Makaleler

Bu FİTNEYE Düşmek NİYE?

2014.07.26 00:00
| | |
6103

Hani sizler;

Aynı frekanslarda değil miydiniz? Aynı Allahın (c.c.) rızası esas gayeniz değil miydi? Demokrasi, Ülke, Din ve mukaddesat düşmanı şer güçlere karşı yekvücut değil miydiniz? Kürsülerde ve TV ekranlarında hükümet olarak “Hâlıkımız bir, Peygamberimiz bir, Dînimiz bir, Kıblemiz bir …vs. bir bir..” diye ilân etmediniz mi? Peki bu ŞER GÜÇLERİN SİNSİ TUZAĞINA nasıl düştünüz? Niçin önceden ciddi bir tedbir almadınız? Fitne çıkarmak için pusuda yatan ŞER güçlere fırsat vermeden, dershanelerin problemlerini ve mahkemelik, icralık, mağdur veliler konusunu, aranızda halledilemez miydi? Vehbi hocamın haykırışıyla;  “Hükümetin hikmetiyle, cemaatin rahmeti bir araya gelmeli,” değil miydi?...

Diğer cephede ise dershaneler ve hizmet konusu siyasetten uzak, ilim ve irfan yuvaları değil miydi? Bu hizmetler için hayırsever iş adamlarından yüklü para yardımları aldığınız halde, niçin çok yüksek ücretlerle halkı icrâlık ediyorsunuz? Cemaat Gayenizeğer Kur’ân, Nur ve iman hizmeti ise niçin siyasete girdiniz? Hz. Üstadımız sizi de siyasetten men etmedi mi? Size ve bize hizmet konusunda her türlü imkânı sağlayan, sizlere güvendiği için hükümette bile sizlere kucağını açarak en önemli yerlerde görev veren vedüne kadar her istediğinizi yerine getiren bir iktidarı, bu siyasi hırslarınızla ürkütmek NİYE? Bu istismar, ihanet ve ağız dolusu sövmek niye? Tarih boyunca ve dünyanın her yerinde, altının oyulduğunu hisseden iktidarların, en ağır tedbirler almak zorunda kaldıklarını bilmiyor musunuz? Ülkenin selâmeti için, fitneye karışan kardeşlerini bile sürgün eden padişahları, hiç duymadınız mı? Bu konudaki fıkhî fetvaları bilmiyor musunuz? 2004 MGK kararlarını tamamen “YOK SAYIP” o kararların aksine yıllarca sizlere kucak açan bir iktidara bu davranış biçimi, Allahtan revâ mı? Dershaneleri kapatmak CHP’nin programında yok mu ki, ülkeyi KOALİSYONLARA veya CHP’nin kucağına itiyorsunuz? Şimdiki savunmalarına nasıl inanıyorsunuz? Oysa ortada dershaneleri kapatmak değil, okul v.d.hizmet kurumlarına dönüştürmek vardı. Diğer birçok hizmet dershaneleri bu dönüşüme destek veriyor. Bu diyalog seven cemaat, gavur ülkelerindeki yöneticilere bile baş kaldırmazken, bu kadar müsamaha ve destek veren bir iktidara saldırmak niye?Dershaneler okula çevrilse de, aynı hizmete (Dışarıdaki okullar gibi) daha iyi devam edilemez miydi? Bu iktidarı devirseniz; sizlere arsa, ücretsiz yer tahsisi, kanunî kolaylıklar ve hatırı sayılır maddî destekleri, CHP’nin sizlere vereceğini mi sanıyorsunuz? Devlet gemisi batarken sizi UFO’lar mı kurtaracak? Şiddetli hırs, kin ve husûmet, basiretinizi mi bağladı? Bu âkıbeti niçin göremiyorsunuz?...  Hz. Üstadımızın “Lâakal 15 günde bir okuyun!” buyurduğu, düstur ve prensipleri de mi unuttunuz?...

·         Altı düsturdan sadece bir kısmını hatırlayalım: (Tâ ki yapılanların ne denli yanlış olduğunu bilin.)

“..Her ikinizin Hâlıkınız (Yaratıcınız) bir, Mâlikiniz (tüm mülkün sahibi) bir, Mâbudunuz(ibadet ettiğiniz İlâh) bir, Râzıkınız (rızık vericiniz) bir-bir, bir, bine kadar bir, bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir-bir, bir, yüze kadar bir, bir. Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir-ona kadar bir, bir... Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi (Tek bir Allaha uymayı) , vifak (uyumluluğu) ve ittifakı (birlikteliği) , muhabbet (sevgiyi) ve uhuvveti (kardeşliği) iktiza ettiği (gerektirdiği) ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak mânevî zincirler bulundukları hâlde, şikak ve nifâka(dağılıp parçalanmaya) , kin ve adâvete (düşmanlığa) sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz (değersiz) ve sebatsız (fani) şeyleri tercih edip Mü'mine karşı hakikî adâvet (düşmanlık) etmek ve kin bağlamak, ne kadar o rabıta-i vahdete (Allahın birliğine bağlılığa) bir hürmetsizlik ve o esbab-ı muhabbete (sevgi sebeplerine) karşı bir istihfaf (hafife alma) ve o münasebât-ı uhuvvete (kardeşlik bağlarına) karşı ne derece bir ZULÜM ve i'tisaf (Doğru yoldan ayrılarak haksızlık etmek) olduğunu, kalbin ölmemişse, aklın sönmemişse anlarsın!…”

·         ..Allah aşkına, bu prensipler nerede, karşılıklı uygulamalar nerede? Devamı:

“Mü'minlerde nifak ve şikak (dağılıp parçalanmak), kin ve adâvete (düşmanlığa)sebebiyet veren tarafgirlik (taraftarlık) ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyet’çe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece (sosyal hayat bakımından) ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur (reddedilir), muzır (zararlı) ve ZULÜMDÜR ve hayat-ı beşeriye için ZEHİRDİR... Ey mü'mine kin ve adâvet(düşmanlık) besleyen insafsız adam! Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede (evde)bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark (batırmak) ve o haneyi ihrak etmeye (yakmaya) çalışan bir adamın ne derece ZULÜM ettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ birtek mâsum, (yani tam tersi) dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz. Aynen öyle de, sen, bir hane-i Rabbâniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü'minin vücudunda, İmân ve İslâmiyet ve komşuluk gibi, dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı mâsume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir câni sıfatı (meselâ dershaneleri kapatma veya dönüştürme) yüzünden ona kin ve adâvet (düşmanlık) bağlamakla o hane-i mâneviye-i vücudun mânen gark (batırıp boğmak) ve ihrakına, (yakılmasına) tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şe’nî (çirkin, alçakça, utanç verici) ve gaddar(acımasız, merhametsiz, katı yürekli, insafsız) bir ZULÜMDÜR…”

 

·         Bediüzzaman Hz.’nin prensip ve düsturlarından sonra, başka söze gerek yok. Sadece konuyla ilgili birkaç Âyete yer verilebilir. Vesselâm…

"Mü'minler ancak kardeştirler; siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin." (Hucurat Sûresi: 49:10.)

"Kötülüğe, iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir." (Fussilet Sûresi: 41:34.) "O kimseler ki …  ..Öfkelerini yutarlar ve insanların kusurlarını affederler. Allah ise iyilik yapanları sever." (Âl-i İmrân Sûresi: 3:134.)

NOT: Son 10 günden beri iki tarafın birbirilerine karşı hitap şekilleri de dikkatle tahlil edilmelidir. Bir taraf “..kardeşlerim” derken, diğer taraf “öteki, diktatör, N & F, .. ” gibihakaret ve özellikle gıybet hatta iftira içeren ifadeler kullanmaları dikkate şâyandır. Yüce Rabbim, hepimizi âhir zaman fitnesinden muhafaza eylesin, âmîn…

Anahtar Kelimeler: Dost Beykoz, Beykoz, Raif Öztürk

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"