Makaleler

Dava Adamı!

2014.07.27 00:00
| | |
7824

Dava adamlığı; iktidar partisinin eteklerinden tutarak “Ben dava adamıyım” diye bağırmak değildir. Her dönem farklı bir renge bürünerek iktidarlara yanaşmak hiç değildir.

Yukarıda belirttiğim gibi o görüşü benimsemediğiniz halde, iktidar da olan partiye, birilerinin aracılığıyla yanaşıp, hizmet ettiğiniz kurumda bu sayede, daha bir üst makama geçeceksiniz belki; başkalarının önünü keserek… O makamı hak etmediğiniz halde, fikriniz başka, zikriniz başka olacak, ondan sonra dön sırtını çaktırmadan, devletimize yönelik yapılan bazı eylemleri destekleyip, alkış tut. Ertesi günü de bir şey olmamış gibi o koltuğa otur.

Sizin gibilerine ancak şu söylenebilir;

Hz. Mevlana’nın dediği gibi ''ya göründüğünüz gibi olun, ya da olduğunuz gibi görünün.'' Bukalemun olmayın.

Yemezler beyler, hanımlar dikkat! Böyle dava ve devlet adamı olunmaz.

Ekmek yediğiniz kurumlara, işyerlerine sırtınızı dönemezsiniz, arkadan vuramazsınız. Peki, var mıdır gerçekten bu tip kişiler, vardır elbette. Zaten yazıyı okuduklarında sanki bizi yazmış diye korkarak iç geçirirler.

Gelelim tekrar konumuza; Dava adamlarının veya olmaya niyet edenlerin bana göre, iyi fikirleri, yön belirleyici davranışları ve düşünce dünyasını kodlayan değerler manzumeleri, olmalıdır.

“Ben dava adamıyım” demekle dava adamı olunmuyor.

Bunun için iyi bir sicile’ de sahip olmak gerekir.

Her dönem bir iktidar partisine monte olup, çabucak oradaki sistematik işleyişe ayak uydurarak “ Benim davam da budur” diye bağırıp çağırmakla da dava adamı olunmuyor.

Dava adamlarını, geçmişten bugüne hangi satıhta yürüdüğüne iyi bakıp, tutarlı bir geçmiş analizi yaparak bugünü ve geleceği değerlendirince anlamak oldukça kolaydır.

Ve dahası “Ben dava adamıyım” diye bağıranların hangi badirelerden geçtiğine ve hangi bedelleri ödediğine bir göz atmak lazım.

Sürekli sermayeyi büyüterek hayata para gözüyle bakan adamların davası, sahip oldukları para ve muhasebe edebildikleri hesap kadardır.

Dava adamlığının parametreleri safsatalarla oluşturulamaz. Makam ve mevki peşinde koşmaz.

Dava adamı; ayak oyunu yapmaz, sürekli yalan söylemez, yalandan yere yemin etmez, insanları kandırıp aldatmaz, yalan yere vaatlerde bulunmaz, hile ve desise kurmaz, kumpas hazırlamaz, kimseyi gammazlamaz, arkasından ve karnından konuşmaz.

Dava adamı dediğin dert küpüne benzer. Nefes aldığı her anın vermek zorunda olduğu bir hesaba tabi olduğunu bilir ve ona göre hareket eder. Hesap gününe olan inancında sarsılma olmaz.’’Amenna ve Saddakna.’’

Herkesin “Benim menfaatim” dediği yerde, “ Hayır, milletin menfaati!” diyebilmektir dava adamı olmak.

Davanın merkezinde öncelikle; Allah rızası, memleket millet sevdası, adalet aşkı vemazlum ve mustazafların duasını kazanmak maksadı olmalıdır.

Cennet sevgisi ve cehennem korkusu üzerine kurulmuş bir mizan ile tartıyı yapmak gerek.

Herkesin net ağırlığı bu vesile ile açığa çıkmış olsun.

Yine de birisi bize “Beni mi kast ettin?” diye sorarsa, biz, “ Herkes kendini daha iyi bilir. Ve lakin bütün bilgilerin üzerinde İlahi bir ilim vardır. ‘‘Allah’’ her şeyi hakkıyla işiten ve bilendir.

Satırlarımı çok sevdiğim bir kızıl dereli atasözü ile sonlandırıyorum…

Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bu günkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli... Çünkü kimin, kimi yiyeceğine, suyun akışı karar verir...

Anahtar Kelimeler: Çetin Ünlü

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"