Bir insanlık ayıbı

  • 13.07.2021 19:01
  • Okunma: 5011 kez

Büşra ŞEN


Uzun zamandır okuduğum, çalıştığım ve kafa yorduğum bir mesele var. Yazılarımla da sürekli değinmeye çalışıyorum.

Ayrımcılık, ötekileştirme, ırkçılık gibi konular gerçekten de tahammül edemediğim konular. Bu kadar hassas baktığım meseleye yakın zamanda bizzat maruz kaldım. 

Çok kısa bir süre önce çok bir iş teklifi aldım. Bir özel okul müdiresi olarak çalışma teklifi.  Hali hazırda kurulu bir iş ve çalışma düzenim olduğu için teklifi yeni değerlendirdim.  Telefon görüşmelerimiz olumluydu, cv mi çok beğendiler, iş tam oluyor derken bir soru yönetildi bana   “ Hocam yanlış anlaşılmasın ama başınız örtülü mü”  Bu soru onlara karşı tüm olumlu düşüncelerimi alt üst etti. “Evet, başörtülüyüm" dediğimde karşımdaki ses durakladı.  “ Hocam, genel müdürlüğümüzün böyle bir kuralı var, samimiyetinize dayanarak söylüyorum”  dedi. Zaten bu zihniyet ile bir iş yürütmek mümkün olabilir miydi?  Aynı şeyi yakın zamanda çok tanınmış bir kolejde yaşadım.  Anaokulu çağında olan kızıma bir okul arıyorduk.  Görüşme için çok tanınmış ve çok büyük bir koleje girdik. Görüşmemiz çok iyi geçiyordu.  Ben öğrenci kaydı görüşmesi için gelmişken konu oldu da okulun rehber öğretmeni arayışı olduğuna geldi.  “Hocam, bizimle çalışın ufaklığın da kaydını yaparız aynı okulda olursunuz”  Biz tam olayın şaşkınlığındayken ardından “Hocam başınızı okulda açma durumunuz olur mu, ya da peruk takma"   Artık bu konuşma, bu üslup bu zihniyet o kadar normalleşmiş ki açık açık dile geliyor.

 İş hayatında başörtülü kadının çalışma alanı daraltılıyor ve bu durum kadına kendini ikinci sınıf insan gibi hissettiriyor. Bir kaç banka dışında hiçbir bankada başı örtülü kadın bankacı göremezsiniz. Başı örtülü personel çalıştırmayan banka yetkilileri bu durumu şöyle açıklıyor: Özel günlerimizde, kutlamalarımız ya da isteklendirme yemeklerimizde alkol kullanıldığı için başörtülü personel çalıştırmayı uygun bulmuyoruz.  Bu bir bahane olamaz, olmamalı. Alkollü bir davete gitmek ya da orada alkol kullanmak her çalışanın kendi tercihidir. Yapılan tam anlamıyla bir operasyon. 

Hatırlarsanız pandemi sebebiyle çevrimiçi eğitim başladığında Eba TV' den ders anlatımları yapılıyordu.  İlkokul Türkçe dersinde öğretmenlerden biri başörtülü olduğu için sözde gazeteci hatta sözde insan olan Can Ataklı canlı yayında şöyle rezil bir açıklama yapmıştı: "Şu an okullarda başörtülü öğretmen var mı? Var. Ama milyonlarca öğrenciye rol model olarak türbanlı öğretmeni vermek çok yanlış. Yani bana özgürlük mözgürlük falan diye anlatmayın kardeşim. Öğretmenin görüntüsü türbanlı öğretmen değil. Hiç türbanlı öğretmen görmemiş olan var, gören var. Ama sen ilk gün başlıyorsun ve imaj olarak türbanlı öğretmen ile başlamak kadar facia bir şey olamaz"  Bu ne kötü ne facia ne elzem bir söylemdir.  Yukarıda bizzat karşılaştığım zihniyet budur. 

 Bu ötekileştirmenin temelinde muhafazakâr kesimin gerici, sanatla ilgisi olmayan, dil bilmeyen, eğitimsiz olduğuna inanılması yatıyor. Bu imaj birileri tarafından sürekli çiziliyor. Mesela şu sıralar film sektöründe bir hayli popüler olan Netflix' in, bunu bilinçli olarak yaptığına şahit olmaktayız. Netflix dizilerinin birçoğu , “İslam: cehalet” ya da “İslam: zincirlerle yaşam”, algısını oluşturuyor.

Aklımda kalan bir kaç Netflix dizilerine değinelim,

“Bir başkadır” dizisi:

Dizinin başrol oyuncusu başörtülü bir kız olan Meryem, eğitimsiz, zenginlerin evine temizliğe giden, kararlarını alırken köyün imamına danışan, imamın dediklerini yapmak zorunda hisseden, başörtülü cahil bir kadın.

İmam: Diksiyonu düzgün ancak hep aynı şeyleri söyleyen, gerek ses gerek görüntü efektleriyle itici gösterilmiş.

İmamın kızı: Başörtülü olan ama geceleri başörtüsünü çıkarıp gece kulüplerine kaçan muhtemelen cinsel yönelimi farklı olan bir kız.

Bu bağlamda imamın çevresindekiler,  Meryem' in çevresindekiler üniversite okumuşu dahi cahil ve tabiri caizse ezik karakterler. Filmdeki başı açık, gece hayatı olan karakterlerin neredeyse hepsi eğitimli,  sanatla ilgilenen, iyi meslek sahibi insanlar.  Netflix' in en çok izlenen dizilerinden birinde verilmek istenen mesaja bakın; Başörtülü insan eşittir cahildir.

Netflix' in diğer popüler dizilerinden olan “ Fatma” dizisinde başroldeki karakter Fatma, başörtülü bir temizlikçi, cahil ve psikolojik sorunları var.

Netflix' in neredeyse tüm filmlerinin verdiği mesaj bu.

Ben ki her kesimden, her dinden, her görüşten insanla dostluk kurabilirken bu yapılanlara akıl erdiremiyorum. Bir mağdur edebiyatı da yapmıyorum.

Ben bir nebze de olsa bu konuya farkındalık getirmek çabası içinde bu yazıyı yazdım. Bundan sonra yapmamız gereken; Eğer gerçekten vicdanlı ve erdemli bir insansak. Bu normalleştirmeye “dur" demeliyiz. Bu duruma karşı koymak için başörtülü ya da Müslüman olmamıza gerek yok. Bu ayıbı normal gören yöneticiye de işverene de sektöre de karşı olmalı ve yaptığının yanlış olduğunu her mecrada söylemeliyiz.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları