CHP'de kaybeden kim?

  • 20.01.2020 09:36
  • Okunma: 3751 kez

Beykoz'da bir seçim yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisi'nde Delegeler, kendisini görevlendiren halktan cesaret alarak, ilçe başkanlarını belirlediler. Tahmin edildiği gibi seçim iki aday arasında gerçekleşti ve benim de içinde olduğum bir grup delege tarafından desteklenen Mahir Taştan, az bir farkla Aydın Düzgün'e karşı kaybetti. Aslında üçüncü adayımız da vardı ve ben başlangıçta bir kadın olması nedeniyle sevinmiştim de... Ancak seçim sürecinde duyduklarımız ve yaşadıklarımız, kendisini yalnızca bir kadın olarak, hemcinsimiz olarak aday olmasının sevincini epeyce gölgeledi. Doğrudur, ben de tıpkı kendisi gibi aday olmuştum ancak diğer adaylardan herhangi birisine karşı yada diğerine yarayacak bir çalışma içine girmemiştim. Ben Elif Çelik olarak aday oldum, kendi başarım için mücadele ettim. Kimseyi de kırmamaya özellikle dikkat ettim.

Şimdi dostlarım...

Bir parti içerisinde yapılan seçimin ardından ne yapılır? Seçilen sevinir, kaybeden üzülür değil mi? Biz de daha birkaç hafta önce mahallelerde seçim yaptık meselâ... Ben üstelik ilçe başkanının açıkça desteklediği bir listeye karşı mücadele verip, ekip arkadaşlarımla birlikte zafer kazandım. Sevindim mi? Evet, sevindim. Ancak kapının önünde davul da çıldırmadım. Sevinmenin de bir ölçüsü olmalı...

Desteklediğimiz Mahir Taştan kaybetti diye üzüldük mü? Elbette üzüldük. Beykoz'un tamamını kucaklayan bir projeyi hayata geçirecektik. Geçmişte yaşadığımız sorunları tekrar etmemek adına önlemler almıştık. Hiçbir zaman bir araya gelmeyecek kişiler, tek gayesi CHP'nin Beykoz'da başarısı olunca tekrar bir araya gelmişti. Küskünlükler rafa kaldırılmıştı. Ekrem İmamoğlu'nun başlattığını Beykoz'da üstelik Belediye Başkanlığını da alarak devam ettirecektik. CHP Beykoz'un  tembelliğini üzerinden atacaktık. Ne mi yapacaktık? Anlatayım

Mahir Taştan ile birlikte tüm ekibimizi toplayıp, Aydın Düzgün'ü de aramıza alarak basına poz verecektik. "Kaybetmek diye bir şey yok, hepimiz birbirimize sahip çıkacağız" mesajını verecektik. En az 2 ayda bir kez Aydın Düzgün ile birlikte bize muhalif olan CHP'lileri parti binamızda ağırlayacak, onların eleştirilerini dinleyecektik. Beykoz'un her mahallesinde ziyarete başlayarak, özellikle "bizden olmayan" kişilere gidecek, "Neden bizden değilsiniz? Gelin, hep birlikte biz olalım" diyecektik. Maddi ve manevi tüm gücümüzle çalışacak, başarılarımızın İstanbul'un dört bir yanında konuşulmaya başladığını görecektik. Ama olmadı.

Evet, olmadı ama biz bu duygularla girdiğimiz seçimi kaybetmenin üzüntüsünü de geride bırakacak davranışlarla karşı karşıya geldik. Biz sanki CHP'de aynı duyguları paylaştığımız dostlarımıza değil de AKP'ye karşı bir yenilgi almışız gibi CHP içinden birilerinin tahrik dolu mesajlarıyla yüz yüze geldik. Sanki CHP Beykoz'da yıllardır bölünmüş olmanın, ötekileştirmeye çalışmanın seçimler kaybettirdiği bilinmezmiş gibi demokrasinin bir gereği olan seçimde bir taraf olduk diye neredeyse partiden istifa ettirme çabalarını seyrettik. Yahu bu seçim kazanmak neden birileri için büyük bir nimet haline geliyor? Biz her kazandığımız seçim sonrası maddi manevi tüm kazanımlarımızı partililerin önüne sererken, neden birileri CHP'yi bir kazanç kapısı olarak görüyor?

Ne demişti Ekrem İmamoğlu? Hepimiz bir araya geleceğiz, kimseyi dışlamayacağız ve 16 milyonun mutluluğu için çalışacağız. Ne demişti? Sevinçlerimizde taşkınlık etmeyecek, asla kalp kırmayacağız. Şimdi bu seçim sonrası CHP'de kazananların tavırları yakıştı mı? Ekrem İmamoğlu'nun görüşünü yansıttı mı? Beykoz'da böyle mi CHP'yi iktidara getireceksiniz?

El alem demez mi "Yahu bunlar kendi partililerine bunları yapıyorsa, bize neler yapmaz" diye? Ayıp değil mi?

CHP Beykoz'da acilen birileri kendine gelmelidir. Bu yaşananlar ise Başkan Aydın Düzgün'ün sorumluluğundadır. Eğer başarılı olmak istiyorsak, birbirimizi küstürmek yerine barışmayı ve barıştırmayı seçmeliyiz.

Yoksa yine söylüyorum: Bu parti bizim: Hepimizin... Birileri yarın pişman olacakları yanlışlar içine girmesinler. Ayıptır.

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları