Beykoz'un bedavacıları

  • 18.10.2019 16:18
  • Okunma: 5009 kez

Bizde, eskiden olan ama şimdilerde pek rastlamadığımız bir şey var: Utanmak... Ar... Ne yazık ki, içimizden bazıları, bademcik ameliyatı olur gibi utanma duygularını da küçük bir operasyonla âdeta aldırmışlar...

Beykoz'un bir parası var. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Bizden... Senden, benden, ondan. Gecenin yarılarına kadar çalışıp alın teri akıttığımız paramızı, Beykoz Belediyesi ile paylaşıyoruz. Zenginimiz de veriyor, fakirimiz de... Trabzonlu da veriyor, Kastamonulu da Giresunlu da... Sonra ne oluyor bu paralar? Nereye gidiyor?

Eğer iyi bir yere gidiyorsa, benden yana bir sıkıntı yok: Helâli hoş olsun. Eğer Beykoz Belediyesi benden aldığı parayı götürüp de ihtiyaç sahibi olan birine veriyorsa, Allah bin kere razı olsun. Beykoz, hepimizin. Elbette el ele vereceğiz, birlikte ağlayacağız, birlikte güleceğiz. Fakaaaat...

Eğer Beykoz Belediyesi benim paramı götürüp de hiç ihtiyacı olmayan birine veriyorsa, şimdiden söylüyorum: Haram, zehir zıkkım olsun! Belediyede buna aracı olana da ihtiyacı olmadan semtimizde yaşayan herkesi aptal yerine koyanlara da haram olsun! Bu dünyada da ahrette de hesap versinler ve bedelini de inşallah kat be kat ödesinler...

Sivil toplum kuruluşları, tüm dünyada önemli bir yere sahip. Özellikle dezavantajlı olan kişi ya da gruplara sahip çıkanlar ve burada gönüllü olarak çalışanlar çok kıymetli. Ancak bizim ülkemizde ne yazık ki böyle değil. El alemin memleketinde bu sivil toplum işleri bir külfet: Parandan oluyorsun, zamanından oluyorsun; üstüne de yaptıklarının karşılığını çoğu zaman uzun zamanda alabiliyorsun. Ama bizde öyle değil: Bizde sivil toplum kuruluşlarına yönetici olmak bir külfet değil âdeta bir nimet! Hiçbir işte dikiş tutturamamış herkes, elinde iğne-iplikle sivil toplum kuruluşlarına koşuyor. Eğer biraz da kurnazsa dikişe başlıyor. Başlıyor başlamasına da yaptığı dikiş, bir sökük kapatmadığı halde bir türlü kurumun ensesinden inmiyor. Kene gibi yapışıyor ve vampir gibi kan emiyor. Arkasına üç-beş tane de dansöz taktım mı, tamam! Fotoğraf karesi tamamlanıyor. Şakşakçılar alkışlıyor, bizim kene sürekli kan emmeye devam ediyor.

Dostlarım, olmuyor...

Ben kenelerden ziyade kenelere karşı boynunu bükenlere üzülüyorum. Neden Beykoz'da sivil toplum kuruluşları konusunda ayrımcılık yapılıyor? Neden gerçek ihtiyaç sahipleri "onurlu bir duruşla, sessizliğini korurken" diğer yandan ihtiyacı olmayan kişiler ödüllendiriliyor? Beykoz'da onlarca köklü sivil toplum kuruluşu var ki, kıt olanaklarla öyle büyük işler çıkartıyorlar ki, onların başarılarını-mucizelerini görmemek için insanın Kör olması gerekiyor.

Olmuyor Dostlarım, olmuyor.

Bu çifte standart, bu aymazlık, bu bezirgân tavırlar içimizi acıtıyor.

Beykoz'da yaşayanlar daha iyi bir değerlendirmeyi hak ediyor.

Beykoz'un söküğü ise beceriksiz terziler yüzünden bir türlü kapanmıyor.

İçimiz kanıyor

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (2 Yorum)

mehmet (1 ay önce)

kastamonu giresun veriyorda kars bingöl vermiyormu yazında zaten ırkçı ayrımcısın yazdığında ya yalandır yada sende bedavacısın

Civan (1 ay önce)

Hanımefendi bu millet üstü kapalı göndermelerden bıktı artık kimse bu haramzadeler ifşa edin bizde bilelim koyun yerine koydurmayın beykoz halkını söyleyin

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları