarihten hiç ama hiç ders alınmadı. Üretim ekonomisinin duraksatılması sebebiyle devletin gelir kaynakları kurudu. Tarım ve hayvancılık çöktü. Devletin gelirleri giderlerini karşılayamaz hale geldi. Bütçe açığının kapatılması için su kaynaklarımız, limanlarımız, hava alanlarımız, fabrikalarımız, orman alanlarımız ve önemli gelir kaynaklarımız özelleştirme ile yabancı şirketlere devir edildi.  Gelirlerin giderleri karşılayamaz hale gelmesi ile mal ve hizmetlere zam yapılması sürecine girildi. Arkası kesilmeyen zam furyası karşısında halkın dayanma gücü had safhaya geldi. Zamdan sağlanan gelirlerin yetersizliği sebebiyle yabancılara el açma ve borçlanma ile yaşamaya muhtaç hale gelindi. Bu yüzden dış borçlar trilyonlar olarak ifade edilir oldu. Geleceğimiz olan dört nesil borçlu duruma düştü. Üretimin durması sebebiyle Türk Lirası’nın değerinde düşme sürecine girildi. Artan vergiler altından kalkılamayacak yük haline geldi. Buna bağlı olarak doların yükselmesi önlenemez oldu. Dolar üzerinden borçlanan ticari firmalar iflasın eşiğine geldi. Para satın alma gücünü kaybettikçe halk açlık sınırına geldi. Bir tarafta ekonomik felaketten nemalanan bir kesim saltanat sürerken, diğer tarafta geçim imkânsızlığından, hırsızlıklar, soygunlar, kapkaçlar,  hileli iflaslar, yaralamalar, cinayetler, boşanmalar, fuhuş, cinnet getirmeler, intiharlar korkutucu düzeye geldi.  Şimdiki durumda toplumun makul davranış özelliğini kaybettiği ve gerilimli, saldırgan hale dönüştüğü, toplu halde intiharlara sürüklendiği vahim şartları yaşamaktayız.

Çıkış yolumuz

Daha fazla zaman kaybetmeden, derhal Milli Egemenlik ve Kuvvetler Ayrılığı İlkesi’nin temeli üzerine kurulu Parlamenter sisteme geri dönülmesi, Atatürk’ün “ Köylü Efendimizdir “ sözüne sadakat gösterilmesi,    kendi milli imkânlarımızla tarım ve sanayi alanlarında yatırımlara ve üretim ekonomisine geçilmesi,  yatırımlarla istihdam alanını genişletilerek işsiz sayısının azaltılması, keyfi silah alım ve satımına son verilerek belli kurallara bağlanması, ibret ve ders alınacak milli tarihimizi kapsayan eğitim sistemine geçilmesi, borçlanma çılgınlığından vaz geçilerek kendi milli olanaklarımız ile ekonomik bağımsızlığımıza yönelik olunması ve nihayet dış siyasette Atatürk’ün “ Yurtta Sulh Cihanda Sulh “ ilkesinin uygulanması takdirinde huzur dolu barışık bir toplum yapısına geri kavuşulması mümkün olacaktır. 

Millet olarak bu günlerin hasreti ve beklentisi içindeyiz.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları