Derin devlet ve sustuklarımız

  • 31.05.2021 09:41
  • Okunma: 1455 kez

Elif ÇELİK


Bir suç örgütü lideri, bu ülkenin İçişleri Bakanı'na karşı yakışıksız ve aşağılayıcı sıfatlarla ithamda bulunuyor...

Kızsan AKP'lisin kızmasan vatan haini... Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi rant uğuruna bu ülkenin yasal bir siyasi parti lideri ve üstelik kadın olan bir Genel Başkanı için "Bu daha bir. Daha neler olacak neler. Daha dur bakalım bunlar iyi günler" ifadelerini kullanıyor. Kızsan Meral Akşenercisin, kızmasan Erdoğancı... Şimdi sormak gerekiyor o zaman: Ey ahali! Bu yaşadıklarımız normal mi?

Yeşilçam filmlerinden hatırlayalım:

Eskiden bizim bugünlerde çok konuşup, çok tartıştığımız bekçiler, geçmişte mahallenin gözetmenleriydi. Ellerinde düdükle, sabahın ilk ışıklarına kadar sokaklarda dolaşır; hepimiz evlerimizde huzur ve huşu içinde uyuyalım diye asayişi kontrol ederlerdi. Ancak yine o zamanlardan hatırlayanlar bilecektir ki, "Polis yarısı" sayılan bekçiler, polislere karşı saygılı ve gizli bir hayranlık da beslerdi.

Şimdi bugün bakıyoruz, bekçiler, zaman zaman polisle sanki bir rekabet halinde gibi... Polisin zaman zaman başvurduğu sertlik kamuoyunda tartışılırken, bekçilere yönelik sosyal medyaya yansıyan görüntüler; bekçiler arasında bu orantısız güç kullanımının daha da yaygın olduğu gibi bir izlenim var sanki... Hatırlayın, geçtiğimiz yıl bir polisle bir bekçinin birbirlerine girmedi mi? Yine geçtiğimiz aylarda bu kez bekçiler alacak verecek davası yüzünden birbirlerine silah çekmiş, bir bekçi de hayatını kaybetmişti. Şimdi bunlar olacak iş mi?

Konudan konuya geçiyoruz da düşünelim; neleri normalleştirdiğimizi görelim ondan sonra girişte yazdıklarımı irdeleyelim istiyorum dostlar... Bakın şimdi:

Erzurum'da 72 yaşında bir adam(!) evli olduğu kadını, evin kapılarını kilitledikten sonra göğsünden vuruyor! Hastanede 2 hafta boyunca yaşamla ölüm arasında gidip gelen kadıncağız, sonunda hayata tutunmayı başarıyor. Kendisini vuran kocası mı? 2 ay dostlar, 2 ay... Maalesef 2 ay sonra serbest kalıyor...

Bir başka örnek: Nesrişah Yorgun... Tam 5 aydır Iğdır'da kayıp ve aranıyor. Sonunda bulunuyor ve ortaya ne çıkıyor biliyor musunuz dostlar? Eski eşi tarafından öldürüldüğü, ardından çelik sandığa konulduğu ve sonra da üzerine de fayans döşendiği ortaya çıkıyor. Düşünebiliyor musunuz dostlar?

Biz şimdi İstanbul Sözleşmesi ve önemini anlatırken, bir geceyarısı kararıyla ortadan kaldırılmış olmasının üzüntüsünü mü yaşayalım,  öfkesini mi içimizde besleyelim?

Derin devletmiş...

Eğer bir ülkede biz kadınlar, işyerinde tacize sokakta tecavüze uğrama kokusuyla yaşamak zorunda bırakılıyorsak...

Eğer biz kadınlar, büyük bir umutla girdiğimiz dünyaevinde, eşimizden ne zaman şiddet göreceğiz; ne zaman öldürüleceğiz endişesiyle burun buruna yaşıyorsak...

Eğer biz kadınlar, erkeklerin tümüyle yaptıklarının yanına kâr kaldığı gerçeğiyle birlikte yaşamaya alıştırılmak isteniyorsak...

Eğer biz kadınlar, zor zamanlarımızda nereye gideceğimizi bilemiyor ve toplum tarafından da yalnızlaştırılıyorsak...

Eğer biz kadınlar, şiddetin meşrulaştırılmasına bizzat bu ülkenin Cumhurbaşkanının katkı sağladığını üzülerek izliyorsak...

Siz daha neyin derin devletinden bahsediyorsunuz a dostlar?

Bu kaba kuvvetlere "dur" diyecek bir kadının sesi duyulabilir mi?

Kadının adının olmadığı aileler, kadının adının olmadığı toplumlar, derin devletle olan mücadelesini sizce kazanabilir mi?

Hep karından konuşuyorsunuz... Hep susuyorsunuz...

Haydi itiraf edin:

Şu dünyada hepiniz için anneniz dışında hiçbir kadının önemi yok değil mi?

Şimdi yeniden düşünün bakalım:

Bu kadınlara ettikleriniz iki cihanda da burnunuzdan fitil fitil gelmeyecek mi?

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları