Bir mücadele insanı ve bir kahraman

  • 14.06.2022 18:47
  • Okunma: 1059 kez

Recep ÖNCEL


10 Haziran 2022 tarihinde TBMM Eski Başkanımız Muhterem İsmail Kahraman Beyefendiyi Bostancı’da ziyaret ettim.

Bu ziyaret esnasında hem sohbetimiz oldu, hem de kendileriyle röportaj yaptık. Doğrusu ben bu sohbetten bir şeyler öğrendim.

Bendeniz okuyucularımıza özellikle gençlere faydalı olur, örnek olur düşüncesiyle sohbet esnasında aldığım notları yayınlıyorum.

Muhterem İsmail Kahraman Bey, 1940 yılında Rize’de doğmuş. 1944 yılında Karabük’e taşınmışlar. İlk ve orta tahsilini orada yapmış. Daha sonra Haydarpaşa lisesinde okumuş.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş.

Konuşmalardan aldığım notlar şu şekildedir;

1967- 19868 yıllarında bütün Dünya’da olaylar oldu.

Avrupa’da özellikle Almanya’da ve Fransa’da olaylar meydana geldi.

Ama İngiltere’ de hiç bir şey yoktu!

MTTB Genel Başkanlığı yaptım.

Hukuk Fakültesinden sonra avukatlık belgesi aldım ama hiç avukatlık yapmadım.

Meslek olarak inşaatçı bir aileden geliyoruz, sanayiciliğimizde var.

Bu arada fikri faaliyetler devam etti.

O dönem; ’CHP’ ye karşı ehveni şer’ diyerek, Adalet Partisi destekleniyordu.

Biz ne Amerika ne Rusya Milli Yol! Dedik.

Daha sonra bu Milli Görüş oldu.

Bizim zamanımız MTTB’nin en faal dönemleridir.

Birçok faaliyet oldu.

Milli Nizam Partisine ön ayak olduk!

Müslümanlar bir parti kuracak o günkü şartlarda bu düşünülemezdi.

Siz Konyalısınız. Biz Konya’ya gittik organize olduk.

Bilahare Erbakan Hoca Milletvekili oldu.

Gurup olmak için 10 kişi gerekiyor.

Bizim 7 kişiye ihtiyaç vardı.

Ama hiç kimse kabul etmedi, gurup kuramadık.

Sonunda Milli Nizam Partimiz kapatıldı.

Ne komünist, ne mason. Milli Nizam ve Son! diyorduk.

Rahmetli Abdurahim Karakoç; ‘Hak yol İslam! Yazacağız. Koç burcuna, yay burcuna minarelerin ucuna Hak yol İslam! Yazacağız. Uçan kuşa, yağan kara, yağmur dolu bulutlara, Hak yol İslam! yazacağız.’diyordu.

Bir heyecan, kaç kişiyiz demeden mücadele edildi.

Daha sonra Milli Selamet Partisi kuruldu.

Milli Selamet Partisi Halk Partiyle koalisyon yaptı.

Biz o koalisyonun karşısında olduk, hayır dedik.

Erbakan Hocanın görüşü galip geldi, koalisyon oldu. Biz devletin içine girdik.

Bizim fikriyatımızda, insanlar kapıcı şoför olabilirdi. Öyle müdür, genel müdür olamazdı

Bu bir basamak oldu. Hükümet olarak piştik!

Kıbrıs çıkarması, hükümette Milli Selamet olduğu için oldu.

O ruh biz de vardı.

Erbakan Hocanın dediği gibi  ‘Kıbrıs’ın tamamına girilseydi daha iyi olurdu.’

Daha sonra Ecevit seçime gitti.

 Demirel başkanlığında, koalisyon kuruldu. Milli Cephe oluştu.

Türkiye’de İmam Hatipler açıldı.

1941 de kurulan Köy Enstitüleri, milli değerlere düşman bir nesil yetiştirdi.

Müfredatlarında, hiç bir inanç dersi yok, mescit yoktu.

Bizler, çift Dünyalıyız!

Bu dünyadan sonra ahret var.

Rahmetli Menderes ve Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri bu Köy Enstitülerini kapattı.

1951 yılında da İmam Hatipler açıldı.

Celalettin Ökten Hoca’nın bu işe çok emeği oldu.

Okulun helalarını   bile kendisi temizledi. Çünkü okulun parası yoktu, çalışan hademe yoktu.

Ankara’da Talim Terbiye Başkanı dilekçeyi kabul etmiyor Celalettin hoca Milli Eğitim Bakanına’ ‘cebimde param yok, simit var, çay yok, burada kaldım’ diye haber gönderiyor.

Böyle fedakarlıklar yapıldı.

 Demokrat parti bir koalisyondu. Masonlar İttihat Terakki Celal Bayar,  Milliler Menderes temsil ediyordu. Menderes 3 seçim kazandı.

1954 yılında önünü kesmek için ‘ispat hakkı’ meselesi çıktı.

Hırsızlık, yolsuzluk, diktatörlük denildi.

Ayı senaryo bu günde devam ediyor.

Genel kaide; bir insan suçu ispat edilene kadar masumdur!

Hürriyet Partisi kuruldu.

Halk Partisi ve İsmet paşa 1957 seçimlerinde, ‘yalnız Demokrat Partiyi yenmek için güç birliği yapalım’ dediler.

Bu günkü duruma benziyor!

Her devirde benzer şeyler oluyor.

Adeta, aynı senaryo tekrar ediyor.

‘Yolsuzluk ve diktatörlük‘ deniliyor.

Demokrat partinin tabanı güçlü ama Cumhurbaşkanlığı makamı tabandan kopuktu. Demokrat parti 3 seçim kazandı,  96 kişi bakan oldu. 5 hükümet kurdu. Bakanların 56 tanesi masondu! Milliler, mason olmayan İmam Hatipleri açan Demokratlar asıldı. Cumhurbaşkanı mason olduğu için asılmadı.

Ben yassı ada davalarına gittim.

Önce irtibat bürosuna gittim, müracaat ettim. Dolmabahçe de müracaat ettim. Vapura bindik gittik.

Her taraf, kara, hava, deniz askerler arasından geçiyoruz. Tam bir baskı havası!

Yassı ada mahkemeleri mahkeme edilmelidir.

Tayyip Bey, Yassı ada zulmünün hesabını sormuş oldu. Adayı Demokrasi adası yaptı. Açılışa Yargı ve Askerler geldi!

Bir ilk talebe derneğini 1963’ te kurduk.

İlk dernekte başkanlık seçimi oldu, bizi desteklediler. İlk kez koalisyonla talebe cemiyeti başkanı olduk.

İlk defa fetih mitingi yaptık.

MTTB başkanlığımız en uzun dönemdir.

Biz halkla bütünleştik. Türkiye’yi ayağa kaldırdık. Çalışmalar ve neşriyatla çok güzel bir dönem oldu.

MTTB’de Abdullah Gül tiyatro müdürüydü.

Tayyip Bey kültür müdürüydü.

Daha sonra 1980 darbesi oldu.

Bu ülke için 2 kıymetli şey var;

1 - Halifelik çok önemli.

Halifelik İslami bir kurum aynı zamanda siyasi olarak önemlidir.

Abdülhamit halife olduğu için bütün dünya üzerinde etkiliydi.

2 - Vakıf Kurumu çok önemli.

Vakıf mütevellisi olmak gereklidir.

Vakıf mallarına el konulamıyor.

Böyle bir sistem olmalı, vakıflar aslına dönmelidir.

Türkiye’nin çözmesi gereken meselelerden birisi de vakıf meselesidir.

MTTB 1916 kuruldu. İttihat terakki kurdu. Kavmiyete dayanan dernekler bölmek için kullanılır.

Türk, Arap, Boşnak vb. ayrışma oluyor.

Çanakkale zaferini ilk defa Tevfik İleri kutladı. Kutül Amare’yi bilmiyorduk.

Mücadelelerden geçen MTTB nesli değişik yerlerde yetişti ve güzel bir kadro oldu. Bu kadroları bir araya getirdik.

Birlik Vakfını kurduk.

Değişik cemaat ayırımı yapmadık. Bizim hedefimiz Kâbe’dir! Farklı düşünceler olabilir.

Ana gaye İslam!

Birleştirici güzel bir üslup oldu.

Bana ‘bu günleri hayal edebiliyor muydunuz?’  dediler.

‘Vazife taksimi yapıyorduk’ diye, cevap verdim.

Gençler!

Başarını sırrı;

 

1-Allah’a inanmak,

2-Yalan söylememek,

3-Çok çalışmak,

4-İyi bir aile kurmaktan geçiyor.

Bilmeliyiz ki;

Nasıl dünya da mobese varsa, bizi yaratan Allah’ında mobesesi vardır!

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları