Röportajlar

Bu Şarkı Burada Bitmez – 2

Bu Şarkı Burada Bitmez – 2
2014.07.15 00:00
| | |
20426

Daha önce AK Parti Beykoz Kurucu İlçe Başkanı Dr. Ahmet Hulusi Batu’yu konuk ettiğimiz “Bu Şarkı Burada Bitmez” adlı belgeselimizin 2. konuğu Salim Kararmaz…

Salim Kararmaz kimdir?

1952 yılında Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde doğdu… Küçük yaşta İstanbul’a göç eden kararmaz ailesinin en büyük çocuğu olan Salim Kararmaz, İlköğretim ve İmam Hatip tahsilinden sonra yüksek eğitimini İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü’nde yaptı.

Merhum babasının 1952 yılında kurmuş olduğu Kararmaz Kalıp Sanayi’nde iş hayatına başladı… İlk etapta 140 kişi istihdam eden şirketin kapasitesi son krizlerle birlikte 50’ye kadar düştü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İmam Hatip Lisesi’nden okul arkadaşı olan Kararmaz, Milli Görüş menşeli bir isim olmakla birlikte, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da yol arkadaşı…

AK Parti’nin Beykoz kadrolarının oluşmasında, Dr. Ahmet Hulusi Batu’nun kadrosunda yer alarak, elini taşın altına koyanlar arasında yer alan Salim Kararmaz, bir dönem Beykoz İlçe Başkanlığı görevinde de bulundu.

Siyasi hayatınızı özetleyebilir misiniz?

Köken olarak İmam Hatip kökenli birisiyim… Siyasete o günlerde başlamıştım… Üniversite yıllarında, bugün ismini verebileceğim Devlet Bakanı Hayatı Yazıcı, o zaman ANAP’taydı, Üsküdar Belediyesi eski Başkanı Mehmet Çakır gibi çok arkadaşlarımız vardı…

Sonra Fatih’ten Beykoz’a taşındım… Yücel Çelikbilek’in, Refah Pastisi’nden Beykoz’da Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde bende Nurettin Hatipoğlu’nun daveti üzerine İlçe Yönetim Kurulu üyesi oldum… İlçe Başkanımızda Şahin Soylu idi.

Refah Partisi kapatılınca Fazilet’e geçmedim…

Refah Partisi kapanınca, ben Fazilet Partisi’ne geçmedim… Partinin kapanmasının hukuki olarak mümkün olmadığını biliyordum, fakat konjonktürel yapı kapanacağının mesajlarını veriyordu. Tayyip Bey Belediye Başkanıydı… Siyasi ortam çok gergindi ve o süreçte Müslümanlara farklı boyutlarda, farklı baskılar uygulanıyordu. Benim şirketimin adı irticacı şirketler arasında geçiyordu. Biz Şişe Cam Fabrikası ile iş yapıyorduk büyük ölçüde sıkıntı yaşadık.

AK Parti süreci nasıl başladı?

Ben Refah Partisi’nden sonra aktif siyasette yer almadım… Tayyip Bey cezaevinden çıktıktan sonra görüşmelere başladı… Bende 4 toplantıya katıldım…

Bu toplantılardan birisi Hıdiv Kasrı’nda yapılmıştı… Tayyip Bey’in performansı, gerek il başkanlığı, gerekse belediye başkanlığı döneminden çok daha ileri seviylerdeydi. Bu gerçekten Türkiye’nin özlemini çektiği bir performanstı..

Taki o dönemlerde Doğu ile Batı’yı birleştireceğinin sinyallerini veren Tayyip Bey’in  Özal benzeri, ama Özal’dan çok daha ileri, geleceğe bakabilen bir açısı vardı.

Durum böyle olunca Tayyip Bey ile birlikte yeniden siyasete girmeye karar verdim. Tam o aşamada Sayın Dr. Ahmet Hulusi Batu’nun daveti üzerine görüşme yaptık.

Ahmet Beyin yanında Dr. Selami Öksüz, Hasan Özben, Halil İbrahim Odabaşı, Ali Bilir, Kader Gür, Erdoğan Konak, Emin Yavuz ve Mustafa Öztürk gibi bu işe gerçekten omuz veren insanlar vardı. Ahmet Batu bize teveccüh etti. Sağ olsun… Onun bu kadroların kurulmasında harcadığı emeği ve diğer unsurları inkâr etmek mümkün değildir… Diğer arkadaşlarda öyle…

Bir tabela bir Recep Tayyip Erdoğan

Elimizde hiç bir şey yoktu… Bir tabelamız, birde Recep Tayyip Erdoğan vardı! Beykoz’da bir teşkilatlanma kurmak ve siyasi hareket başlatmak istiyoruz. Bir kişisiniz, yanınıza birkişi daha geliyor, bir kişi daha bu şekilde toplanılıyor. Hiçbir maddi desteğiniz yok. Diğer destekler olmadan siz tek başınıza yürümeye başlıyorsunuz ve diğerleri sizin arkanızdan geliyor. Ahmet Batu bunu başardı ve yaptı.

Teşkilatlanma aşamasın da, siyasi ve hukuki işlerle ilgili başkan yardımcısıydım… Teşkilatlanmaya Hasan Özben bakıyordu. Çünkü Hasan Bey, Beykoz’u daha iyi tanıyordu. O arkadaşlara destek oldum. Köylere gittik, mahallelere gittik. Ahmet Bey’in de dediği gibi 1 kişi bile bulamıyorduk…. Sonra parti iktidar olunca bunlar gelişti ama başlangıçta gerçekten sıkıntılar oldu.

Dünya da AK Parti kadar gündem oluşturan, sosyolojik ve siyasi açıdan incelenmesi gereken başka bir parti yok diye düşünüyorum.

AK Parti’nin bu denli büyüyeceğini düşünüyor muydunuz?

Başlangıçta hedefler küçük oluyor. Çünkü o kadar zor şartlarda yürüyorsunuz ki,  büyük hedefler kurmaya cesaretiniz olmuyor. Ama fikri bazda olacağını görebiliyorsunuz, fakat fiziksel manada zorlanıyorsunuz… Eğer bir hedefe ulaşacaksanız fikriniz, yolunuz, yol arkadaşlarınız sağlam olacak…Tayyip Bey’in bize verdiği hedef doğru hedefti. Temelimiz doğruydu. Onun için bu partinin başarısız olması diye bir şey söz konusu bile değildi.

İlçe Başkanlığı döneminiz?

Partinin kurulmasından kısa süre sonra yapılan 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimleri’nde İlçe Başkanımız Dr. Ahmet Hulusi Batu, milletvekili aday adaylığı için görevinden istifa edince, Yönetim Kurulumuz beni İlçe Başkanı seçti.

Ben Yönetim Kurulu’nda ikinci adam olmam hasebiyle kendimi Batu’nun varisi olarak görüyordum… Bunu zaman zaman öne çıkarıyordum, fakat bugün baktığınız zaman yapmamam gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. Bazı arkadaşlar benim ilçe başkanı olmama karşı çıktılar… Olabilir…

Beykoz’da bizim yaşadığımız durum İl Yönetimi’nde de yaşandı… İl Başkanımız Alaattin Büyükkaya Milletvekili olunca, yerine ikinci adam olan Mehmet Müezzinoğlu geçti. Yani normal yürümesi gereken prosedür buydu. Netice de bazı arkadaşların teveccühü sonucu ilçe başkanı oldum.

İlçe Başkanı olduğunuz süreci bize değerlendirirmisiniz?

İlçe Başkanı oldum ve seçim üzerine geldi. Yani o öyle bir hengâme ki anlatılır gibi değil. Partinin ilk seçimi. 2002’de yapılan 3 Kasım Seçimleri'nde ben ilçe başkanıydım.

Çok büyük sıkıntılar çektik…

Bu süreçle ilgili çok duygusal şeyler söyleyebilirim. Yoğun üye katılımlarını sağlamak, koordinasyonu sağlamak ve yönetime gelirken sizin başkan olmanızı istemeyen bazı arkadaşların kulis faaliyetleri… İçten içe bazı olayların kaynatılması, bunlarla mücadele. Seçim Koordinasyon Merkezi’nin kurulma çalışmaları, seçim çalışmaları, seçim bürolarının açılması, çeşitli toplantılara katılımın sağlanması yani sıfırdan geldiğiniz bir şeyi yapmaya çalışıyorsunuz.

Beykoz’da % 43,8, Türkiye Genelinde % 34 oy aldık

Fakat bize çok yardımcı olan en önemli şey, Tayyip Bey’in büyüleyici özelliği ve Tayyip Bey’in insanlara karşı ikna noktasında ki büyük becerisiydi.

Belli bir noktaya kadar getirdiğimiz ikna girişmeleri Tayyip Bey’in kişiliği ve tanınıyor olmasının sonucunda kolaylaşıyordu… Ve biz 1–0 galip başlıyorduk.

3 Kasım seçim sonuçlarını nasıl yorumladınız?

Beykoz’da % 43,8 oy aldık. Türkiye genelinde AK Parti % 34 oy almıştı. Çavuşbaşı’ndan Beykoz’a yaptığımız araba konvoyunu sollayıp bitiremediğimi hatırlıyorum. Çok heyecanlıydı arkadaşlar… Birlik beraberliği tam manasıyla sağlamıştık…

Bu günkü AK Parti’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genel bir değerlendirme yapacak olursak, birçok şey değişti. Türkiye bu 9–10 yıl içerisinde gerçekten kabuk değiştirdi. Siyasi, hukuki, ekonomik, demokrasi, insanların özgürlükleri, dünyaya bakış tarzları ve Avrupa’ya bakış tarzlarına varana dek birçok şey değişti.

AK Parti’nin dış ilişkilerini korkunç derece de önemsiyorum. Tayyip Bey Türkiye’yi dıştan abluka altına aldı şuan. İçeriden dışarıya doğru bir yayılım görüyorsunuz…

Tayyip Bey her gün yeni bir siyasi fikirle insanların karşısına çıkıyor. Bu çok önemli bir şeydir. Bu zamana kadar hiçbir siyasi lider bunu yapmadı. Her bölge de yeni bir açılım, yeni bir düşünce, yeni bir devinim ve değişim yaşıyorsunuz…

Tayyip Bey Türkiye’yi dünya genelinde gündem haline getiriyor… Muhalefet bu sürece katkı da bulunamıyor. Aslında devinim ve değişim muhalefet tarafından istenilen bir şeydir. İktidar statükocu olur, muhalefet değişimci… Ama bizde bunun tam tersi var…

Muhalefet statükocu, iktidar değişimci…

Tayyip Bey’in de defalarca söylediği bir şey var, “Allah bu muhalefet gibi bir muhalefet nasip etsin” diye… Muhalefet olmadığı için işte daha değişik siyasetler yapılabiliyor, daha açılımcı ve Osmanlı siyaseti yapılıyor… Büyük düşünmek, büyük devlet olmanın mantığı ile hareket etmektir.

Mikro ekonomi de çok başarılı değiliz…

Bütün bunlara rağmen makro ekonomik verilerin iyi olmasına rağmen mikro ekonomik veriler noktasında sıkıntılarımız var. Mikro ekonomik verileri ile makro ekonomik verilerin seviyesinin düzeltilmesi lazım. Bütün her şeye çözüm ürettiğiniz gibi buna da çözüm üretmeniz lazım. Aksi takdirde sırtınızı üretim ekonomisine dayamadığınız zaman çöküntü kaçınılmaz olur. Türkiye’nin büyük bir devlet olması için ekonomisinin sağlam olması gerekiyor.

Toplum aileden, ekonomi de küçük esnaftan başlar

Nasıl toplum aileden başlar diyorsanız; ekonomi de, küçük esnaftan, orta ölçekli işletmelerden başlayarak yukarıya çıkar. Çok önemsediğim bir şey daha var… Bu süreçte tüketim ekonomisi çok hızlandı. 105 milyar dolar civarında temerrüde düşmüş kredi kartı var… Zamanını aşmış ödenmemiş kredi borcu. Bence bu çok önemsenmesi gereken bir şey. Sayın Babacan’ın, son hükümet döneminde buna bir çözüm üretmemiz gerektiğini bir televizyon programında söylemişti.

Yerel Yönetimleri nasıl buluyorsunuz?

Beykoz noktasında düşünürsek, ben Beykoz’da çok başarılı olduğumuzu düşünmüyorum. Çok fazla bir şey söylemem doğru olmaz. Çünkü bende Belediye Başkan aday adayıydım. Görev Sayın Muharrem Ergül’e verildi.

Bir metrekare bahçeyi Belediye Başkanı’nın açması gibi bir hataya düşmemek lazım diye düşünüyorum. Bunlar halk nezdinde de hoş olmadı… Ama hizmetler yapıldı… Sayın Muharrem Ergül çizmeleri giydi, afet zamanında sabahlara kadar işçilerin başında durdu... Bunlarda olumlu şeyler ve bunları da konuşmak lazım. Buna rağmen teşkilatlarda memnuniyetsizlik vardı!

Teşkilatlarda ki memnuniyetsizlikler neydi?

İnsanların siyaset yapma düşünceleri farklı, kimisi belediye başkan yardımcısı olmak ister, kimisi üye olmak ister, kimisi başka bir şey kazanmak ister… Bunlar olmayınca da sıkıntılar başlar… O dönemde bireysel talepler çok öne çıktı… Bireysel değil de, toplumsal talepler olmalıydı.

Bireysel taleplerin öne çıkması Ergül’ün başarısızlığı mıdır?

Değildir tabii ki de. Herkes işini yapacak, herkes görevini yapacak. Başkan görevini yapacak, diğerleri görevlerini yapacak. Orada önemli olan şey, bir organizasyon içerisinde insanları belli bir hedefe yöneltebilmektir.

Muharrem Ergül bunu başaramadı diye düşünüyorum. Teşkilat vardı, teşkilatın başkanı vardı. Belediye vardı ve diğer kurumlar vardı. Bunlar hep birlikte Beykoz’a hizmet etmesi gerekiyordu. Yalnız belediye ile ilgili değil, teşkilatta belediyeyi desteklemeli ve katkı sağlamalıydı.

Muharrem Ergül dönemi bu katkıdan yoksun muydu?

Tam olarak bu katkının olduğunu düşünmüyorum. Şöyle bir şey, Muharrem Bey eğer bir iş yapıyorsa, sizde teşkilatın başındaysanız, sizin altınızda altı bin kişilik teşkilat var. Sizin sivri uçlarınız teşkilat mensupları. Sizin yaptığınız hizmeti teşkilat anında sivri uçları vasıtasıyla Beykoz’un en ücra köşesine götürebilmeliydi. Oradaki hizmete muhtaç vatandaş, sivri uçlarıyla Beykoz’da ki belediyeden hizmet alabilmeliydi. Bu hizmeti aldığını düşünmüyorum.

Yücel Çelikbilek dönemini nasıl yorumluyorsunuz?

Orada trajik bir olay var… Partinin bir teşkilatı var ve oraya başkanlık için müracaat etmiş insanlar var. Bir teşkilat müracaat edenlerden bir başkan seçemiyor. Bu saygısızlıktır.

29 Mart seçimlerinden mi bahsediyorsunuz?

Evet, 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nden bahsediyorum. AK Parti’den Beykoz’da 11 tane aday adayı vardı. Yücel Çelikbilek aday adayı olmadığı halde seçildi. Bu da teşkilatın bir eksikliğidir. Teşkilat buna izin vermemeliydi.

Teşkilata aday olarak müracaat eden arkadaşlarımızın hepsi AK Partimizin insanı ve haklarını kullanarak aday adayı oldular... Ama Çelikbilek’in adaylığı açıklandıktan sonra partili olarak bizlere çalışmak ve destek olmak düşer tabii. Öyle de yaptık.

Çelikbilek ile 29 Mart Seçimlerine ilişkin görüştünüz mü?

Evet, çok görüşmelerimiz oldu. Ben prosedüre uygun bir şekilde Yücel Bey’in aday olması gerektiğini savundum… Yücel Bey, aday ol dememize rağmen aday olmadı. Parti onu aday gösterince kabul etti.

Teşkilatların bugünkü yapısını nasıl buluyorsunuz?

Bu konuda Beykoz’un eski günlerini arar olmasını en somut örnek olarak gösteriyorum… Dr. Ahmet Batu’nun sizinle yaptığı röportajı okudum. Ahmet Başkan’a kesinlikle katılıyorum. Ahmet Batu gerçekten saygı duyduğum bir başkandır. Parti bir yere geldiyse onun attığı adımlar sonucunda buraya gelmiştir. Bunu kabul etmek lazım. Teşkilatın, gerek Batu ve gerekse diğer arkadaşlara gerekli ilgi alakayı gösterdiğini düşünmüyorum…

İrade eksikliği var…

Siz bir eski ilçe başkanınızı, İl Genel Meclisi üyesi yapamıyor, onu yedekte 2. sıraya atıyorsanız, ben o yönetimin irade ve kararlılığından şüphe duyarım. Üstelik adaylık müracaatı yapmamı da onlar istemişti.

29 Mart Seçimlerinde, siz, hiç aday adayı olmayan birisini aday yapıp ta, eski ilçe başkanını yedek 2. sıraya koyuyorsanız… Bunlar gelişi güzel olan işler değildir. Bunlar hesaplanmış, yazılmış çizilmiş senaryolardır…

Şu anda ben Beykoz’da teşkilatın pasif olduğunu düşünüyorum. Teşkilatın başkanı ilçe başkandır… Sadece teşkilatın değil, belediyenin de başkanıdır… Netice de partiyi temsil eden ilçe başkanıdır. İl Başkanına ve Genel Başkana sorumlu olan ilçe başkanıdır.

11 aday adayından bir aday çıkartamadı

11 aday adayı içerisinden bir aday çıkartamadıysa, bir otoriter boşluğunun olduğunu inkâr edemezsiniz. Ondan ziyade başka faktörler olabilir… Siz o başka faktörlerin meşru olanlarına boyun eğersiniz, meşru olmayanlarına boyun eğmezsiniz. Parti kuralları ve partiye uygun davranışların dışında bir şey istenirse, yani kişisel ilişkilerle kadroları kurarsanız sıkıştığınız alandan çıkamazsınız.

Ahmet Batu döneminde de buna benzer sorunlar yaşandı… Batu iradesini ortaya koyarak, bu sorunları bertaraf etti. Gerekirse istifa ederim dedi ve nitekim de ediyordu.

Parti Tayyip Bey’in rüzgârıyla gidiyor

Alt kadrolarda çok bir şey yapamamış olsanız da, parti Tayyip bey’in rüzgârı ile gidiyor… Burada teşkilatların görevi, yerel siyasetle genel siyaseti ayırmak olmalıdır. Son 1 yıl içerisinde, yönetim kurulunda olan arkadaşların kaç tanesi Türkiye ile ilgili veya dış siyasetle ilgili veyahut da Türkiye’nin ekonomisi ile ilgili kitap okumuşlar ve kaç tane rapor yazmışlar.

İddia ediyorum ki, İl Başkanlığı’nın onlara gönderdiği yazılar dışında, belki onları bile doğru dürüst okumamışlar. Bana bunun cevabını versinler. Bende onların başarılı olup olmadıklarının cevabını vereyim. Bu kadar basittir.

Bugünkü teşkilatlara tavsiyeleriniz ne olur?

Eskilerle otursunlar konuşsunlar. Onlarla birlikte olsunlar. Bunu siyaset olarak değil, yürekleri istediği için yapsınlar. Kimse kimseyi kandıramaz bu konuda. Yürekleri ile aradıkları zaman kesinlikle, ben kendi adıma söylüyorum yanlarında olacağım.

Sonraki konuklar...

Nazım Kartbak, (Gençlik Kolları Kurucu İlçe Başkanı - Eski Meclis Üyesi)

Ahmet Holoğlu, (Kurucu İlçe Başkan Yardımcısı)

İbrahim Ege, (Kurucu Mahalle Temsilcisi)

Nuri Öksüz, (Kurucu Mahalle Temsilcisi)

Erdoğan Konak, (Kurucu İlçe Yönetim Kurulu Üyesi)

Mehmet Kurtuluş ( Eski Meclis Üyesi)

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haberleri, AK Parti, Beykoz, Recep Tayyip Erdoğan, Salim Kararmaz, Röportaj

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"