Beykoz’da enderun usulü teravih ile kapılarını açıyor
Beykoz Kanlıca’da bir süredir restorasyon çalışmaları yürütülen Mimar Sinan eseri Gazi İskenderpaşa Camisi, kılınacak enderun usulü teravih namazı ile kapılarını açıyor.
Beykoz’da, Mimar Sinan’ın ilk eserlerinden biri olarak kabul edilen Kanlıca Gazi İskenderpaşa Camii’nde yaklaşık 20 aydır devam eden kapsamlı restorasyon çalışması tamamlandı.

Mağusa Fatihi olarak da bilinen Gazi İskender Paşa tarafından yaptırılan camii, 10 Mart Salı günü yeniden cemaatle buluşarak ibadete açılacak.
18. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın katılımıyla gerçekleştirilecek açılışta, Osmanlı’dan günümüze uzanan Enderun usulü teravih namazı geleneği de Kanlıca’da yeniden yaşatılacak.
Programda, Beykoz Müftülüğü’nün ilahi ekibi de Enderun usulü icralarla teravih namazına eşlik edecek.

Zaman içinde çeşitli onarımlar geçiren bu yapı topluluğu 19. yy’ da birtakım ek binalarla donatılmış, Tanzimat dönemi ileri gelenlerinden M. Sadık Rıfat Paşa (ö. 1857 ) türbeye bitişik bir muvakkithane inşa ettirmiş, aşağı yukarı aynı yıllarda caminin doğu yönüne, zemin katı kahvehane olarak kullanılan fevkani bir mektep yaptırılmıştır.

1925’te Üsküdar’ı Beykoz’a bağlayan yolun genişletilmesi amacıyla, Kanlıca’ nın çekirdeğini teşkil eden bu küçük külliye önemli ölçüde tahrip edilmiş, 1916’da bir yangın geçirerek harap düşmüş olan hamam, ayrıca camiyi üç yönden kuşatan hazire, çevre duvarları, üç adet avlu kapısı, fevkani mektep, caminin mihrap duvarının arkasında yer alan ahşap imam meşrutası ile yanındaki aşhane (imaret) ortadan kaldırılmış, bu arada, camiyi kuşatan ve hazireleri gölgelendiren asırlık ağaçların da bir kısmı kesilmiştir.

1930’dan önce caminin sağ ve kıble tarafının kabristan ve hatta mihrap önünde Nevres Paşa’ nın kabri, tabutluk ve sonradan bekar odası ve kahvehane haline getirilen aşhane, iki oda, imam meşrutası, iki katlı ev olduğu ve bahsi geçen caddenin genişletilmesi sırasında bütün bunların da yok edildiği anlaşılıyor.

Cabir Vada’ya göre cami ve diğer bölümler 1895, 1910, 1926 ve 1942’de çeşitli tamirler görmüştür. 1944’te de bir ihata duvarı ve üç kapısı olan bir avlu içinde olduğu o tarihte yapılan rölövelerinde görülmektedir.