Beykoz’dan Korona günlüğü

  • 26.04.2020 17:34
  • Okunma: 3735 kez

Bu gün 26 Nisan 2020. İstanbul’ da, Beykoz’da, Otağtepe’deyim. Korona Virüs dolayısıyla evde kalıyorum, dışarı çıkmıyorum.

Öğle ezanı okunuyor… Ezan-ı Muhammed’i yi dinliyorum; Allah’ım ne kadar güzel bir şey bu! Bizi ezandan mahrum etme, lütfen!

Bu ziyafet bitti, namazımı kıldım. Biraz Kuran’ı Kerim okudum. Daha sonra Salâvat-ı Şerife okudum. Kendim için, ailem için, memleketim için, dualar ettim; Allah’ım, bizi tez zamanda bu virüs salgınından kurtar. Allah’ım, bize hayırlı, uzun hizmet ömrü ihsan et!

Biraz, Mesnevi okuyorum. Hz. Mevlana şöyle öğüt veriyor; ‘Ey insan, senin gönül dünyan bir misafirhanedir. Sana gelen gamlar ve sürurlar birer misafirdir. Sakın, onları daimi zannetme! Gelen gamlara üzülme, hepsi gidicidir. Fâni sürurlara sevinme, bekaları yoktur…

Penceremin kenarına oturdum... Boğaziçi’ni seyrediyorum.

Gemiler geçiyor ve korna çalıyor,  siren sesleri adeta bir musiki gibi kulağıma hoş geliyor. Bahar geldi, erguvanlar açtı. Erguvanların renkleri, ağaçların yeşili, denizin mavisi, müthiş bir renk cümbüşü ve ahenk meydana getiriyor.

 Allah’ım! Güç ve kudret, senindir. Bu ilahi tablonun sahibi sensin...

Dünya’nın en güzel şehirlerinden birinde,  dünya’nın en güzel manzaralarından birini seyrediyorum.

Sol tarafta, Çamlıca Cami; minareleri, kubbeleri, mimarisi ve bütün görkemiyle duruyor. Son yılların en ihtişamlı eseridir Çamlıca Camii. Maşallah. Adeta İstanbul’un tapu senetlerinden birisiyim diye konuşuyor. Az beride, Cemile Sultan Korusu’nu ve Kandilli sahilini görüyorum. Biraz ötede şanlı Türk bayrağı dalgalanıyor. Bayrağımız muhtemel, dünyanın en güzel bayrağıdır. Hilal Rabbimizi, Yıldız Peygamberimizi, Kırmızı renk Şehit kanlarını sembolize ediyor.

Daha ilerde, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü görüyorum. İstanbul Boğaz’ının üzerinde, Asya ile Avrupa yakalarını bağlayan bir teknoloji, bir güzellik ifade ediyor.  Daha dün köprü üzerinde bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi hatırlıyor, hatıraları karşısında saygıyla eğiliyorum.

Karşıda, Bebek sırtları; tabiat yeşil ve güzellik hepsi bir araya toplanmışlar. Leventteki yüksek binalar ve rezidanslar zenginlik ortaya koyuyor. Sahildeki yalılar, burası İstanbul diye konuşuyor. Rumelihisarı, ilerisinde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, bu yakada Anadoluhisarı hemen yanında Küçüksu Kasrı hep, tarih güzellik ve ibret nazarıyla bakıldığı zaman, pek çok anlam tarih tabiat bileşimini gösteriyor.

Otağtepe’de Akşemseddin’in namazgâhı var. Fatihin otağı kurulurmuş eskiden. Şimdi burası iki köprüyü aynı anda gören yerlerden birisidir. Bu tepeden gemilerin geçişini seyretmek, ayrı bir anlam katıyor bana. Kanuni’nin Topkapı Sarayı’nda, balkonda duruşunu hatırlıyorum. Padişah maiyetiyle birlikte bulunmaktadır. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa Andre Dorya’yı yenmiş, düşman donanmasını önüne katmış, Marmara Denizinde geçit töreni yapıyor, Sultanı top atışları ile selamlıyor. Bu muhteşem manzara karşısında, paşalardan birisi dayanamıyor; ‘padişahım, bu ne gururdur!’ diyor. Padişah müthiş bir cevap veriyor; estağfurullah paşa, bu ne şükürdür!

İşte ufuk budur!

En haşmetli zamanlarda bile, gurur ve kibre kapılmadan şükür halini devam ettirmek, lazımdır. Başarının sırrı da, böyle bir zarafette olsa gerekir.

Burada, Peygamber Efendimizi zikretmeden, geçemeyeceğim. Mekke’nin fethi esnasında şehre devesinin üzerine secde etmiş halde girdi. Kavminin zulmü dolayısıyla ayrılmak zorunda kaldığı, doğup büyüdüğü şehre fetheden muzaffer bir komutan olarak değil, zaferin Allah’ın izni ile olduğunu idrak eden bir kul olarak girdi... İşte, üsve-i hasene; en güzel örnek.

Her yerde ve her zaman güç ve kudret sahibi; Allah’tır. Bunun, idrak ve şuurunda olmak lazım gelir.

Yaşadığımız şu günlerde; virüs hadisesinde de, bu düşünceye sahip olmak önemlidir. Bir taraftan da ilmi araştırma ve çalışmaları en iyi şekilde yapmak gerekmektedir.

Türkiye bu konuda iyi gidiyor, Maşallah!

Hastane sayımız, test rakamlarımız, iyileşme oranlarımızda, sevindiren gelişmeler var. Sağlık bakanımız sürekli açıklamalarda bulunuyor. İstatistikî rakamları ortaya koyuyor. Bilim kurulu üyeleri ve başka bilim adamları konuşuyor.

Türkiye, dünya çapında takdire şayan bir çalışma yapıyor. Örneğin; virüs tedavisini, ABD 34.000.dolar, İngiltere 30.000 sterlin ve Almanya 32.000 Euro ya yapıyor. Bazı Avrupa ülkelerinin sağlık sistemleri çöktü. Yaşlıları ölüme terk ediyorlar. Türkiye ise yaşlılara özen gösteriyor. Devletin resmi görevlileri yaşlılara ekmek götürüyor, pazar ihtiyacını karşılıyor. Ve Türkiye bu hizmetler için ücret almıyor.

Son olarak Başakşehir Hastanesi açıldı. Dünya çapında, standartları yüksek bir hastane… Bu ve benzeri yapılanları takdir etmek lazım… Bakanın açıklamalarına göre; tüm dünyanın peşinde olduğu ilaçlar, Türkiye Devleti tarafından 1.000.000 kutu alınmış ve stoklanmış. Solunum cihazları üretimi yapılıyor. Türk hekimleri tedavide başarılı oluyorlar… Cumhurbaşkanlığı kolonya ve maske dağıtımı herkesin adresine yapılıyor.

Bu virüs dolayısıyla, tabiatta farklı gelişmelere şahit oluyoruz.

Yunus balıkları denizlerde görüntülendi. Hava kirliliği azaldı. İstanbul’dan, Bursa Uludağ’ı görmek mümkün oldu. Demek ki, insanlık hoyrat ve acımasızca bir şekilde tabiatı kullanıyor.

Biz farklıyız. Allah’ın izni ile üstünüz. Dün ecdadımız ilay-i kelimetullah için yaptı. Bu gün Türk devleti Afrika, Suriye, Filistin ve Balkanlar’a kucak açtı. Şu anda ise İngiltere ve Amerika’ya bile ilaç yardımı yapıyoruz.

Bizim misyonumuzda farklı, vizyonumuzda. .

Bu fani lezzetlere aldanmadan, esas hayatın  ahret hayatı olduğu şuurunda olacağız… Biz çok çalışacağız, güçlü olacağız. Bütün insanlığa, adalet, iyilik ve güzellik götüreceğiz, inşallah.

Ticarette de güzel gelişmeler oluyor. Benim şirketim Türkiye ihracatçılar birliğine üyedir. Geçtiğimiz günlerde yeni moda olan internet üzerinde görüşme gerçekleştirildi. TİM Başkanı İsmail Gülle ve Çin Büyükelçisi Emin Önen, daha sonra da Hollanda Büyükelçisi Şaban Dişli ile telekonferans sistemiyle görüşmeler yapıldı. TİM, Export Talks Covıd 19 sonrası ihracatçılar için fırsatlar konuşuldu.

Her kriz, bir fırsat doğuruyor. Bu işler Türkiye için yeni fırsatlar meydana getiriyor.

Öncelikle Çin’e Uzakdoğu demeyelim. Çin Amerika ile yaklaşık uzaklığa sahiptir. Bu algı operasyonuna alet olmayalım. Çin bir kıta 22 eyaleti, 1,5 milyar nüfusu var, müthiş bir pazar. Çin’i asıl pazar olarak görmek lazım. Başka ülkeler Çin’le ticaret yapıyor. Bizde ticaretimizi geliştirmeliyiz.

Aynı şekilde Hollanda yakınımızda bir Avrupa ülkesidir. Biz bütün Avrupa ile daha çok ticaret yapmalıyız.

Devletimiz, son olarak Ramazan öncesi yurtdışında değişik ülkelerdeki 23.000 vatandaşımız uçak göndererek ülkemize getirdi. Bu vatandaşlar 14 gün karantinada olacak, sonrada ailelerine kavuşacaklar, inşallah.

Yurtdışından gelen bir vatandaşımızın söylediği şu sözler çok önemlidir.’Bu vatan cennet, kıymetini bilin’!

İstikrar önemlidir. Dünya’da Türkün olmadığı yer yoktur. Bizi iyi günler bekliyor, inşallah.

Durmak yok, yola devam!

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları