Güncel

Beykozlu Profesör, AB Zirvesini Habertürk'e değerlendirdi

17.03.2016 21:18
| | |
3957

Türkiye'nin mültecilerle ilgili teklifine yarınki AB Zirvesi'nde liderlerin yanıt vermesi beklenirken, Habertürk Televizyonu, Dost Beykoz Yazarı'nı canlı yayında ağırladı.

Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı ve aynı zamanda Dost Beykoz Yazarı olan Prof. Dr. Faruk Şen, bu akşam Habertürk televizyonunda Canlı Yayına katıldı. Türkiye-AB ilişkilerini ve yarınki AB Zirvesi'ni Afşin Yurdakul'a değerlendiren Prof. Şen, önemli yorumlarda bulundu.

AB Liderlerinin Brüksel'de 'mülteci krizini' değerlendirirken nasıl davranacağını anlatan Beykozlu Profesör Faruk Şen, Türkiye'nin de tam üyelik için 2018-2019 yıllarında artık görüşmelere kabul edilmesinin beklendiğini kaydetti. Türkiye'de yaşayan 2 milyon 700 bini aşkın Suriyeli mültecinin önemli bir yük olduğunu vurgulayan Faruk Şen, AB tarafından yapılacak 3 milyar Euro'luk yardımın, şimdiye kadar Türkiye'nin harcadığı paranın yanında 'sadaka' gibi kaldığını belirtti. Schengen Vizesi ve AB'nin Türkiye'nin önüne koyduğu 72 maddelik şartı da değerlendiren Prof. Dr. Faruk Şen, "Ben Schengen Vizesi'nin Türklere kalkacağına inanmıyorum. Mesela pasaport değişimi ile ilgili maddeler gibi maddeler, gerçekleştirilebilir. Ancak Güney Kıbrıs konusundaki talepler gibi talepleri biz yerine getiremeyiz. Getirmememiz de lazım... O zaman AB, Schengen Visesi'nin önünü kesecek" diye konuştu.

Prof. Faruk Şen: “Biz, 72 maddelik şartın ancak 9’unu yerine getirebildik”

Kanlıca'daki 'baba yadigârı' malikaneye yerleştikten sonra TAVAK ile ilgili çalışmalarını burada sürdüren ve düzenli olarak da Dost Beykoz Gazetesi'ne uluslararası ilişkiler konularında makaleler gönderen Prof. Dr. Faruk Şen, AB Zirvesi öncesi Habertürk televizyonuna değerlendirmede bulundu. Türk vatandaşlarının Ekim 2016'da vizesiz olarak Schengen ülkelerine seyahat edebilmesi için Türkiye'nin önüne koyulan 72 maddenin tamamının yerine getirilmesinin olanaksız olduğuna dikkat çeken Prof. Faruk Şen, şöyle dedi:

"Bu 72 maddenin içinde bizim Kıbrıs'ı tanımamız ve limanlarımızı da açmamız şartı var. Bize göre bu 72 madde konusunda bize toleranslı davranacaklar zira biz bu 72 maddenin yalnızca 9'unu yerine getirdik. Belki 20'sini yerine getirebileceğiz ama bu kadar çabuk hepsini yerine getirme şansımız yok.

İngiltere, Schengen Vize'siyle ilişkisi olmamasına rağmen bu konuda tedbirler koydu. Fransa yine Fransızlığını yapıyor, Cumhurbaşkanı Hollande, 'Türkiye'de insan hakları ve demokrasi gelişmedikçe ben bu vize konusunda çekincelerimi savunurum' diyor. İspanya ise bir adım ileri gidiyor ki, İspanya'nın dediği çok haklı; diyor ki İspanya, 'Uluslararası antlaşmalara göre bir kere AB ülkesine gelerek oraya sığınma hakkı için müracat etmiş bir insanı, siz 3. bir ülkeye yani Türkiye'ye yollayamazsınız' diyor."

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Suriyeli mültecileri kabul etmeye yönelik isteksiz davrandığının altını çizen Prof. Faruk Şen, bu konudaki tutumları eleştirdi ve şunları kaydetti:

“Hollanda’da 12 bin, İstanbul’da ise 1 milyonun üzerinde mülteci var”

"Avrupa Birliği üyeleri, alacağı göçmen sayısını minimuma indirdi. AB, 18 bin göçmenin alınması için bir karar çıkartmıştı ancak şimdi diyorlar ki, 'Biz buna yeni bir kararla 54 bin daha ekleyelim; Türkiye'den alacağımız mülteci sayısı 72 bini geçmesin' diyor. Düşünün... Bizde 2 milyon 776 bin Suriyeli mülteci var. Buna oran olarak bakarsanız, neredeyse 40'ta 1'e denk geliyor. Diyorlar ki, 'Biz 3 milyarı verelim! Şartlar yerine gelirse bir 3 milyar daha verelim! Siz Yunanistan'a geçenleri geri alın; biz bu yıl 72 bin alalım. Belki daha sonra yine alırız. Biz sizden daha fazla mülteci almak istemiyoruz!' diyor. Şimdi bu noktada akılcı Almanlar da diyor ki, 'Size mülteci olarak sığınmış Suriyelileri bize yollayamazsın' diyor. Angela Merkel demişti ki, 'Ben 28 ülkeye bakacağım sayı olarak, ona göre mülteci kabul edeceğim' demişti.

Şimdi düşünün... 16 milyon nüfuslu Hollanda'da 12 bin mülteci var. Onu da 3 ay öncesine kadar, 'Gemilere koyalım, Türkiye'ye yollayalım' diyorlardı. PSV maçındaki taraftar olayını gördükten sonra zaten insancıl tarafı tartışılan bir ülkeydi. İstanbul'u düşünürseniz, Hollanda ile aynı nüfusa sahip... Her ikisinde de 16 milyon insan var. Ancak 16 milyonluk Hollanda'da 12 bin kişiye karşılık, 16 milyonluk İstanbul'da mülteci sayısı 1 milyonu da geçti. Buna rağmen Hollanda'nın ve diğer ülkelerin bu şekilde bize göndermeye çalışması, şu anlama geliyor: 'Size gelen mültecileri tutun! İnsancıl davranın! Ben bir kamp kurup 72 bin mülteciyi zaten alacağım. Siz de bu tuttuğunuz mültecileri katiyen Suriye'ye geri göndermeyeceksiniz' diyor.

Burada yapılan bir yanlış var. Türkiye'nin Doğusu'ndaki ülkelerle mülteciler konusunda bir antlaşma yapması lazım... Bizim bunları almamız, uluslararası kurallara göre yapmamız zorunlu olan bir şey değil... Biz bunu tamamen insancıl nedenlerle yapıyoruz. Toplamda 4 buçuk milyon mülteci var: Türkiye'de 2 milyon 776 bin, Lübnan'da 800 bin, kalanı diğer ülkelerde… Ancak deniyor ki, 'Aslında bir 4 buçuk milyon mülteci daha var. Bunlar bavullarını topladı, bekliyor'. Şu da var: Türkiye'ye gelen her 100 mültecinin yalnızca 7'si yükseköğrenim görmüş ve meslek sahibi... Ancak Almanya'ya gidenlerin yüzde 70'i yükseköğrenim görmüş ve meslek sahibi... Suriyelilerin 'kaymak tabakası' Yunanistan üzerinden Avrupa ülkelerine gidiyorlar. Türkiye'nin ise bu konuda çok büyük handikapı var."

“Schengen Vizesi’nin Türklere kalkacağına inanmıyorum”

Özellikle Güney Kıbrıs konusunda yaşanan sorunun devam ettiğini dile getiren Beykozlu Profesör Faruk Şen, AB'ye üyelik konusunda Güney Kıbrıs'ın vetosunun kalkması gerektiğini söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun özellikle Türkiye'nin üzerine aldığı yükü dile getirmesi ve mülteciler konusunda Türk Halkının cebinden çıkan milyarlarca lirayı vurgulaması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Faruk Şen, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin istediği hiçbir şey yerine gelmemiş gibi görünüyor. AB, Güney Kıbrıs'a 26 milyar Euro fon verdi ancak hiçbir yaptırım uygulamıyor. Bana göre Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinin 2018'e 2019'a kadar başlaması yani Güney Kıbrıs'ın vetosunu kaldırması gerekiyor. Öte yandan da ikincisi 2017 yılında AB, 2020-2026 bütçesini konuşacak ve karara bağlayacak. Tahminen 940 milyar Euro'luk bir bütçe oluşturulacak. Eğer Türkiye'nin AB'ye tam üyelik süreci hesaba katılırsa, tahminen Türkiye için 60 milyar Euro'luk bir fon ayrılması lazım. Bu 40 da olabilir 80'de olabilir. Şimdi Ahmet Davutoğlu'nun yerinde olsam, bu Türkiye'nin üzerindeki yükü dile getiririm. Ne demektir, 9 milyar Euro'luk Türkiye'nin harcama yapması? Bir de 9 milyar Euro'luk 'indirekt' harcaması sözkonusu Türk Halkının... Sizin vereceğiniz 3 milyar Euro zaten sadaka gibi bir şey...

Ben Schengen Vizesi'nin Türklere kalkacağına inanmıyorum. Mesela pasaport değişimi ile ilgili maddeler gibi maddeler, gerçekleştirilebilir. Ancak Güney Kıbrıs konusundaki talepler gibi talepleri biz yerine getiremeyiz. Getirmememiz de lazım... O zaman AB, Schengen Visesi'nin önünü kesecek. Zaten Schengen Vizesi deniyor ama Danimarka ve İsveç içerisinde vize uygulanmıyor. Almanya ve Avusturya arasında da Schengen Vizesi belirli ölçüde askıya alındı. Fransa da saldırılardan sonra vizeyi askıya aldı. Ben, Ekim ayına kadar Schengen Antlaşması diye bir şeyin kalmayacağından hareket ediyorum. Bütün bu işler Türkiye'nin başına patlayacak diye korkuyorum... İnşallah yanılırım ve yarın AB somut adımlar atar ve Türkiye'ye taahhüt verir.

Eğer 7 Mart'taki görüşmelerde bir sonuç alabilseydik, Hollanda ve Almanya dışındaki 26 ülkenin kararlar almasını önlerdik. Şimdi 7 milyonluk Bulgaristan'dan tutun İspanya'ya kadar hepsi bize yaptırım getiriyor. Eğer Angela Merkel ile anlaşıp, Suriye'de bir güvenli bölge oluşturup, ondan sonra oradan mültecilerin gelmesini sağlarsak, çok daha iyi olur. Bir de şunu söyleyeyim: Biz bir hata yaptık. Suriyelilerin İpsala ve Kapıkule sınır kapılarına yürümesine izin vermedik. Biliyorsunuz, Kırkpınar'da topladık, sonra geri getirdik bunları... Aynı Makedonya'da olduğu gibi bunlara izin verseydik ve bunlar sınırları zorlasalardı, inanın, Bulgaristan ve Yunanistan bu sınırları açmak zorunda kalırdı ve yeni yaptırımlar da getirmezdi. Zira bunlar ne Yunanistan'da kalmak istiyorlar, ne de Bulgaristan'da..."

“Türkiye’den ayrılmak isteyip ayrılamayan Suriyeliler, hırçınlaşabilir”

Son olarak, Türkiye'deki mültecilerin konuşlandırılması hakkında fikirlerini de ifade eden Profesör Faruk Şen, mültecilerin Türkiye'de kalmak istemediğinden bahsetti. Türkiye'den gidemeyen mültecilerin 'iç çatışmaya' neden olabileceği konusunda uyarı da yapan Prof. Faruk Şen, son olarak şunları anlattı:

“Bakınız, NATO gemileri, benden kaçanı geri yolluyor. Biz eğer masadan kalkarsak da bundan sonra mültecilerin Yunanistan'a geçmeleri çok güç... Bu açıdan galiba göçmenler, mülteciler benim başıma kalacak ki, bu da Türkiye için çok büyük bir yük olacak.

Bizim bu Suriye'den gelen göçmenleri, Batı tarafına geçirmeden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da istihdam edip, tarım ve hayvancılık yaptırarak, daha rahat bir beraber yaşam oluşturmamız gerekiyor. Yoksa Türkiye iç çatışmalara çok açık... Zira Suriyeliler Türkiye'de durmak istemiyor. 'Ben daha Batı'ya nasıl giderim' diye düşünüyor. Batı'ya gidemeyeceğini görünce de hırçınlık başlayabilir.”

Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler: Beykoz, Haber Türk, Prof. Dr. Faruk Şen, AB, Zirve, Afşin Yurdakul

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"