Mert AKDEMİR
  • 24/10/2023 Son günceleme: 24/10/2023 13:04
  • 5.537

Bu gün, hatta son 50 yılda İsrail’in Filistinlilere yaptıklarını 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunanlar, bizlere yaptı.

Acımasızca ve insanlık dışı bir şiddete başvurup, öldürülen insanlarımız üzerinden sağ kalanları korkuyla Anadolu’nun içlerine sürmeye kalktılar.

Düşman ordusunda Şeytan Taburu ismiyle nam salmış bir grup azılı cani, köyleri kasabaları imha etmekteydi o günlerde. İnsanlarımızı camilere toplayıp camilerimizi ateşe veriyorlardı. Kadınların ve kız çocuklarının uğradığı vahşeti benim burada kelimelere dökmeye cesaretim yok. Sadece bir tanesini yazayım anneler bebeklerini emziremesin diye göğüsleri kesiliyordu. Lakin benim gösteremediğim bu cesareti göstermiş olan tarihçilerin ve araştırmacıların hazırladığı kitaplardan, Genel Kurmay ve Türk Tarih Kurumu kaynaklarından ve Youtube’dan her bir vatandaşımızın bunları öğrenmesi, bilmesi ve unutturmaması vatanına namus borcudur.

Neden namus borcudur. Bosna savaşında Müslüman Boşnaklara liderlik eden Bilge Lider Aliya İzzetbegoviç der ki; ‘Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.’ Tekrarlanmasın diye namus borcudur. Savaşlar sadece canımıza değil, namusumuza da tasallut eder. Bu gerçeği binlerce yıllık tarihiyle, töresiyle en iyi bilen millet biziz.

Bundan tam 100 sene evvel canımıza, namusumuza, evlatlarımıza ve vatanımıza göz diken düşmanlara karşı Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve birbirinden değerli kahraman silah arkadaşlarının galibiyetiyle kazanılan vatan toprağı ve üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti hepimizin hem canının hem de namusunun bekçisidir. Vatandaşları olarak bizlerin en kıymetli hazinesidir. Türkiye Cumhuriyeti bize atalarımızdan miras değildir. Gelecek nesillerimizin bize emanetidir. Bu bilincin farkındalığından bir an olsun ayrılmamalıyız.

Ülkemizde ya da dünyada her ne yaşanırsa yaşansın, hangi olay olursa olsun. Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olan bizler, dahili ya da harici kim tarafından yapıldığına bakılmaksızın Cumhuriyet değerlerimizin yıpratılmasına, sorgulanmasına ve değersizleştirilmeye çalışılmasına asla izin vermemeliyiz, vermeyeceğiz.

Topraklarımızın dört bir yanında savaş ve çatışma ortamı var. Hatta coğrafyanın her bir yerine yayılması İsrail’in Gazze şeridine yönelik soykırıma varan saldırıları yüzünden an meselesi. Buna rağmen ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ şiarıyla tüm dünyaya hem örnek, hem de zulme uğrayan insanlara destek olmak zorundayız.

Tüm bunları yaparken de muzaffer bir millet olduğumuzu unutmayacağız. Biz bundan 100 sene evvel düşmanımızı yendik. Devletimizi kurduk. Çok canlar verdik, çok acılar çektik. Asla güllük gülistanlık bir süreç yaşamadık. Bu ülkenin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk sadece 57 yaşında vefat etti. Bıyıkları daha yeni yeni terlemeye başladığı günlerde düştüğü çilelerle dolu vatan sevdası derdinden 57 yaşında, sevdasına kavuşmuş biri olarak göç etti aramızdan. Bugün 57 yaşında biri vefat edince daha gençmiş diyoruz.

Şimdi bize TRT’nin karar alıcıları diyor ki Gazze’de yüzlerce insan şehit oldu. Çocuklar bebekler katledildi. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı kutlamalarını erteliyoruz. Neyini erteliyorsun TRT? Elbette Filistinlilerin yaşadıkları acılar bizi perişan ediyor. İnsanlığımızdan utanıyoruz ama o başka 100 Yaşına girecek olan Türkiye Cumhuriyeti başka.

Zaten Cumhuriyetin 100. Yılını kutlamak sizler için çalgı çengi olmuşsa zaten kutlamayın. Kutlama demek müzikten, şölenden öteye gidemiyorsa sizin için, bu büyük mefkureyi hiç anlamamışsınız demektir. Ama biz sizin niyetinizi anladık TRT. O yüzden bırakın kutlamayı adını bile anmayın.

Yazarın Yazıları