Röportajlar

Çavuşbaşı Çiftliği Vakıf Malı mı?

Çavuşbaşı Çiftliği Vakıf Malı mı?
2014.07.15 00:00
| | |
15987

Video galeri

Hüseyin Cihangir Dönmez, Dost Beykoz Başyazarı Kader Gür’ün kendisi ile yapmış olduğu röportajda önemli iddialarda bulundu!

Beykoz’da bir dönem tartışma konusu olan ve AK Parti Hükümeti’nin çıkartmış olduğu 5831 Sayılı Yasa Kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında açmış olduğu yüzlerce dava ile gündeme oturan Hüseyin Cihangir Dönmez, Dost Beykoz Başyazarı Kader Gür’ün kendisi ile yapmış olduğu röportajda önemli açıklamalarda bulundu…

Çavuşbaşı’nda altı mahalleyi kapsayan bir bölgenin vakıf malı olduğunu iddia eden Dönmez, söz konusu arazinin vakıfa iade edilmesi için dava açtıklarını ve bu davayı kazanmaları durumunda Çavuşbaşı’nda vatandaşların tapu almalarının çok daha kolay olacağını kaydetti.

Çavuşbaşı Çiftliği Vakıf malıdır….

CNN Türk’te katıldığım 5N1K programında Çavuşbaşı ve Abdullah Paşa Vakfından bahsedince, benimle temasa geçen Abdullah Paşa Vakfı evlatları Beykoz’da dava açmamızı istedi.

1755 yılında kurulan bir Vakıf, 300 yıl devam ettikten sonra Abdulaziz döneminde, Osmanlı Hanedanı bu vakfa, dolayısıyla Çavuşbaşı Çiftliği’ne el atıyor ve veliaht Yusuf İzzettin’e tahsis ediyorlar. Osmanlı Dönemi’nde Vakfın mütevellisi Fatma Melek Hanım, Hanedan’a dava açıyor ve Kadı vermiş olduğu kararda, “burası Abdullah Paşa Vakfı’nın tapulu malıdır” diyor. Ve oradaki veliaht Yusuf İzzettin Çavuşbaşı Çiftliği’nden çıkartılarak, çiftlik vakfa iade ediliyor. 1940 yılına kadar vakıf devam ediyor.

İnönü Vakıfa el koydu….

Atatürk’ün ölümünden sonra, İsmet İnönü, kendi döneminde çıkan Vakıflar Kanunu’na istinaden 1944 yılında Abdullah Paşa Vakfı’na el koyuyor… El koyma gerekçesi de çok enteresan. Vakfın Hayriyesi Üsküdar’da ki Nalcacı Halil Camii…

Gerekçe de diyorlar ki, “Biz tekke ve zaviyeleri kapattık. Kapattığımız için vakfın hayır hizmeti kalmadı. Vakfa el koyduk” diyorlar. Vakfın çok büyük bir mal varlığı olduğu için el konularak, mülhak vakıftan mazbut vakıf yapılıyor.

Daha sonra 1945 yılında İsmet İnönü, bir gecede 4785 Sayılı Yasa ile bütün tapulu yerleri orman ilan edip, “ben burayı devletleştirdim” diyor. Ve bu devletleştirilen alan 3576 hektarolan Vakıflar İdaresi’nce devletleştiriliyor.

Devletin iki kurumu olan Vakıflar İdaresi ile Orman, Çavuşbaşı Çiftliği’nin tamamını alıyor. 1922 yılında çizilen haritalarda bile Çavuşbaşı Çiftliği gözüküyor. Orman olmayan yerler var. Ahırlar var. Hayvancılık var. Binlerce dönüm tarla sebze bahçesi var. Buna rağmen orman denilerek el koyuyor.

Daha sonra devlet burayı muhafaza ormanı kapsamına alıyor. 1957 yılında Çavuşbaşı Köyü kuruluyor. Tarım arazilerini orman dışına çıkartıyor… Arkasından muhafaza ormanı karını kaldırıyor. Bütün bu işlemlerle aslında tapulu olan 300 yıldır yürüyen, üzerine insanların ticaret yaptıkları, oturdukları ve yaşadıkları yere bu şekilde el koyuyor. Daha sonra orman vasfını kaybettiriyor. Ve bugünde yıllardan beri sorun haline gelen 2B ve 2B üzerindeki insanlar oluşuyor. Bu süreçten dolayı da bu araziler bu vatandaşlara satılamıyor.

Hedefimiz işgalciler değil…

Burayı adli mercilere taşırken hedef aldığımız üzerindeki işgalciler değil. Hazine yıllardan beri burayı üzerindeki işgalcilere satamadı… Halbuki bu taşınmaz vakıfa geçerse vakıftan burayı satın almak kiralamak, değerlendirmek çok kolay olacak. O nedenle Çavuşbaşı halkının bu açtığımız davaya destek vermelerini isterim.

Seçimlerden önce yapılan kadastro çalışmaların m² fiyatı Çavuşbaşı’nda 400 TL olarak tespit edildi. Seçimden sonra ne değer konulacak onu da bilemiyoruz. Bu arazilerin vakıf kanalıyla satılmasının bir başka avantajı daha var. Vakıf üzerindeki binayı yapanın kabul ediyor.

Dava Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülüyor.

Bu konuyla ilgili şu ana kadar 6 ayrı dava açtık… Bu davalardan bir tanesi direkt buradaki 2B alanlarıyla ilgili, 2. ise, devletleştirme Yasası’nın, “eğer devletleştirilen alanın çevresi yerleşime açılıp devlet ormanlarıyla bağlantısı kesilirse, ödenen devletleştirme bedeli ödenerek, aynı şartlarla eski tapu malikine iade edilir”  ibaresine istinaden. Çavuşbaşı’nda bu şekilde yaklaşık 2000 dönüm alan var… Bunlarında vakıf adına tapulanması için müracaat ettik… Bunlarda aynen, Acaristanbul, Acarkent, Beykoz Konakları neyse aynı şekilde özel orman vasfıyla tapularının geçmesi gereken yerler….

Anayasa Mahkemesi’nin kararı ne anlama geliyor.

Dava süreci oldukça uzun olacak… Anayasa Mahkemesi, 12 Mayıs 2011 günü vermiş olduğu kararda, “5831 Sayılı Yasa kapsamında yapılan kadastro, ifraz ve tescil işlemlerinin İmar Kanunu ve Toprak Koruma Kanunundaki kısıtlamalara aykırı olarak yapılabileceği” şeklindeki fıkrayı iptal etti.

Kadastro çalışmaları tapuya tescil edilemeyecek…

Anayasa Mahkemesi bu kararı alırken ayrıca Resmi Gazetede yayın tarihine kadar kadastro, ifraz ve TESCİL işlemlerinin yürütmesini durdurdu. Bunun anlamı da şu; kadastro, ifraz ve askı işlemleri tamamlananlarla ve davaları devam eden binlerce 2B arazisiyle ilgili tapularda tescil işlemi yapılamayacak.

Beykoz Tapu Müdürlüğü’nde tescil işlemi yapılmadı..

Anayasa Mahkemesi’nin 12 Mayıs 2011’da vermiş olduğu karardan bir hafta sonra Beykoz Tapu Müdürlüğü’nün vermiş olduğu resmi yazıyla her hangi bir tescil işlemi yapılmadığı ortaya çıktı.

Tescil işleminin yapılmamış olması şu anlama geliyor… Bu şekilde tescil işlemi yapılamayacak. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bu karara tabi. Bizde bu durumu mahkemeye bildirerek, yapılan kadastro çalışmalarının da iptalini istedik.

Mahkeme kadastro çalışmasını iptal ederse, Vakıf, Hazine ve vatandaşlar bir araya gelip bir imar planı yapabilirler… Herkesin hakkını teslim ederek, bir çözümle buradaki sorun çözülebilir.

Biz idareye müracaat ettik… Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü bize, 7 Haziran’da tescil işlemlerinin yapıldığını bildirdi. 20 Mart’ta Beykoz Tapu Müdürlüğü’nün vermiş olduğu yazıda tescil işlemlerinin yapılmadığını bildirmesi, kadastro müdürlüklerinin büyük bir rehavet içinde aylarca önce bitmiş olan kadastro işlemlerinin tescilini yapmadığını, şimdi durumu kurtarmak için bu tarz yazılar yazdığını ortaya koyuyor. Ama bununda tehlikesi şudur…

Eğer bu şekilde bir tescil işlemi yapılırsa, yolsuz tescil olacağından burayı hazine kime satarsa satsın, her zaman iptal davasına konu olabilecektir.

11.140 dönüm arazi mahkemelik

Çavuşbaşı’nda 11.140 dönüm… 6 mahalle, Baklacı, Fatih, Çengeldere, Yavuzselim, Görele davalık olan bölge… Kadastro çalışmalarını ölçü alırsak bu alan üzerine yaklaşık 10 bin isim tespit edilmiş. Bunları aileleriyle birlikte hesapladığınız zaman yaklaşık 50 bin kişi olur… Bu insanların bu davadan korkmaması gerekir…

Oradaki insanlar vakıf evlatlarıyla işbirliği yaparlarsa çok daha ucuza alma imkanları var… Bu açılan davayı her ne kadar vakıf evlatları açsa da, burada tescil vakıf adına olacak… Ve bu vakıfta şu anda zaten mülhakken, yanı vakıf evlatları yönetirken, İnönü zamanında mazbut olmuş… Yani devlet yönetimine alınmış… 

Vakıf evlatları toplamda 16 kişi

Vakıf evlatları toplamda 16 kişi. Bir iki tanesi Beykoz’da yaşıyor… Amerika’da olan var. Büyükelçi olan var… Üst düzey bürokratlar var… Bunun yanında sobalı evde kirada oturanda var… Böyle bir muazzam vakfın vakfiyesinden gelir alması gereken, ancak sobalı evde oturup geçinemeyen vakıf evladı var…

Çok net olarak benim gördüğüm bir süreç var… Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın son bir iki konuşması da bunu işaret ediyor…

Bundan sonra ne olacak?

İstanbul’a son derece büyük ve hızlı şekilde İmar hareketi gelecek… Bu imar hareketi iki yönde gelecek… Birincisi Avrupa yakasında kurulacak olan bir şehir, ikincisi Anadolu Yakasında kurulacak olan bir şehir… Aslında bu iki şehrin kurulma amacının temelin de şu var: şehrin sıkışmış yerlerinde kamu arazileri üzerindeki gecekondular için oralarda yeni yapı stokları oluşturulacak. Buradaki insanlara oralardan çok daha sağlam ve çevre dostu düzgün binalar önerilecek…

Bu iki projenin imar planlarının çıkmasıyla İstanbul çok yaygın bir kentsel dönüşüm planı yaşayacak.. Beykoz’da özelikle Çavuşbaşı’ndan başlayarak, burada en hızlı hareketi görecek olan yer. Beykoz Boğaziçi SİT Yasası’nın baskısı altında, birçok bölge de 2B’nin baskısı altında. Bu nedenle yıllardan beri çok kötü bir yapı stoku oluşmuş… Bu stok artık depremde insanların canına kast edecek şekilde…

Kentsel dönüşümün önünde insanların durmaması lazım…

Seçimden önce Bakanlar Kurulu’nun yapısında yapılan, Orman ve Çevre Bakanlığı ile Bayındırlık Bakanlığı’nın tek çatı altında toplanarak Şehircilik Bakanlığı’nın kurulması ve TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın Bakanlığın başına getirmesiyle Türkiye ve İstanbul Genelinde İmar Hareketi çok hızlı bir şekilde yapılacak.

Başbakanımız yine bir açıklamasında aynen şu ifadeleri kullandı… Ya kentsel dönüşüme razı olacaksınız, ya da biz kamulaştıracağız… Anladığım kadarıyla % 50 ile iktidara gelen AK Parti kimsenin sızlanmasına bakmadan son derece hızlı bir şekilde yasal düzenlemeleri yapıp kentsel dönüşüm projeleriyle bu işi halledecektir. Bu nedenle Kentsel Dönüşümün önünde insanların durmaması lazım…

Anahtar Kelimeler: Beykoz Güncel Haberler, 2B, Arazi, Beykoz, Çavuşbaşı, Kader Gür, Cihangir Dönmez, Röportaj, Video


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"