A. Raif ÖZTÜRK
  • 15/02/2023 Son günceleme: 16/02/2023 20:42
  • 6.661

Depremler; ister bilimsel olarak tarif edildiği gibi, jeolojik gelişmeler ve enerji birikmeleri sebebiyle meydana gelsin.

İster Kur’an’ın ifadesiyle “işlediğimiz günah ve isyanlarımız nedeniyle”(Şûrâ S., 30. Â.)olsun. İsterseABD liderliğindeki 5 ayrı ŞER devletlerin ortaklığında, HAARP sistemli yapay bir deprem olsun, içinde mutlaka ilginç ve ibretlik olaylar barındırırlar.

Bugün, ibret ve tefekkür için, 06.02.2023 Kahramanmaraş merkezli olup, 11 ilde yaşanan depremden, sadece birkaç ilginç ve ibretlik olayı özetleyerek takdim edeceğim:

Nalan Şimşek ağlayarak anlatıyor:

3 Gün önce kızım Şeyma’ya Kahramanmaraş’ta bir daire satın aldım. 2. Günün akşamı bana, telefonla görüntülü olarak odaları gösterdi. “Bak anne sana da bir oda hazırladım, senin için yatak odası takımı da aldım, senin odan burası. Geldiğinde burada kalacaksın” dedi. Daha ilk gecesinde, o bina yerle bir oldu. Meğer ben, kızıma MEZAR satın almışım…Yani, yarınımızın bile garantisi yok.

Enkazda kalan 6 yaşında oğlunun vefat ettiğini öğrenen babanın, oğlu için yazdığı şu ibretlik satırlara bakınız:

-Ahmet’imizi Allah cc yarattı. Bize satmadı. Hediye de etmedi. Bir süreliğine emanet etti. Biz o süreyi bilmediğimiz için, hep elimizde kalacağını zannettik. Fakat süre bu kadarmış. Velhâsıl, sahibi emanetini bugün almayı murâd etmiş. Başkası alacak olsa, isyan ederdim. Fakat esas sahibi isteyince ne diyebilirim ki? Rabbim bize BİR GÜL emanet edip, 6 sene KOKLATTI. 6 Senenin her ânı için, O’na cc BİNLER ŞÜKRAN borçluyum. Devamı, inşâAllah cennette…..Bu nasıl bir teslimiyettir Yâ Rabbi?..Îman varsa, huzur da vardır…

3. Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde; 'Enkazdan sağ çıkarılan bir çocuk ambulansa alınınca hemşire kendisine soruyor;“söyle bakalım sana ne vereyim, su mu istersin, çikolata mı istersin?” Çocuk, “yok, ben hiç acıkmadım ki… Çok güzel bir abla geldi, bana yemek yedirdi su içirdi, benimle hep oynadı. Bana, merak etme kurtulacaksın dedi ve siz gelince o gitti” demiş.

4.Bir görevli anlatıyor: Depremin beşinci günüydü. Başka bir canlı veya ceset kalmadığı anlaşılınca, kepçeye “enkazı kaldır” talimatı verildi. Tam bu sırada bir kadın çıktı ve “durun, durun, burada benim iki evlâdım var. Onları da çıkarın!” diye feryat ederek koordinat verince, biz tekrar enkaza yöneldik ve saatler sonra o iki çocuğu çıkardık. Görevliler: “..eyy bu çocukların annesi, neredesin? Gel çocuklarını gör” diye çağrılar yaparken, o kadın kayboldu. O çocuklardan 13 yaşında olan;“BİZİM ANNEMİZ DÖRT SENE ÖNCE ÖLMÜŞTÜ” deyince, hepimiz ŞOK olduk ve yere çöktük, gözyaşlarıyla dualar etmeye başladık.

5.Ekiplerin kurtardığı en ilginç canlardan biri de Hatay’ın Kışla Saray Mahallesi Fevzi Çakmak Caddesi’nde yıkılan bir apartmanın enkazından çıkarılan, 7 aylık Hamza bebek oldu.Tam 140 saat sonra (6. Günün sonlarında)ve sanki birkaç saatlik uykudan uyanıyormuş gibi sağlıklıve zinde görülüyordu.‘Eksi 5 derecede, her gün 7-8 kez emzirilmesi ve alt bezinin değiştirilmesi gereken bir bebek, aç-susuz6 gün nasıl yaşayabilir?’ düşüncesiyle, bebeği kurtaran ekiplerin ağladığı görüldü.

Ayrıca, bir hafta gibi uzun bir zaman içinde beton yığınlarının altlarından,çeşitli aralıklarla çıkarılan 198 bebeğin; sağlık durumlarının iyi olmaları, bazılarının parmağını emerek, bazılarının gülücükler atarak çıkmaları, çok çok ibretlik mucizeler değil de nedir?

Burada çok net anlaşılan; tamamen ÂCİZ olanların, inâyet-i İlâhiye altında olmasıdır. Bizlere düşen, ACZİYETİMİZİ idrak veizhâr ederek Yüce Rabbimize sığınmak, tevekkül ederek, O’na cc duâ ve niyazlarda bulunmaktır.

Diğer yandan; depremde ölenlere vaad edilen müthiş müjdeler var:

Depremde ölen Mü’min ve Müslümanlar HÜKMÎ ŞEHİTDİRLER. Yani, zâyi olan malları sadaka, zekât ve infâk sayılacak.Çektikleri acı ve sıkıntılar günahlarına keffâret olacak.Kendileri de şehid hükmünde muamele görecekler. Hayatta kalsalardı, îmânla ölme ve bu mertebelere gelme ihtimalleri sadece 40’da bir-iki idi. (Şualar, 11. Ş., 4. Msl.)

Şimdi düşünelim, kim daha kârlı?..

Ayrıca bu deprem bize; onlarca dairesi bulunup villâda kalanların, bir çadırda da kalabileceğini öğretti. Tanıdıklarımıza bile selâm vermeyi unuttuğumuz halde, tanımadıklarımıza yardım için seferber olmayı öğretti. 3-5 Mağazası ve işyerleri olanların, yemek kuyruğunda çaresizce bekleyebileceğini ve akşam kiracısına zâlimce ZAM yapanların, sabah kiracısıyla birlikte bir ateşin karşısında TİR TİR titreyebileceğini de öğretti.

Yani insan ÂCİZ, ‘Mülkün tek sahibi olan ALLAH Kâdirdir…

En önemlisi de hiç ölmeyecekmiş gibi Dünyaya çalışmanın âkıbetini, bizlere ağır bedeller ödeyerek öğretti. Ve“yarın ölecekmişiz gibi, ÂHİRETE hazırlanmamızın da gerçekten ŞART OLDUĞUNU” öğretti... Vesselâm.

NOT:I.Bir sonraki yazım; “DEPREMLERİN MÂNEVİ ve HİKMET YÖNLERİ” başlığı altında olacak, inşâAllah.

II.Bilvesîle; CUMA ve MÎRAC GECENİZİ, EN İÇTEN DİLEKLERİMLE TEBRİK ve TES’ÎD EDER, EN GÜZEL ve EN HAYIRLI ÂKIBETLERİN, SİZLER ve TÜM İNSANLAR için OLMASINI YÜCE RABBİMDEN NİYÂZ EDİYORUM…

Yazarın Yazıları
Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz