Beykoz’dan çıktık yola, Rize’de verdik mola

  • 29.07.2022 12:41
  • Okunma: 2151 kez

Mikail AKYILDIZ


BEYKOZ’DAN RİZE’YE, SİLA -İ RAHİM’DE 10 GÜN YETMEDİ

Değerli Dostlarım Merhaba, Her yaz ata diyarı doğduğum topraklara önceden planlayarak gerçekleştirdiğim ziyaretlerimi pandemi, iş yoğunluğu nedeniyle son yıllarda ihmal etmiştim. Geçen yıl Şubat ayında bir grup arkadaşımla tamamı kar altında gerçekleşen maceralı, muhteşem haftayı saymıyorum. Zira o gezide Çayeli Çeçeva’da tüm program gerçekleşmişti. Bu yılda dört günlük kurban bayramı hafta sonu ile birleştirilerek uzun bir tatil moduna dönünce ilk dört günde kurban, eş dost, aile ziyaretlerini tamamlayıp tamamlamaz ilk kez aile efradı olmadan olmadan ortanca oğlum Halil Yasin’le düştük Karadeniz yoluna.

Temel amacımız Rize merkezden çok yaylaların doğal güzelliklerini yaşamak olduğundan bizim meşhur Transporteri adeta karavanına çevirdik seyahat öncesi; içini yeniden düzenledik, doğada günlerce yetecek erzak ile gerekli araç gereç aldık yanımıza. Yola çıktığımız gün ilk konaklamamızı araçta yaptık. Keyifliydi!

Rize’ye vardığımız sabah Rize Belediye Başkanı Sayın Rahmi Metin’in başkanlık ettiği Rideva Mütevelli Heyetinin Kale’deki Kahvaltılı toplantısına iştirak ettik. Rize’mizin güzide insanlarıyla, RTEÜ Rektörlüğüne atanan Prof Dr. Yusuf Yılmaz hocamız ile beraber olduk, bayramlaştık, hasbihal ettik, Rize’nin doyumsuz manzarası önünde fotoğraflar çektirdik.

Gezi programımıza başlamadan yolda aracımızda oluşan arizayı tatil günü olmasına rağmen Askoroz Sanayide dostlarımızın halletmesinin ardından Rize Merkezde, baba ocağımız Kalkandere ile Salarha ve Ardeşen’de ki akraba, dostlarımızı, komşularımızı ziyarette bulunarak mübarek bayramlarını tebrik ettik, hasret giderdik. Ardeşen Tunca Belediyesinin düzenlediği, bu yıl 13.sü yapılan FORMULAZ tahta araba yarışlarını çok merak ediyordum. Tüm günü boyu devam eden, gece de konserle taçlanan, yerel televizyonlardan canlı yayınlanan, tüm Dünya Televizyonlarında haber olan Formulaz’da keyifli dolu bir gün geçirdik.

Bizleri Tunca da karşılayan, unutulmaz ev sahipliği yaşatan İstanbul Küçüksu’dan baba dostu komşularımız Köse ve Sofuoğlu ailelerinin bireyleri Recep, Metin, Ali Osman ve Kenan Köse’ye özellikle teşekkür ediyorum. Köyün tarihi yapılarını gezdik, yaşlıları ziyaret ettik ellerini öptük. Ardeşen’e 22 km mesafedeki Tunca eski adıyla Duthe Köyünün tarihi konakları yanında muhteşem bir doğal örtüye sahip. O kadar büyülendik ki, akşam Rize’ye sözümüz olmasına rağmen Dere Ağzı Kaplıca ve Dinlenme Tesislerinde gece konakladık. Çalışkan, mütevazı belediye başkanı Ahmet Naci Aytemiz’in ev sahipliği yaptığı tesislerdeki alabalık ve ballı muhlamalı kahvaltımız doğal güzelliğin eşliğinde inanılmaz lezzetliydi. Kahvaltı sonrası değerli başkan yaptıkları, yapacakları projeler hakkında bizi bilgilendirdi, fikir alışverişinde bulundu. Her gidişimizde uğrama sözü veriyorum Sevgili Başkana.

Ali Osman Köse’nin davetlisi olarak öğleden sonra Tunca Yaylarına, Kaçkarların eteklerine uzandık. Yağmur, sis arada izin verdiğinde envai çeşit çiçek ve doğal güzellikleri seyretme imkanımız oldu. Dolu dolu yaşadık günü yaşıyorduk ama bu akşamda İrfan Çınar’ın Müftü Mahallesinde ki Kayıkhanesine balıklı muhabbete davetliydik, yarıda kestik gecikerek de olsa keyifli muhabbete dahil olduk. Ayder eski popülaritesinden uzak dense de Rize seyahati Ayder’siz olmuyor. Bu kez daha yukarılara da çıktık; Avusor’dan geçerek Kavrun’a doğru vardık, yeşl yolu kullandık.

Yollar yağmurdan dolayı bozuk aynı zamanda yaylanın her alanına ulaşması – dik olmaması açısından çok dolambaçlıydı. Bu vesile Yaylalarda bir çok alanı görme imkanımız oldu. Başaramamış olsak da derede alabalık tutmaya çalıştık. Geceyi de bacanağım Enver Mercan’ın asker arkadaşı Ömer kardeşin çam kestane ağaçlarıyla yapmış olduğu elektriği suyu olmayan yayla evinde geçirdik. O geceden aklımda yağmur, sis, kuzine muhabbeti, gecenin dondurucu soğuğu değil gece 11 civarı dışarı avluya çıktığımda gördüğüm müthiş manzara kalacak. Aman Allah’ım o ne müthiş güzellikti, sanki gökten yıldız yağıyor, kocaman kocaman yıldızlar kandil gibi tepemizde duruyor, etrafı ışıl ışıl yapıyordu.

Sabah kahvaltı sonrası daha kısa, dik bir yoldan kestirmeden Ayder’e inelim istedim. Ev sahibimiz bu dik yamaçlardan inmemizin çok riskli olacağını söylediyse daha önce inen olabilmişse ben de inerim dedim ve yola koyulduk. Çok ülke gördüm ama böylesi bozuk ve tehlikelisini görmemiştim, şükür sağ salim inebildik. Fındıklı ilçemizde geçici olarak ikamet eden Küçüksu’dan baba dostu bir dostu ziyaret etmenin, hayır duasını almanın (sonrasında Rize’de de beraber program yaptık) bahtiyarlığını yaşadıktan sonra Kuzulu Firmasının vadi içinde ki tesislerini ziyaret ettik. Firma burada derede kurduğu çiftlikten Japonya’ya yaptığı somon ihracı ile Rize’nin Rize vergi rekortmeni olmuş. Gurur duydum, tebrik ettim. Elbette orada harika bir manzara ve çok güzel ikramları olan restoranda dünyanın en lezzetli somonlarının tadına baktık. Bizlerin Fındıklı da olduğumuzu öğrenen Ridef ve RİDEVA üyesi iş adamı, gönlü güzel dostum Ali Rıza Şişman beye ev sahipliği için teşekkür ediyorum.

Rize gezimin büyük bir bölümünde değerli dostum, ağabeyim, başkanım Recep Ali Aksoylu ile beraber olduk, İslampaşa’da ki evlerinin o çok bilindik denize nazir balkonun havasını yaşadık, farklı arkadaş gruplarının davetlerine iştirak ettik. Zaman dar olmasına rağmen İkizdere Ridos Termal Otelde kaplıcaya girebilme olanağını da yarattım. Biz açık havuzda yüzerken o bulutların başımızın üzerine inmesi ve yağan yağmur, soğuk hava sıcak suyun içinde inanılmaz güzel ve keyifli oldu. Değerli Dostlar, hızımı aldım gün be gün yazmaya kalksam hepsini Dost Beykoz’un sayfası yetmeyecek, iki izlenimimi paylaşarak bitireyim. Yağmurla başlayan yağmurla devam eden silahı rahîmimizde ata topraklarını, çaylıkları çok gezemedik ama çaycılığımıza dair çok da iyi laflar duymadık. Kalite ile beraber rekoltenin düşmesi konusunun üzerinde acilen durulmalı.

Rize ekonomisine hatta Karadeniz ekonomisini canlandıran esnafın yüzünü güldüren artık turizm. Allah cc bahşettiği dağları, taşları, dereleri, yeşil otlu yaylaları gezen başta Arap turistler sayesinde çok güzel para kazanılıyor. Konaklama yeme içme, alışveriş. Arap turistlerden tüm esnaf memnun. Ve eskiye oranla Arap turistler çok kazıklanmasa da bazı kesim tarafından hor görüldüğü de bir gerçek. Güler yüz kullanılmıyor, gelmelerinden rahatsız olan ufak bir kesim var. Bakın dostlar insanlar arasında ayrım yapmamak lazım. Bugün dünyanın öbür ucuna 12 saatte gidiliyor. Dünya artık tek ülke gibi, atlıyorsun uçağa istediğin ülkeye git gez yeter ki paran olsun cebinde.

Velhasıl 10 gün yetmedi, tadı damakta kaldı. İncir zamanı tekrarı neden olmasın.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları