Makaleler

Düşünüyormuş !...

2014.07.20 00:00
| | |
3090

25 Aralık 2008’de, Hürriyet’in yazarlarından Cüneyt Ülsever, akıllara durgunluk veren ve gazetecilik adına pes dedirten “Gülen Cemaati'ne açık mektup” adlı bir yazı yazdı.

Yazısında ikinci satırında Cüneyt Ülsever aynen şöyle diyor:“Ben dini hassasiyeti yüksek Sünni vatandaşlarımızın bazılarının "öteki" olan Alevi, içki içen, başını kapatmayan, CHP'li, laik Kürt, Çingene, eşcinsel ve benzerlerine karşı eskiden beri sürdürdükleri hoşgörüsüzlüğü AKP döneminde artırdıklarını kabul ediyorum.”

Yazının içeriğine hemen bir Alevi-Sünni çatışmasının sindirildiği görülüyor. Ülsever, bunu yaparken de hem yalpalıyor hem de yaftalıyor. Şöyle ki: Başını kapatmayan Alevi olduğu gibi Sünni de var. Peki başını örten Alevileri hangi kefeye koyacağız?.. CHP’li olan Alevi de var, Sünni de var. CHP’nin genel başkanı geçen yıllarda Sünni olduğunu açıklamadı mı?.. Bayramlarda torunlarıyla birlikte namaza giderken görüntülenmedi mi?.. İçki içen Sünni yok mu? Ya da içmeyen Alevi yok mu? Hele “laik Kürt” sözü tam bir yaftalama… Laik Türk yok mu?.. Hele Alevi, Kürt ve Çingene vatandaşlarımızın eşcinsellerle aynı cümlede anılması bile tam bir saygısızlık… Sayın Ülsever’in, derhal, bu vatandaşlarımızdan özür dilemesi lazım!..

Ülsever yazısına şöyle devam ediyor:“Ayrıca, memur olabilmek veya esnaflık yapabilmek için laiklik hassasiyeti yüksek bazı vatandaşlarımızın, Binnaz Toprak'ın sözleriyle, ‘cuma namazına gitmeye, ya da kılıyor görünmek için kepenk kapatmaya başladığını, o tarihe kadar başı açık olan eşlerin örtündüklerini, selamlaşmanın 'merhaba' ya da 'günaydın'dan 'selamünaleyküm'e dönüştüğünü, içki içenlerin kamuya açık yerlerde içmekten imtina ettiklerini, ramazanda oruçlu olunmasa bile oruçluymuş gibi davranıldığını...’ da düşünüyorum.”

Bu işler düşünmekle yürümez… Herkes düşündüğüne göre hareket ederse ortalık birbirine girer. Ülsever, düşündüklerinden, somut olan bir tek örnek gösteremez. Yalnız danışıklı dövüşenler hariç… Bir taraftan sahte dindarları ortaya çıkarıp diğer tarafa baskı yapılıyor görüntüsü verilmesi gibi… Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz örnekleri gibi… Ama biz şunu rahatlıkla ve kesinlikle söyleyebiliriz: Ortaya atılan sahte şeyhlerle, 28 Şubat gibi suni bir kaos ortamı yaratılmış ve dini hassasiyeti yüksek vatandaşlara çok çile çektirilmiştir. Başörtülü kızlarımızın eğitim haklarının elinden alınması, dini hassasiyeti olan askerlerimizin ordudan atılması, başörtülü asker analarının kışla kapısından kovulması binlerce örnek arasından sadece bir kaçı…

Yazısının devamında, siyaset üstü duruşu ve bütün partilere aynı mesafede olmasıyla tanınan Gülen Cemaati’ni, bu dönemde iktidar ile iç içe bir görüntü vermekle; cemaate yakınlığı ile bilinen Zaman gazetesini de iktidarın resmi gazetesi gibi olmakla suçlayan Ülsever, söz konusu cemaatle ilgili suçlamalarına şöyle devam ediyor:

“Ergenekon Davası'nda genelde doğru adımlar atılmasına rağmen; bazen de iktidar muhaliflerinin ve hatta TSK'nın aleyhine kullanılmak üzere bazı belgelerin, bilgilerin, resimlerin dış ülkelerden getirtildiği ve bunların basına Emniyet'teki Gülenci grup tarafından servis edildiği şayiası/dedikodusu çok değişik kesimlerde dillendirilmektedir.”

Bu suçlamalara ise Zaman gazetesinden Hüseyin Gülerce, “Açık mektuba cevap” yazısıyla karşılık verdi. Gülerce, “Zaman, AK Parti'nin değil, demokratikleşmenin, hukukun üstünlüğünün, özgürlüklerin sözcüsü oldu ve olacak. Şu AK Parti iktidarı döneminde neler yaşanmadı ki... 27 Nisan e-muhtırasından tutun Cumhurbaşkanlığı seçimine, CHP'nin, başka kurumların temsilcisi gibi hareket edip Anayasa Mahkemesi'yle sanki ortak hareket ediyormuş fotoğrafına kadar, akıl almaz pek çok yanlış yapıldı. Zaman da durması gereken doğru yerde durdu. Şimdi bu, AK Parti sözcülüğü mü? Alın Ergenekon davasını. CHP, avukatlığına soyundu. Medyanın belli bir bölümü, "bu siyasî bir dava, AK Parti, muhaliflerini sindiriyor" dedi. Biz ise "asrın davası" diyerek, devlet içindeki hukuk dışı yapılanmaların temizlenmesini ve demokratikleşmenin önünün açılmasını savunduk. Olduk, AK Parti sözcüsü... CHP çarşaf açılımıyla çoğulcu demokrasiye vurgu yaptığında da en büyük destek Zaman'dan geldi. Hangi demokratik açılım Zaman'dan destek görmedi ki?”

Ne dersiniz?.. Sayın Gülerce yerden göğe kadar haklı galiba!.. AK Parti iktidarı döneminde neler yaşanmadı ki?..

Sayın Gülerce cevabî yazısının son kısımlarında şöyle diyor: “Önce şunu söylemek istiyorum. Gülen hareketinin en büyük vasfı; yabancı güçlere değil, milletimize yaslanmasıdır. Bu hareket, iddia ediyorum, bu ülkenin en bağımsız hareketidir. Değerlerimiz asıldır, özümüz asıldır, millet evlatlarının himmetleri asıldır. Bu hareket; insan haklarının, vatanseverliğin, gerçek milliyetçiliğin, milletimizin, dinimizin onurunu korumayı, birinci erdem kabul ediyor. Hiçbir fiyata satın alınamayacak bir karakter ortaya konuyor. Yabancıyla, ülkemiz, milletimiz, devletimiz aleyhine işbirliği yapan, en büyük alçak, en büyük şerefsizdir.”

Evet, bu şerefsizlerin kim olduğunu milletimiz çok iyi biliyor!.. Yaklaşan yerel seçimleri ile de bildiğini sandığa yansıtacak!.. Bundan eminiz!..

Anahtar Kelimeler: Kader Gür, Dost Beykoz, Gülen Cemaati, CHP, AK Parti, Gülerce

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"