Makaleler

Bu hayatın heyecanı meyecanı yok. Bugünü sev!

08.08.2018 13:21
| | |
6795

Yarınlarda neler olacak ya da yarın sen olacak mısın? Nefesin, nefsin, etin, kanın, canın, ruhun nerede olacak? Başlıyor dediğin hayat devam edecek mi?

Hiçbirimizin cevabını bilemediği bu sorulara cevapları, Mevla’m zatıma son haftalarda öyle farklı imtihanlarla verdi ki... Nutkum tutuk, içim karmaşık, kalbim çalkantılar içinde cevapları sindirmenin yoğunluğunda yoğruluyorum. Hepimize, hepinize olmuştur böyle zaman dilimleri muhakkak ki. 

Hayatım; yeni doğan bir yavrunun güzelliğine doymaya çalışırken, bir gencecik canımızın hiç akledilemeyecek bir kaza vesilesi ile aramızdan ayrılışına dayanmaya gayret ediyor.

Bu tefekkür yolculuğu kıvamında, acılı ve sevinçli, şaşkın ve dumur halli, kızgın ve huzurlu, cesur ve ürkek anlarım var ya... Yüreğim yirmi sene yaşlandı sanki... Gönderen Rabbime sonsuz hamdolsun, Mevla’m neylerse güzel eyler! 

Leyla ile Eylül. Sonra nice güzel melek yüzlüler. Hayrola neler oluyor ya? Her ne sebeptense artık dursa ya. Fetö demiş, provokasyonmuş ya da sapık sayısı çoğalmış bilemem. Lütfen yok etmek için izin, irade, kanun/nizam, yetmedi idam. Eğitimi olacak mı bu işin? Çok murad ederdi gönlüm ama inanmadığım işe yalandan "he he eğitilirse sapıklıktan ve canilikten vazgeçer" diye beyanda bulunamam. Onca güzel can geri mi gelecek, ölüm şekillerinin yangını kalbimizden mi sönecek? Hayır. E o zaman insanlığın fıtri bir makam olduğu gerçeğiyle boş verin gitsin eğitimi. Bu işin formülü, bir sayısı, gramer kuralı yok. Boş lafla peynir gemisi de yürümez, Leyla’mız Eylülümüz de dönmez. Acıttığı yerden acıtılmazsa, insanoğlu şaşmaya devam eder. Her sapıklıkta ayrı heyecan yapar belki, oh ne ala zevkli iş der belki, belki de kalbini korkuyla karışık hızlı çarptıran o duyguya hastadır. Olmadı o yavruların ailesine hasımdır da canını en beteriyle yakmanın derdindedir... Neresinden tutsam elimde kalan bu mazeretlere bırakın eğitilmeyi, mum gibi eritilmek az kalır. Beter olsunlar dilerim ki!

Son yıllara damga vuran bir hal var, utana sıkıla yazmaya çalışacağım. Ortada cinsiyeti konusunda asla karar veremediğim, her kılığa girebilen, her kıyafet ve kostümde gezip her şuursuz hareketi yapabilen, aşırı parayla yüzen ya da özellikle paralandırılıp gezdirilen, hem aşırı sevimli gösterilip özendirilen bir güruh var. Sayıları 3 bilemediniz 5. Ama ne olur söyleyin kim bunlar? Paranoyak olmuş olabilirim, gülmeyin ama bence bunlar cidden proje üzere etrafa yayıldı. Ahlaki çöküntü hız kazansın ki az bir asil kanımız var damarımızda, o da bitsin gitsin yollarda. Aklım havsalam almıyor, 5 üniversiteyi bitirip ilim-bilim peşinde koşarken gayet mütevazi paralarla yaşam süren güzel insanların yanında, "Ablan star bebeğim" diyen tayfanın şuracıkta, Beykoz'un en güzel yerinde 5 ev dolusu paraya dayanan hayatı sürmesi. Olmuyor, kafam ve vicdanım almıyor. Özendirmeye çalıştıkları bu şaşaya ya bizim yavrularımızı, nesillerimizi kurban verirsek halimiz nice olacak? Sonra ablamız kılıklı şarlatana yine gülebilecek miyiz? Rabbimizin sabretmek üzere veya belki uygun şifasını aramak üzere (hikmetinden sual olunmaz) yarattığı "hünsa" isimli kardeşlerimiz elbette var.  Fakat bu proje kılıklı kimselerin doğuşu, gelişimi, bize gelişi asla böyle değil ki. Sonradan peydah olan ve adına cinsiyet özgürlüğü, cinsel tercih özgürlüğü diye asla kendilerinin de inanmadığı isimler takan bu grup en az diğer terör örgütleri kadar tehlike saçıyor etrafa. Ve kızmayın ne olur, sonra o çocuğa kim istismarda bulundu, bu çocuğa maddeyi kim alıştırdı, şu yavruyu kim dere kenarında katletti sorularını sormak kaçınılmaz oluyor. 

Her kararımız gibi vatanımız için de seçimimizi yaptık. Ne eteklerden ne taşlar dökülüyor izliyoruz milletçe. Ey Yaradan Mevla’m, kör göze parmak misali nasıl sokuyorsun gerçekleri hem gözümüze hem beynimize. Daha ne kadar ne olursa acep anlarız oynanan yüzler yıllık tertipleri, hain oyunları? Hep aynı yaralarımız kaşınıyor, aynı yerden kanatılıp tehdit ediliyoruz. Yer miyiz yahu biz  bu numaraları? Bir önceki yazımda acaba belirtsem mi diye tereddüt ettiğim cümlemde cidden samimiydim: Bu yükselişin, bu idrak ve zaferin biiznillah daha dönüşü, düşüşü olmayacak. Fakat küffar hızla diplere vuracak. Hem de her yerde. 

Tüm konularda hayatla ölüm, nefesle mevt aynı çizgide ilerliyor. O sebeple bu hayatın heyecanı meyecanı yok. Sadece sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin ayetinin tecellisini beklemek var. Hastaysan, borçluysan, korkulardaysan, sevdiklerinden ayrıysan, hayallerini çaldırdıysan, tek yapman gereken; bekle, namaz kıl, sabret. Bak olacaklara ki; daha dünyada cennet misali akıbetler bulacak hepimizi. Baki Huda’ya emanet olunuz dostlar.

Bilemezsin bugün en yakının yarın yabancın

Bugün mutluluğun yarın kaçtığın

Bugün kavuştuğun yarın hasretin

Bugün sevdiğin yarın uzaklaştığın

Bugün yaranı saranın yarın canını acıtanın

En iyisi

Bugünü sev

Bugüne  sarıl

Bugünü sahiplen

Ama yarını da çok düşünme

Yarınından korkma

Yarının için evhamlanma

Çünkü yarının yazılmış ve sen kaçamazsın

Yarının bugün olduğunda 

Ben beğenmedim, istemiyorum diyemezsin

Üzse de canını da acıtsa 

Olduysa yarının, bugünün

Başının üzerinde ağırlayacaksın

Sabrederek

Hamdederek.

Alıntı

Anahtar Kelimeler: hayat, heyecan, şaşa

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"