CHP İlçe Başkanı Düzgün: “Beykoz için Gürzel ile bir araya geliriz”
CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün, Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle basın mensupları ile buluştu. Düzgün, “Özlem Vural Gürzel ile Beykoz için bir araya gelmemiz gerekirse geliriz” dedi.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeni ile basın mensuplarını Doğal Dükkandaki akşam yemeğinde ağırlayan CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün’e Meclis Üyesi Gülsüm Arıkan, İlçe Yöneticisi Merve Gürtunca ile Kadın Kolları Başkanı Eylem Uzuner eşlik etti.

Aydın Düzgün, Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel’in, “kadınlar CHP’de sadece bir figürdür” şeklindeki sözleri üzerine, pozitif ayrımcılık yaptığını ve toplantıya sadece kadın meclis üyesi ve ilçe yöneticilerini davet ettiğini söyledi.
Dost Beykoz Yazarları Dr. Sinem Eray, Erdal Öztürk ve Süleyman Çalık’ın da katıldığı yemeğin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Düzgün, Dost Beykoz İmtiyaz Sahibi Kader Gür’ün, “İlçe Başkanı olduğunuzda kullandığınız söylemler ile şu anki söylemler arasında üslup ve sertlik farkı var. Bunun nedeni nedir?” sorusuna Gürzel’in şikayeti üzerine Beykoz Adliyesi’nde ifade verdiğini hatırlattı.
Düzgün, “Genel Başkanımızda aynı şeyleri söyledi. Bu bir siyasi gasptır, yan kesiciliktir dedi. Bazı kelimeleri dokunulmazlığı olan birisi söylediğinde bir şey olmuyor da dokunulmazlığı olmayan biri söylediği zaman sıkıntı arz edebiliyor, bunun gizlenecek bir yanı yok. O an tabi bundan önceki süreçte CHP başsız kalmıştı. Sıkıntılıydı ve örgütün motivasyona ihtiyacı vardı. Bu motivasyon bu mitingle taçlandı. Sürdürdüğüm politika oy veren 68 bin kişinin moralinin düzeltmek İlçe Başkanı olarak oylarına sahip çıkmak bütün derdim bu olacak.” ifadelerini kullandı.
Kavga etmesi gerektiğinde bundan çekinmeyeceğini dile getiren Düzgün, “Kavga etmek benim için doğal bir şey. gerektiği anda kavga ederim. Eğer belediyeye yönetimize, vekile bir şey dememiz gerekiyorsa onun karşılığını veririz.” diye konuştu.
Kader Gür’ün, “Beykoz’un menfaati olsa Özlem Hanım ile bir araya gelir misiniz?” sorusuna da şunları söyledi:

“Beykoz adına bir araya gelmemiz gerekiyorsa, Beykoz’un lehine bir şey olursa tabi ki bir araya geliriz ama CHP’ye olan saygısızlığını artık kapatacak.”
Dost Beykoz Yazarı Erdal Öztürk’ün sorusunu da yanıtlayan Düzgün, Vekil Gürzel’in CHP’yi ziyaret etmesinin uygun olmayacağını dile getirdi.
Aydın Düzgün, “Bu soru biraz zor oldu. Ziyaretin Cumhuriyet Halk Partisi’nde olması değil de Belediye’de olması daha iyi olur. Beykoz’un derdi için artık orada konuşacağız. CHP’nin derdi diye bir durumu zaten yok. Uygun olmaz. Partililerimizin ne yapacağını kestiremem. Güvenliği sağlarsın da kimin ne söyleyeceğini bilemem.” değerlendirmesini yaptı.
Alaattin Köseler’in son durumuna ilişkin İl Başkanlığı’nın talimatları sonrası yeni girişimlerde bulunacaklarına işaret eden CHP İlçe Başkanı, “İlçe Yönetimindeki avukat arkadaşlarımız sık sık kendisini ziyaret edecek. Son durumu nedir? Ne yapmamız lazım? Moral ve motivasyon olarak daha çok kendisi ile birlikte olacağız. Çıkacağına da yürekten inanıyorum. Görevine iade edilmesi ile ilgili soruya yalnız Türkiye’de bir kişi cevap verebilir.” diye konuştu.

Köseler döneminde ADD ile bir protokol imzalandığını, yurt yapılacağını ve bağışçılarının da hazır olduğunu hatırlatan Düzgün, “Orayı da şimdi bakanlığa vermişler. Bakanlık da orayı peşkeş çekecek muhtemelen. Zorla bir kreş yapılmıştı onu da devrettiler. Oraya 3-5 kişi koyup çalıştıramıyor musun? Niye? Mantık öyle değil çünkü.” ifadelerini kullandı.
CHP Beykoz olarak 2026’ya mutlu başladıklarını dile getiren Düzgün, “Partimizin ilk İstanbul mitingi Beykoz’umuza nasip oldu. Muhteşem bir miting oldu. Hiç abartısız söylüyorum. Sultangazi’yi geçmişiz. 1.’yiz şu anda. Bugün pozitif ayrımcılık yaparak sadece kadın yöneticilerimizi çağırdım.” dedi.
Gürzel’in basın mensuplarına yaptığı, “hangi meclis üyesinin hangi müdürlüğü tuttuğunu biliyorum. Hangi müdüre benden habersiz ihale yapmayacaksın” sözlerini eleştiren Aydın Düzgün, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Elinde bir şey varsa direkt söylesin. Biz de gereğini yapacağız. Bundan da kimsenin imtinası olmasın. Yıkım yapacağım diyor. Gidiyor garibanın evini yıkıyor. Mahmut şevket paşa’da bir teyzemizin evini yıkmış, niye yaptırdılar, niye yıkıyorlar? Şahinkaya’da koca dağı aşağı indiriyorlar. Oradan çıkan hafriyatla 3 tane hastane yapılırdı. Çevreye verdiği zarar, kirlilik… gitsin oraya bir ceza yazsın. Gelsin Maritza’ya Parlaklar’a baksın, bunlara bir karşılık verdi mi?”
“Nereden geldiğini unutupta CHP’yi eleştirmesine akıl erdiremiyorum. 68 bin kişiye saygısından susması lazım. Feribot işimiz var bak. Çözelim o işi, sıkıntılı bir iş.. onun da nedenini söyleyeyim. AKP döneminde bütün gemileri kendi yandaşlarına sattılar. Sonra da çok yüksek fiyatlarla kiraladılar. Şehir Hatları’nı darlaması biraz ondan kaynaklanıyor. 250 bin nüfusun yüzde 35’i öngörünümde oturuyor. Çözün bu işi. Bize düşen bir şey varsa bize söyleyin.”

Yücel Çelikbilek ile başkan olduğu dönemde makam odasında oturdukları sırada gerçekleşen sohbeti anlatan Düzgün, “Rahmetli, Aydın vallahi utanıyorum dedi. İnsanlardan öngörünümle ilgili bir sürü soru alıyorum cevap veremiyorum dedi. Bu AK Partili bir belediye başkanının da vicdanını sızlatan bir şey. Bu yapılan evler 50 senelik vardır.” diye konuştu.

Toplantının başlangıcında ise İlçe Sekreteri Merve Gürtunca tarafından hazırlanan basın açıklaması okundu…
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, yalnızca bir kutlama günü değil; basın özgürlüğünün, halkın haber alma hakkının ve demokratik hukuk devletinin içinde bulunduğu koşulların açık ve dürüst biçimde değerlendirilmesi gereken bir gündür.
Gazetecilik iktidarları memnun etme faaliyeti değildir
Gazetecilik; iktidarları memnun etme faaliyeti değil, kamu yararı adına gerçeği ortaya çıkarma sorumluluğudur. Gazetecilik bir suç değil, kamusal bir görevdir. Buna rağmen bugün ülkemizde hâlâ gazetecilerin cezaevinde olması, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleriyle açıkça çelişmektedir. Tutuklu gazetecilerin varlığı kabul edilemezdir ve derhal son bulmalıdır.
Kalemin özgürlüğü yoksa toplumun nefesi kesilir
Yerel basın; demokrasinin yereldeki vicdanı, kamusal denetimin en temel aracıdır. Kalemin özgürlüğü yoksa, toplumun nefesi kesilir. Yerel gazeteciler; ekonomik baskılar, ilan tehditleri, siyasi yönlendirmeler ve açık ya da örtük sansür girişimleriyle karşı karşıya bırakılmaktadır.
Kadınlar siyasetin süsü değildir
Son günlerde yerel basına yansıyan ve kadınları siyasette “figür” olarak tanımlayan söylemler, bu baskıcı zihniyetin yalnızca basına değil, eşit yurttaşlık fikrine yönelmiş bir başka yüzünü ortaya koymaktadır. Kadınları siyasal yaşamda sembol ya da vitrin unsuru olarak gören bu yaklaşım; demokratik temsil anlayışını reddeden, Anayasa’nın eşitlik ilkesine açıkça aykırı bir tutumdur. Kadınlar siyasetin süsü değil; karar alma mekanizmalarının eşit, etkin ve asli öznesidir. Kadınları görünmez kılan bu dili, basını susturan anlayıştan ayrı görmüyor; Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel değerlerine ve anayasal eşitlik ilkesine yönelmiş siyasi bir itibarsızlaştırma çabası olarak değerlendiriyor ve şiddetle kınıyoruz.
Atatürk’ün ilke ve devrimlerinden kopmuş bir siyasal hat
Bu noktada hatırlatmak isteriz ki Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu siyasal mirası; kadın-erkek eşitliğini esas alan, halkı ayrıştırmayan, özgürlükleri güvence altına alan ve baskıcı zihniyetlerle kararlılıkla mücadeleyi öngören bir anlayış üzerine kuruludur. Atatürk’ün ilke ve devrimlerinden kopmuş bir siyasal hattın, Atatürk’ün adını söylem düzeyinde kullanarak kendine meşruiyet üretmeye çalışması kabul edilemez bir araçsallaştırmadır. Atatürk’ün mirası; kadınları dışlayan, basını baskılayan ve eşitliği reddeden bir anlayışla bağdaştırılamaz.
Basın özgürlüğü adalet arayışının güvencesidir
Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değildir. Basın özgürlüğü; kadınların hak mücadelesinin, hayvanların yaşam hakkının, doğanın korunmasının ve adalet arayışının güvencesidir. Özgür basın susturulduğunda; şiddet görünmez olur, hak ihlalleri cezasızlaşır, kamu vicdanı karartılır.
CHP olarak bütünlüklü mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz
Cumhuriyet Halk Partisi Beykoz İlçe Başkanlığı olarak; eşit yurttaşlığı, hiçbir kesimin dışlanmamasını, özgür bireyi, ayrımcılıktan arınmış ortak yurttaşlık bilincini, sosyal adaleti ve kamusal sorumluluğu esas alan; baskıcı ve gerici zihniyetlerle kararlı mücadeleyi temel alan bir siyasal anlayışla, basın özgürlüğünden kadın haklarına, eşit temsilden demokratik hukuk devletine uzanan bu bütünlüklü mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
Görevini onurla sürdüren basın emekçileri
Bu vesileyle, tüm baskılara rağmen görevini onurla sürdüren basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz. Basın özgür olmadan demokrasi olmaz. Demokrasi olmadan adalet olmaz.

Toplantı, hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.