Ekrem TUNCER
  • 22/05/2023 Son günceleme: 22/05/2023 08:21
  • 7.269

Değerli okurlarım; tarihi bir seçimi daha geride bıraktık. Beklenenin aksine, 1983 ve 1987 yıllarındaki gibi %90’ları aşan rekor bir katılımla sandığa gidilmedi.

Ama Dünyada birçok ülke seçimlerini geride bırakan iyi bir ilgi vardı. Millet olarak; oy kullanma kültürünü içselleştirmiş ve bunu vatandaşlık görevi olarak gören ender ülkeler arasındayız.

14 Mayıs 2023 seçimleri birçok açıdan değerlendirilmesi gereken önemli bir dönüm noktası olarak tarihteki yerini almıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle gidilen 2. Seçim olması açısından da önemliydi.

Millet ittifakının bileşenlerinin; ‘Güçlendirilmiş Parlementer Sistem’ vaadi, Koalisyon ittifakı havasında seçmenin karşısına çıkması, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ için bir nevi 2. referandum olmuştur. Mevcut Yönetim sistemine halkın kahir ekseriyeti 2017 yılında nasıl ‘Evet’ dediyse, bu seçim sonuçları da gösteriyor ki; Vatandaş bu sistemi kabul etmiş ve son sözünü söylemiştir. TBMM’de Cumhur ittifakının çoğunluğu sağlaması bunun yansımasıdır. Türkiye’nin ikinci Yüzyılında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geliştirilecek ve aksayan yönleri güncellenerek, yeni bir Anayasa ile de kalıcı hale gelecektir.

Muhalefetin bu sistemi diline dolamasının yanlışlığını, seçimden önceki köşe yazımda ifade etmiştim. Sorunların çözümünü; sistem değişikliğine bağlayıp, mevcut yönetim şeklini; ‘ucube’ ve ‘tek adam rejimi’ olarak tarif edip, partili cumhurbaşkanı adayı yetmezmiş gibi, 7 tane partili cumhurbaşkanı yardımcısı ile seçmenin karşısına çıkan Millet İttifakı büyük bir yenilgiye uğramıştır.

Aday belirleme sürecinde; masanın dağılması, eski koalisyon dönemlerini hatırlatmış ve özellikle acil çözüm bekleyen hayati sorunları olan depremzede vatandaşlarımızda olumsuz intibalara sebep olmuştur. Altılı masa; sonrasında toparlanmış gibi gözükse de ‘kumar masası’ olarak tarihteki yerini almıştır. Bu ifadeyi; Cumhur ittifakı tarafı değil, Millet ittifakının en büyük 2. partisinin lideri, Sayın Meral Akşener kullanarak; muhalif düşünenlerin bu mutabakata güvenini yerle/bir etmiştir. Adaylık kavgası pekâlâ kamuoyu önünde yapılmayabilirdi.

Ülke; deprem acısıyla kavrulurken, Millet İttifakı seçimi kazanmış gibi koltuk paylaşımı yapıyordu. Bozuk ekonomik düzenin üstüne gelen deprem felaketinin Sayın Erdoğan’ın da sonunu getirdiğine öylesine inanmışlardı ki, ‘Hükümet Enkaz altında kaldı’ diyerek cenazeleri istismar ettiklerinin farkında bile değillerdi. Bunu seçim sonrası gösterilen reaksiyonlar ile de tescillemiş oldular.

Depremzedelere edilen hakaretlere, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve Millet İttifakı liderlerinin de üzüldüklerini düşünüyorum ama keskin ve kati ifadelerle kınamamaları, özellikle Tekirdağ Belediye Başkanına gerekli yaptırımın uygulanmaması da soru işaretleri oluşturmaktadır.

Seçim gecesine dönersek, ‘Diktatör’ olan Sayın Erdoğan gayet demokratik bir olgunlukla süreci yönetirken, ‘Özgürlükçü’ Millet İttifakı, önce AA, sonra YSK’yı hedefe koydu. Sayın Erdoğan’a ‘Diktatör’ deyin, kaybetse de teslim etmeyecek, ülkeyi savaşa sokacak gibi akla ziyan propagandalar yapın, sonrada YSK’ya parmak sallayın.

O parmak salladıkları YSK’da CHP ve İYİ Parti’nin birer üyesi var. Sayın Kılıçdaroğlu; ‘YSK’yı uyarıyorum, verileri girin’ derken, şaka mı yapıyordu yoksa manipülasyon mu? Türkiye seçim sistemi dünyada en güvenli olan ülkedir. İlçe Seçim Kurulu üyeliği yapmış bir kişi olarak işin mutfağında tecrübe edinmiş, sürece hakim ve bilgiye dayalı olarak bu tespiti yapıyorum.

Son söz; Dünyanın hiçbir yerinde diktatörler seçimi 2. tura bırakmaz. Sayın Erdoğan’ın kıymetini bilelim. Allah bize Erdoğan gibi milletin tercihine saygılı bir ‘diktatör’ nasip etmiş.

Vesselam..

Yazarın Yazıları