Dost Beykoz yazarından ilham alan mimar

  • 0
  • 5857
Dost Beykoz yazarından ilham alan mimar
Dost Beykoz yazarından ilham alan mimar
Dost Beykoz yazarından ilham alan mimar
Dost Beykoz yazarından ilham alan mimar
Dost Beykoz yazarından ilham alan mimar
Dost Beykoz yazarından ilham alan mimar

Dost Beykoz Yazarı Muharrem Ergül’ün tarihi bilgilerini gün yüzüne çıkardığı köşkün hayali resmi çizildi.

Dost Beykoz Başyazarı Muharrem Ergül’ün, 2016 yılı Mart ayında yazmış olduğu “Kayıp Beykoz Köşkü Nihayet” başlıklı yazısında tarihi bilgilerini paylaştığı kayıp köşkün temsili yapısı resmedildi.

Mimar Bayram Çevik’in resmettiği köşkün çiziminde Beykoz Belediyesi eski Başkanı ve Dost Beykoz Başyazarı Muharrem Ergül’ün makalesinden yararlanıldığı ifade edildi. 

Dost Beykoz’daki makalesinde, İlk ipucunu Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin 1. kitap 2. cildinde yakaladığını söyleyen Muharrem Ergül, “Seyahatnamenin 260. bölümünde ve "Beykoz Kasabasının İmaretlerini Bildirir" başlığı altında, bugünkü "Sultaniye Çayırı'nın bulunduğu yerle, İncirköy Mahallesi arasında kalan bölgeyi" işaret ettiğine yer verdi.

Ergül yazısının devamında şu detaylara yer verdi:

"Beyazıd-i Veli Han yapısı güllük bir cennet bağıdır. Burada da büyük serviler vardır ki, başını göklere uzatmıştır. (...) tarihinde Allah bilir III. Murat zamanında Özdemiroğlu Osman Paşa, Gence, Şirvan- Şemakı yahut Tebriz'i fethettiğinde, orada bulunan bir köşkün kapısını, penceresini, camlarını ve pencere kapaklarını tamamen padişah huzuruna göndermişti.

Onlar da bu ibret verici usta işi ziyan olmasın diye Sultaniye Bahçesi'nde deniz kenarında bir İrem Köşkü yapmışlar ki, bugüne kadar bütün süsleme ustaları Mâni, Erjenk, Behzad, Velican gibi nakkaşlar gelip seyrettiklerinde hayran kalırlar.

Bu kadar senden beri deniz havasından hiçbir nakış ve süslemesi bozulmamıştır. Bütün yeryüzünde, yerle gök arasında bulunan bütün canlı varlıklar bu köşkte mevcuttur ki, melekler kalem çekmekte acizdirler. Av sahnelerini öyle bir şekilde çizmişler."

Evliya Çelebi'nin bu anlatımı yaklaşık 1650'li yıllara denk geliyor. Dönem Fatih Sultan Mehmet'in oğlu II. Beyazıd dönemi...

Anlaşılan o ki, iz üzerindeyim. Bu bölgede merakımı giderecek bir yapı var. Ama nerde? Sultaniye Çayırı'nda mı doldurulan sahilde mi, kıyıda mı, yoksa denizde mi?

İlgili Makale için TIKLAYINIZ

Efsane kaleci Beykoz’da antrenör oldu
Önceki Efsane kaleci Beykoz’da antrenör oldu
Türk-Alman Üniversitesi akademik kadrosu genişliyor
Sonraki Türk-Alman Üniversitesi akademik kadrosu genişliyor