Büşra ŞEN ÇOBAN
  • 24/07/2023 Son günceleme: 24/07/2023 21:47
  • 4.775

Evlatlarımızın anne ve babası olmamız ile onların sahipliğini yapmak arasında ince bir çizgi vardır.

Evlatlarımıza değer vermeliyiz, sevgi vermeliyiz ancak kendi ideolojilerimizi, kendi öfkemizi kendi hayat görüşlerimizi onlara dikte etmemeliyiz. Onlar bize geldiler fakat bizden gelmediler.

Evlatlarımızı yetiştirirken belki de fark etmeden hem bize bağımlı hem de bizim gibi bireyler haline getiriyoruz. Kendimiz gibi olmayınca sinirlenip kızıyoruz. Bizimle aynı siyasi görüşe,  aynı ahlaki tutuma, aynı dinsel inanışa, aynı hayat görüşüne olmalarını bekliyor ve bu konuda onları baskı altında tutuyoruz. Fakat unutmamalıyız ki onların kendi hayalleri, kendi ruhları ve kendi mizaçları var.

Bu baskının altında ezilen çocuklar sağlıklı bireyler olamayıp sağlıklı ilişkiler kuramıyor. Bu kişiler kendi ailelerini kurduklarında birey olamıyorlar. Evliliklerinde bile bireyselleşemiyorlar en ufak bir konuda bile tüm aile bireyleri işin içine giriyor. Hatta Üstün Dökmen'in ; “Avrupa'da evlilik tango gibidir, iki kişi arasında yapılır. Türkiye'de ise halay gibidir, aileler arasında yapılır, sülaleler karışır" sözü bu durumu tasdik etmektedir.

Peki ya özgür ve özgün çocuklar yetiştirmek için neler yapmalıyız: Çocuklarımıza bol sevgi vermeliyiz ve onlara koşulsuz sevmeyi öğretmeliyiz.

Çocukların merakını bastırmamalıyız. Onlara keşfedeceği bir zemin hazırlamalıyız. Mümkünse her bildiğimizi ona anlatmak yerine ona öğrenmeyi ve keşfetmeyi öğretmeliyiz.

Çocuklarımızla bolca oyun oynamalıyız oyun hayatın bir provasıdır. Çocuklar oyunlar ile kuralları,  iletişim kurmayı,  taktik geliştirmeyi, kriz yönetimini ve birçok temel beceriyi edinirler.

Ona hata yapma fırsatı vermeliyiz. Çocuklar en çok hata yaparak öğrenirler.  

Ayrıca sorumluluk yüklemek ve kendi kararlarını alma fırsatı vermeliyiz,  onların fikirlerine saygı duymalıyız. Halil Cibran der ki;

Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Yazarın Yazıları