Toplum

Beykoz Kaymakamı sizin için ne dedi?

Beykoz Kaymakamı sizin için ne dedi?
01.02.2016 19:39
| | |
13907

Foto galeri Video galeri

Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle gittiği Ankara dönüşünde, izlenimlerini İLK KEZ Dost Beykoz için değerlendirdi.

Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle gittiği Ankara dönüşünde, izlenimlerini İLK KEZ Dost Beykoz için değerlendirdi.

Ankara dönüşü sonrası İLK KEZ Dost Beykoz’a değerlendirmelerde bulunan Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı, çok önemli açıklamalar yaptı. Dost Beykoz İmtiyaz Sahibi Kader Gür ve Dost Beykoz Haber Müdürü Ferdi Güngör’ü makamında kabul eden Kaymakam Ahmet Katırcı, sorulan soruları içtenlikle yanıtladı.

  • Beykoz’un okullarını ziyaret ettiği sırada öğrencilere teknolojiyle ilgili neler söylüyor?
  • “Adam gibi kullanın!” sözleriyle, ne demek istedi?
  • “Benim gözümde terörist, insan değildir arkadaş!” diyen Beykoz Kaymakamı, akademisyenlerin imzaladığı tartışmalı bildiri hakkında ne düşünüyor?
  • “Gerçekleşeceğine yüzde 500 inanıyorum!” dediği konu ne?
  • “Empati yapmayı seviyorum” derken, kimleri kastediyor?
  • Birlikte çalıştığı ve ast konumunda duran Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek için ne düşünüyor?

İşte Dost Beykoz’un gündem yaratacak röportajı ve Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı’nın sorulara verdiği yanıtları…

Dost Beykoz olarak bizleri kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Sayın Katırcı, geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir ziyaret gerçekleştirdiniz. Bu ziyaretin ayrıntılarını bizlerle paylaşabilir misiniz? Neler konuşuldu o toplantıda?

"Sayın Cumhurbaşkanımız bize büyük bir onur verdi. Türkiye genelinde görev yapan tüm kaymakamları ve vali yardımcılarımızı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ağırlamaya başladılar. İlk grup olarak biz 300 kişiydik orada… Sayın Cumhurbaşkanımız orada bize yemek ikram ettiler. Arkasından da çok dolu, o güzel hatipliğine yakışan müthiş bir konuşma yaptılar. Bizleri cesaretlendiren, güçlendiren, yüreklendiren; Devlete ve Millete olan sevgi ve saygımızı, hizmet aşkımızı güçlendiren müthiş bir konuşma gerçekleştirdiler. Tabi bu konuşmasının basına açık olan kısmını herkes gördü zaten... Özellikle benim de yıllardır üzerinde durduğum çok sevdiğim bir yöntem olan 'Halkla iç içe olan Kaymakam' olmak. Sayın Cumhurbaşkanımızın ilk söylediği buydu. 'Kaymakam' dedi... 'Masasında oturup evrak imzalayan adam değildir! Kaymakam, halkın içindedir: Mahallesini bilir, köyünü bilir, yolunu bilir; elektriğini-suyunu bilir. Vatandaşın içinde olan insandır Kaymakam' dedi..."

Sanki sizi tarif etmiş, değil mi?

"Artık o vatandaşımızın takdiri ama ben bunu yıllardır uygulamaya çalıştım; naçizane bunu yıllardır uygulamaya çalışıyoruz. Buradaki evrak imzalama işini -tabiri caizse- herkes yapabilir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da söylediği bu: 'Evrakı herkes imzalar, siz sokağa çıkıp vatandaşın derdini görebiliyor musunuz ya da okuluna gidip bir sorununu yerinde görebiliyor musunuz?' diyor. Yoksa evrak imzalamak, 24 saatlik mesainizin yüzde 1'i kadar zamanınızı alır sadece... Ondan sonrası önemli...

Mesela orada çok güzel bir örnek verdi: 'Ben...' dedi. 'Bazı ilçelere gidiyorum, ta yılları öncesinin bir Kaymakamından bahsediyorlar' dedi. 'Burada Mehmet Falanca diye... Ahmet Filanca diye bir Kaymakam vardı. Hâlâ biz onu hatırlarız, diyorlar' dedi. 'Ama bir önceki Kaymakamı vatandaş hatırlamıyor' diye de ekledi. Çünkü bu Kaymakamlar iz bırakıyorlar. Cumhurbaşkanımız işte bu duruma işaret etti.

Bunların dışında yine terörle mücadelede, paralel yapıyla mücadelede Devlet olarak mücadelemizin devam edeceğini; bizlerin de aynı ciddiyetle mücadeleye devam etmesi gerektiğini anlattı."

O an nasıldı Sayın Kaymakamım? Fotoğrafını paylaştıktan 10 dakika sonra biz Dost Beykoz olarak sizden alıp, haber haline getirdik... Sayın Cumhurbaşkanımız ile 'tokalaşma' anını gösteren fotoğrafın arka planında ne vardı?

"Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanımız büyük bir âlicenaplık örneği gösterdi ve herkesle tek tek... bu 300 kişiyle tek tek merdivenin başında durdu ve poz verdi. Herkes tek tek kendini tanıttı ve bu sırada ilçesinin selamını verdi. Biz de bu sırada çok kıymetli Beykozluların selamını ilettik. Sayın Cumhurbaşkanımız herkesle tek tek fotoğraf çektirdi. Bu çok büyük bir âlicenaplık... Yani 'toplanın hep beraber fotoğraf çektireceğiz, siz de gidin artık' demedi. Bu, biz idareciler için olağanüstü bir şeydi. Hayat boyu da unutamayacağımız bir andı. Düşününüz, Devletimizin en yüksek makamıyla gidiyorsunuz ve orada bir Kaymakam olarak gözlerine içer bakarak, ilçenizin selamını götürüp elini sıkıyorsunuz... Dediğim gibi bu bizim için büyük bir şerefti, büyük bir onurdu.

Muhtarlarımız vardı, biliyorsunuz... Şimdiye kadar 9 bin muhtarı ağırladığını ve 50 bin muhtarımızı ağırlamaya devam edeceğini söyledi. Aynı zamanda kaymakamlarımızı da yine ağırlamaya devam edeceğini belirtti. İnşallah bu bir Devlet geleneği haline gelir."

Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi nasıl buldunuz Sayın Kaymakamım?

"Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz gayet doğal, gayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yakışır, Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden bir yapı... Müthiş bir yapı olmuş... Öyle dışarıdan anlatıldığı gibi de hiçbir şey abartıldığı gibi görkemli şu-bu falan da değil... Her yer altın kaplama falan değil... Ama şunu söyleyeyim: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle bir yere ihtiyacı vardı ve bugün onu kazanmış olmaktan dolayı da ben tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının onur gurur duymasını isterim. Orası Türkiye Cumhuriyeti'nin en üst makamı ve en iyi şekilde temsil edilmesi gereken bir yer. Müthiş bir yer olmuş; yapandan da yaptırandan da Allah razı olsun."

Sosyal medyadan sizinle birlikte çok sayıda Kaymakamı takip ediyoruz ve diğerlerine oranla sosyal medyayı çok daha fazla ve çok daha iyi kullandığınızı görüyoruz. Bu bir mesaj mı? 'Biz Devlet olarak çok iyi kullanıyoruz teknolojiyi, sizler de Halk olarak kullanınız' mı demek istiyorsunuz?

"Her türlü yorumlayabilirsiniz... Mesela gençlere, öğrencilere bir mesajdır. Ben bunu Beykoz’un okullarını dolaşırken de ifade ediyorum: 'Teknolojiyi kullanın ama iyi yönde kullanın' diyorum. Cep telefonunuz var, televizyonunuz var ve bilgisayarınız var. Bunu iyi şekilde de kullanabilirsiniz, kötü şekilde de kullanabilirsiniz. Teknolojinin olanaklarından yararlanalım ama onun esiri olmayalım!

Farkındaysanız benim tüm paylaşımlarım ya haberleşmeye yöneliktir ya da bilgilendirmeye yöneliktir. İnsanların bilgilendirmeye ihtiyacı var: 'Kaymakamlıkta neler oluyor, Kaymakam nasıl davranıyor, Kaymakam ne iş yapıyor' gibi... Herkesin her şeyi görme şansı yok! Ancak şu anda beni takip eden 5-6 bin kişi ne yaptığımızı görüyor. Siz de oradan alıp haberleştiriyorsunuz; daha fazla sayıda kişi görmüş oluyor. Ben şu anda inanıyorum ki, bizim yaptığımız her şeyi Beykoz'da yaşayanlar anı anına takip ediyor. Ben bunu bilgilendirme ve haberleşme amacıyla kullanıyorum. Yoksa sosyal medyanın kimseye zararı yok! Ama 'adam gibi' kullanmanız gerekiyor.

Bana sosyal medya hesabımdan her akşam onlarca mesaj gelir: Vatandaş yazıyor, 'Ben sosyal yardımlaşma masasına gittim de benimle ilgilenmediler' diye yazıyor..."

Öyle yazıyorlar mı gerçekten? Yanıt veriyor musunuz siz?

"Evet, aynen böyle yazılıyor: 'Sayın Kaymakamım, dosyamı verdim, yarın sizden yardım istiyorum' diyor, Beykozlu vatandaşımız... Yanıt da veriyorum... Gücümün yettiğince, hepsine ayrı ayrı yanıt vermeye çalışıyorum. Ha, atladığım varsa da kusura bakmasınlar; yoğunluk arasında kaynayan var mı bilemiyorum ama... Özellikle Facebook'tan çok mesaj gelir mesela... Hem Kaymakamlık sitesine hem kendi siteme... Vatandaş, artık bize ulaşsın! Kapıya gelip kapıda beklemesin; işte sosyal medya var. Ben iletişim aracı olarak onu kullanıyorum.

Akşam yazmış vatandaşımızın bir tanesi, belki de izleyince kendini tanıyacaktır: 'Sayın Kaymakamım, ben dosyamı verdim, babam hasta, acilen çıkarır mısınız?' yazmış; biz bugün toplantıya aldık. Bu kadar basit... Sosyal medyayı böyle kullanırsanız, kimseye bir zararı yok..."

Sosyal medya hesabınızı dikkatlice takip ediyoruz ve özellikle terör konusunda çok fazla mesaj yazdığını görüyoruz. Bu konuda çok sık hassasiyetinizi dile getiriyorsunuz. Hatta bir Devletin Kaymakamı'nın paylaşacağından daha da fazlasını görüyoruz. Biz sizin paylaşımlarınızı da çok içten buluyoruz, samimi buluyoruz. Şunu sormak istiyoruz: Özellikle eğitimle kültürle belirli noktalara gelmiş insanların terör konusunda gerek bilerek gerek de bilmeyerek düştüğü tuzaklar sizi incitiyor mu?

"Kesinlikle... Bu Türkiye'nin bir yarasıdır. Maalesef Türkiye'nin kanayan bir yarasıdır bu... Terör, hepimizin ortaklaşa mücadele etmesi gereken bir şey... Biz Devlet adamları olarak zaten mücadele ediyoruz ama... ben Ahmet Katırcı olarak da terörle mücadele etmek zorundayım.

Bizim karıştırdığımız iki şey var: Düşünce özgürlüğü ve hakaret... Bu iki şeyi iyi ayırt etmek lazım... Yani okumuş-yazmış insanların çıkıp, sizin karşınızda dünyanın en büyük terör örgütü varken, Güneydoğu'da yapılanları katliam diye nitelendirmesi, hiçbir akıl tarafından kabul görmeyecek bir durumdur. Hiç kimse kusura bakmasın... Bunun okumuşlukla, aydınlıkla, insanlıkla falan alakası yok! Benim gözümde terörist, insan değildir arkadaş! Hiç kimse kusura bakmasın! Benim askerime, polisime arkasından gelip ensesine silah sıkan idam insan değildir! Ama sen kalkıp da bunu görmezden gelip, oradaki benim askerime, polisime, vatandaşıma; 5 yaşındaki çocuğuma kurşun sıkan adamı görmezden gelip, 'Devlet burada katliam yapıyor' dersen, ben senin aydınlığına inanmam! 'Vatan haininden aydın olmaz!' diyor Cemil Meriç Hoca, ben de diyorum ki, 'Gerçek aydın zaten vatan haini olmaz!'. Eğer insan gerçekten aydınsa, okuyup yazmışsa o dengeyi zaten kurmasını bilir.

Ben bu çerçevede paylaşımlarımı yapmaya çalışıyorum. Yoksa kimseye hakaret kastımız falan da olmaz zaten... Düşünce özgürlüğü adı altında terörü destekleyen şeyler söyleyenlere bile biz hakaret etmedik bugüne kadar... Hiç etmem de... Birisine hakaret etmek, kimsenin haddine değil! Eleştirirken bile biz onu insani sınırlar içerisinde eleştireceğiz."

Umudunuz var mı Sayın Kaymakamım? Yani 'Bugünler de geçecek' diye düşündüğünüz oluyor mu?

"Evet, kesinlikle… Bu günler de geçecek. Yüzde 500 buna inanıyorum. Hiç tereddüdümüz yok! Türkiye Cumhuriyeti Devleti öyle 'bir çadır devleti' falan değil! Biz, geçmişinde 16 tane büyük devlet kurmuş; büyük bir Devletiz! Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bu kadarcık şeyle baş edemeyecek mi?

Ha, işin güzel tarafı da şu: Ortak insanlarımızın yüzde 95'i onlar gibi düşünmüyor! Bildiri yayımlayanlar gibi bile düşünmüyor! Doğu'daki Kürt vatandaşımızla hiçbir derdimiz yok ki bizim... Yani görmüyor musunuz? Orada benim askerim, Kürt annemi sırtında taşıyor. Bizim bir derdimiz yok ki... Biz bunun bir 'oyun' olduğunu biliyoruz ama bu oyunu da bozacak bu Devlet... İnanın hiç tereddüdüm yok! Çok kısa bir süre içinde de çözülür diye düşünüyorum inşallah..."

Biz nereye gitsek Beykoz'da... Sizi hiç görmemiş olanlar bile 'Beykoz'a bir Kaymakam gelmiş... Kaymakam Baba diyorlar... Çok da iyi bir adammış' diye yorumda bulunan vatandaşlarımız var. Bu konudaki duygularınızı öğrenmek istiyorum Sayın Kaymakamım...

"Yani çok teşekkür ediyorum, gerçekten çok büyük bir iltifat var. Büyük bir rağbet var. Burada göreve başlayalı 6 ay olmasına rağmen halen duyup da ziyarete geliyor Beykozlular... Ben buna layık olmak için çok büyük bir gayret göstermiyorum; yalnızca insanlığımı yapıyorum. Olması gerektiğini düşündüğüm şekilde davranıyorum. Yani bu kapı, vatandaşın kapısı... Buraya gelen insanı benim sövmek, dövmek, kabul etmemek gibi bir hakkım yok! Sadece onlara insanca davranıyoruz. Bir de ben empati yapmayı seviyorum. Yani sen şimdi orada otururken, ben oraya geçiyorum; bir anda senin yerine oturuyorum; 'Ben orada otursaydım, o da burada otursaydı, bana nasıl davranmasını isterdim?' diye soruyorum. Bu kadar basit...

Bu içimden gelen bir davranış... Bir vatandaşa sokakta yürürken, gidip ona dokunup, 'Merhaba' deyip, omzuna elimi atmayı seviyorum. Çok özel bir gayret göstermiyorum yani bunun için... Ancak Beykoz'da da müthiş bir akis buldu bu yaptıklarımız, sağ olsunlar. Onun için de şunu söylemek lazım: O da Beykozluların kadirşinaslığı... O da Beykozluların sevecenliği... Bu yaptıklarınızın karşılığını her yerde göremeyebilirsiniz..."

Son olarak Sayım Kaymakamım… Beykoz'da bir Yücel Çelikbilek gerçeği var... Yücel Bey de çok saygılı, çok kaliteli... Beykoz'da büyük bir kesim tarafından sevilen ve 15 yıldır Beykoz'a hizmet eden bir insan... Onunla ilgili de güzel sözler söylenir. Siz böyle bir ismin amiri olarak, onun hakkında ne düşünüyorsunuz?

"Yücel Bey, Beykoz'un bir şansı... Benim için de bir şans, onu kabul etmek lazım... Bizim için yerel yönetim çok önemli çünkü... İşbirliği içinde çalışabilmek çok önemli...

Gerek Yücel Bey'in engin siyaset tecrübesi... Yani bize o anlamda 'Ağabeylik' yapabilecek bir düzeyde... Hem Devlet tecrübesi, hem siyaset tecrübesi... Her şeyden önemlisi de o insanlığı... O, Osmanlı Beyefendisi yapısı... Bundan iyisi, can sağlığı... Bana, 'Çalışabileceğin bir Belediye Başkanı tarif et' deseler, herhalde Yücel Çelikbilek'i tarif ederdim. Allah ömürler versin."

Dost Beykoz / Röportaj

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haberleri, Kaymakam, Ahmet Katırcı, Röportaj, Söyleşi, Basın Bildirisi, Kader Gür, Ferdi Güngör, Ankara, Recep Tayyip Erdoğan, Yücel çelikbilek

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"