Makaleler

Bir HARAKİRİ hamlesi gibiydi.

2014.07.26 00:00
| | |
6682

90 Yıllık Cumhuriyet tarihinde, 61 hükümet geldi-geçti. Son yarım asrın içindekileri bizzat müşahede ettiğimiz gibi, diğerlerini de çeşitli tarihî belgelerden inceledik.

Çok net olarak görülen şu: Eğer iktidar lâik, dîne ve dindarlara düşman ise muhalefette muhafazakâr ve dindarlar olmuştu. Eğer iktidar muhafazakâr ve dindarlardan ise muhalefette, lâik ve dîni irtica görenlerden olmuştu. Her seferinde de muhafazakârlar seçimle iktidar olurken, lâikler darbelerle iktidar olmuşlardı. Yani; Lâikler, sandıktan ümitlerini kesince, her seferinde dîne müsamahakâr bir iktidarı indirebilmek için, din düşmanı şer güçlerle müşterek hareket ederek, hile, iftira, karalama v.b. faaliyetlerle darbeler yapmışlar. (1960, 1972, 1980, 28 Şubat v.b.)

Evet, “zıt kutuplardır” düşüncesiyle, bu tür darbeleri bir yere kadar normal karşıladık, fakat asla meşru saymadık. 2002 Yılında halk %34’lük bir destekle bir kadroyu tek başına iktidar yaptı. Üstelik de sadece muhafazakâr ve dîne müsamahakâr değil, ezilmiş dindarlara kucak açan, problemleri çözen, dindarları (!) en önemli kadrolara yerleştiren bir iktidar. 4 Yıl denedikten sonra halk gidişatı beğendiği için, %42’lik bir destekle güven tazeledi. Bir dönem daha denedikten sonra halkın teveccühü %46’ları geçti. Demek ki hasbel beşer birçok hatalarına rağmen, devrim niteliğindeki hamleleri halk çok beğeniyordu. Pek tabiidir ki yine seçimle düşürmekten ümitleri kesilen lâik, sol, ulusalcı v.d. muhalefet, bu yükselmeyi hazmedemiyordu. Bu iktidara da diğer darbeler gibi, kapatma davası, sarıkız, ay ışığı, balyoz,gezi v.s. darbe teşebbüslerinde, aynı minval üzere (lâik, ulusalcı, sol guruplar, dine düşman v.s.) belli kesimlerin işbirliği vardı. Her seferinde bu halk iktidarlarına sahip çıktı. Yani ortalıkta savrulan iftiralara, yalanlara, kurusıkı karalamalarla yapılan vaatlere hiç inanmadı…

Ancaaak şu 17 Aralık darbe girişimi yok mu? Bütün ezberleri alt-üst etti. Çünkü; iktidardaki meşrû bir muhafazakâr kadroya, çok sinsi tuzak kuranlar da, maalesef muhafazakârdı, dindardı ve güvenilir bir cemaatin mensuplarıydı. Kardeş, dindaş, hemfikir ve güvenilir diye çok önemli kadrolara çokça yerleştirilmiş kişilerdendi. İlk ihanet ve darbe teşebbüsünde muhalefet bile şaşkına döndü. “Yahu bizim beceremediğimizi bunlar becerdi” demeye başladılar. İktidar ise tamamen ŞOK oldu, fakat şoku çok kısa zamanda atlatarak, tüm güç ve imkânlarını seferber etti. Kendilerine ihanet eden o güvenilir (!) ihanetçilerin makam ve yetkilerini pasifize ettiler. Tuzak ve iftiralarına SUÇÜSTÜ yaptılar. Bu haklı girişimi cemaat medyası ve ulusalcı medya, “yolsuzlukların üstünü örtme” olarak çarpıtmaya çalıştılar... Kendilerine güvenilen bu kardeşler (!) bir sene önce operasyon yapılması gereken yolsuzluk şüphelilerinin içine, maalesef tamamen masum olan 3. Köprü, 3. Havayolu, kanalistanbul v.d. ülkeyi şaha kaldıracak kalkınma hamlelerini üstlenen şirketleri de kattılar. Bu 25 Şirketin hepsini “yolsuzluk” kapsamında saydılar. Bu şirketlerin mal varlıklarına bile el koydular. Büyük kalkınma hamlesini geçici de olsa durdurdular. Şu 25 Şirket yerine, sadece o yolsuzluk şüphesi olanları 4-5 kişiye operasyon yapsalardı, olmaz mıydı? Hak-hukuk bakımından zaten öyle olmalıydı, fakat çok net olarak belli ki ana maksat, ihanetti... Neticede ise Acemi ve bir yerlerden talimat almış savcıların ve doldurulmuş hâkimlerin davranışları nedeniyle, “HUKUKA ve Yargıya GÜVEN” de maalesef felç edildi…

Burada çok önemli, hatta kan donduran şu sorular akla geliyor:

1. Tamamen meşrû bir iktidara, aynı dinden, aynı anlayıştan, kardeş bilinen bir cemaatten, üstelik çok güvenilir diye önemli kadrolara kabul edilen kişiler tarafından yapılan bu ihanetin sebebi ne olabilir? (Bu sorunun cevabı, onların dershanelerinde 30 küsur yıldan beri özel yetiştirilip, gizli gizli harp okullarına ve diğer önemli bürokrat kadrolara yerleştirilen son çeyrek asırlık süreç incelenerek verilebilir.)

2. Allaha c.c. inanan bir kalp, meşrû bir iktidara ihanet etmek için, nasıl olur da iç ve dış şer güçlerle işbirliği yapabilir? (Bu sorunun cevabını bulmak çok zor, hattâ imkânsız.)

3. Düne kadarki konumları; “hizmet ve hoşgörü ile anılan büyük bir cemaat” iken,“hizmet arasında yıllarca sinsice tuzaklar kuran, ihanet, nefret, kin, gözü dönmüşlük ve akıl almaz beddualarla anılan bir cemaat” haline getirilmelerini kim affedebilir?

4. Sadece Allahın rızasını düşünerek, 160 ülkede gurbet-gurbet koşan hizmet erlerinin, bu kişiler yüzünüzden güven, itibar ve destek kaybetmelerinin vebâli kimin?

5. Eğer “bu darbede başarılı olsaydınız” veya sonradan öğrenildiği gibi, Sn. Başbakanı da evinden alıp hapse attığınızı varsayalım. Tüm kalkınma hamleleri duracak. Barış süreci bitecek ve PKK katliamları başlayacak. Başarısız şu operasyonda bile ekonomi 104 MİLYAR zarara uğradığına göre, darbe sonrası elbette tamamen çökecekti. Masum halkın omuzlarına yüklenen bu müthiş zararların vebalini kimler üstlenecekti?

6. Aç kurtlar gibi bekleşen muhalefet varken, bu darbe sizin hangi işinize yarayacaktı?

7. Bu darbeden sonra öyle veya böyle kurulacak olan bir koalisyon hükümeti, acaba “kendidin kardeşlerine bile ihanet edenlere”, bir hayat hakkı tanıyacaklar mıydı?

8. Kaçınılmaz bir sonuç olarak faizler yükselince, enflasyon azgınlaşınca, Kur’ân kursları ve imam hatipler kapatılınca, başörtüsü tekrar yasaklanınca, ETÖ kaldığı yerden “acımak yok, tepeleme var” programına devam edince, halk sefalete düşünce veya halk bu duruma isyan ederek MISIR, Filistin, Suriye, Irak gibi iç savaş çıkınca, sizler ve sizi destekleyenler, bu ACI TABLOLAR karşısında nasıl yaşayabilecektiniz?...

9. Ülkemizi; Dünya ülkelerinin boğulduğu ekonomik krizlerden başarıyla çıkaran,dünya ülkelerinin kıskandığı, İslâm ülkelerinin gıpta ettiği, Türkiye’yi Avrupa’nın 2. Güçlü ülkesi konumuna getiren bir halk iktidarını devirip, böylesine önü açık bir ülkeyi sefalete sürüklediğiniz için, Allaha c.c. nasıl hesap verecektiniz?...

10.  En önemlisi de; Dünya’ya hâkim olmaya bile değmeyecek olan, Âhiret hayatınızın mahvına sebep olan böyle bir ihanete, değer miydi?...

Sizleri savunmak bile, son derece önemli risk ve vebal taşımaktadır. Ancak, Allah c.c. halkımızı da ülkemizi de sizleri de ESİRGEDİ Kİ, başarılı olamadınız!... Vesselam.

Anahtar Kelimeler: Dost Beykoz, Beykoz, Raif Öztürk

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"