Beykoz'dan Ortadoğu'ya ihracat yapıyordu

  • Güncelleme: 01.03.2020 21:04
  • Okunma: 22689 kez
  • Yorum: 0
Beykoz'un Dereseki Mahallesi'nde ikamet eden Mehmet Bozkurt, ailesiyle birlikte İstinye'den 7 yaşında geldiği Beykoz'da gençliğinden bu yana baston üretiyor.
Beykoz'dan Ortadoğu'ya ihracat yapıyordu

Bozkurt, bir tahtanın birçok işlemden geçtikten sonra baston olarak kullanılabilmesi için 90 kez elden geçtiğini aktardı.

Beykoz'a geldiği 7 yaşında bölgede sadece 20 atölyenin baston ürettiğini dile getiren Rizeli Bozkurt, ilkokul sıralarında ustalarının teneffüslerde kendisini ağaçlara zımpara yapmak için çağırdıklarını, hangi işi yapabildiğinin test edildiğini anlattı.

İlkokuldan mezun olduğu zamana kadar büyüklerine yardımı sürdürdüğünü ifade eden Bozkurt, "Bir taraftan inek bekliyoruz çobanlık yapıyoruz. 18 yaşıma geldiğim zamana kadar yaşça büyük insanlara dükkanlarında, tezgahlarında yardımcı olmaya çalıştım. Her gün 45 bastonun işlenmeye hazır hale getirilmesini sağlıyordum." diye konuştu.

Askere gidip geldikten sonra şoförlük yapmaya başlayan Bozkurt, esas aile mesleklerinin kunduracılık olduğunu ifade ederek, "1980 Darbesinden sonra o işi bitirmek zorunda kaldık. Bazı yerlerde çalıştık, sigorta yapmadılar en son dedik şu işe geri dönelim. Kendi kendimi yetiştirdim. O zamandan bu zamana devam ediyoruz. Şu anki atölyede biz zamanında 8 kişi çalışıyorduk." sözlerine yer verdi.

Geçmiş yıllarda Ürdün, Mısır, Suriye, Irak gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Almanya'ya da baston ihracatı yaparak para kazandığını sözlerine ekleyen Mehmet Bozkurt, şunları kaydetti:

"Şu anda ayda 360 tane baston yaparım. Türkiye dışına çıkmak, ürün göndermek artık zor. Ortadoğu'ya baston yaptığım yıllarda Ürdün vatandaşı bir tüccar 60 baston almak için 60 saat mal dolu tırı bekletti. Bastonlar tamamlandıktan sonra sabah güneş doğmadan alıp gitti. Bu yaşanan eskiden böyleydi. Şimdi yalnızca Yunanistan'ın İskeçe kentinde tanıdığımız var. 120 adet baston ara sıra oraya satıyorum"

Mehmet Bozkurt, her sabah 5'te kalkarak mesleğini sürdürmeye çalışırken, herhangi bir ağaç yapısının baston yapımına uygun olmadığını ve 500 derece sıcaklıktaki kazanın içindeki suda kaynadıktan sonra ağaçların şekil verilebilir hale geldiğini söyledi.

Bozkurt, ağaçları Tarım ve Orman Bakanlığının kesime müsaade ettiği alanlardan temin ettiğini kaydetti.

"Kendi evladımı dahi yetiştiremedim"

Türkiye'de el sanatlarına sahip çıkılmadığını ve bu nedenle unutulmaya yüz tuttuğunu belirten Bozkurt, insanların para kazanamadığı için yapmak istemediğini ifade etti.

Bozkurt, "Eskisi gibi mesleğimiz için imkanımız da kalmadı. Mesleğe ilgi gösteren insan da yok. Oyun salonları çıkmış, gençleri öğretmek için tezgahın başına dahi getiremiyoruz. Eskiden insanlar çocuklarını getiriyordu. Baston atölyesine, kaporta ustasına, berber salonuna gönderir meslek öğrenmeleri sağlanırdı. Kendi öz çocuğuma dahi mesleğimi öğretemedim." diye konuştu.

El ürünü olarak ortaya çıkan bastonun, fabrikasyon ürünü olanlardan sağlam olduğu iddiasını savunarak devam eden Bozkurt, "Kendi ürünümün birini 20 lira civarında veriyorum. Satan şahıs 3 katı fiyatla satıyor. Sivas ve Tokat bölgesinde de yapıyorlar ama fabrikasyon. Öyle olunca ağaç başka bir şeye dönüşüyor, dayanıklı olmuyor. Adam üzerine dayandığında çat ediyor. Devrek Bastonu diye anlatıyorlar ya hep, onu da inceledim, ziyaret ettim, gördüm. Devrek Bastonu da maalesef fabrikasyon. İnsan eli değmiyor." diye konuştu.

 Kendi çocuklarına dahi mesleğini öğretemediğini ifade ederek devam eden Mehmet Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kendim için değil mesleğim için bir talebim var. Sadece öldüğümde bir insan, bir baston ustası yetiştirebildim diyebileyim. Ne olur? İş hayatını tamamlayıp emekliliği gelince bu benim unutmadığım bir şey, yapalım der. Üç tane evladım var. Bir tanesini tezgahın başına getiremedim. Öğren ama tezgaha gelme dedim yine olmadı."

Dost Beykoz / Özel Haber

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz