Röportajlar

Beykoz'dan bir insan... Adnan Hepgül

Beykoz'dan bir insan... Adnan Hepgül
2014.09.13 00:00
| | |
6107

Dedesi Merkez Mahallesi'nin ilk muhtarı. Babasının babası Beykoz'un meşhur tüccarlarından Kepekçi Harun Efendi.
Kendisi, 1 Nisan 1958 doğumlu ve hiç evlenmedi. Adnan Hepgül.
 
Adnan Bey, ne zamandır Beykoz'da aileniz?
 
“Bizim ailemizin tarihi 1905'ler itibaren başlıyor Beykoz'da. Babamın babası Kepekçi Harun Efendi. Beykoz'un dağları baltalık. Beykoz'un bütün köylerinde yaşı 70'in üstünde olan herkes büyükbabamı tanır. Gelir mal alırlarmış buraya. Büyükbabam da aynı zamanda askeriyeye odun taşıyor. Buradan, Beykoz'dan teknelerle Dolmabahçe Sarayı'na götürüyorlar o zaman, Beykoz'dan kestikleri ağaçları... Bu yan taraftaki Hepgül Balık, o zamanlar Beykoz Paçacısı'nın mülküymüş. Beykoz Paçacısı da Rum. Büyükbabam ondan satın alıyor. Paçacı Rum ise zamanında Osmanlı'nın Maliyesinin başında olan Abraham Paşa'dan alıyor bu yeri.
 
Annemin babası da Sümerbank'ı kuranlardan birisi. Mahmut Rona. O zaman Padişah tarafından kuruluyor, başlangıçta da biliyorsunuz yalnızca asker için kıyafet dikiliyor. Mahmut Rona da elektrik mühendisi. Emekli olduktan sonra Padişah tarafından görevlendiriliyor. Aslen Kasımpaşalı. Emekli olduktan sonra Beykoz'a geliyor. Bu dükkanın yani içinde bulunduğumuz denizci malzemeleri satılan yerde de annemin babası var. Babamın babası da yan tarafta. İyi de bir arkadaşlıkları var. Ayrıca annemin babası dedem Mahmut Rona, Beykoz Merkez Mahallesi'nin ilk muhtarı.”
 
Beykoz merkezi nasıldı peki sizin çocukluğunuzda, gençliğinizde?
 
“Beykoz hiç değişmedi ki. Merkez Cami'nin önünde bir kahvehaneyle bir büfe vardı. Onlar 1980 döneminde kaldırıldı. O kadar. Başka hiç bir şey değişmedi. 1970'de Beykoz Merkezi nasılsa şimdi de aynı.”
 
Görüntü böyleydi yani 1960'lı 1970'li yıllarda?
 
“Burada çok sayıda Osmanlı villaları var o zamanlar. Sonra yıkıldı. 15-20 villa yıkıldı burada. Tabi ne acıdır ki, ne devamı getirilebildi ne de bir düzgün iş yapılabildi. Keşke yıkılmasaydı. Proje de tamamlanamadı eğer bir proje vardıysa da... Bak ben 55 yaşındayım, Beykozr Merkez'de tek bir şeyin değiştiğini görmedim. Ne şehircilik planı yapıldı ne de iyileştirme çalışması yapıldı. Yani Beykoz Merkez'de tarihi eser alanında da bir yatırım yapılmadı, modernizasyon adına da bir yatırım yapılmadı. Kanalizasyon çalışması bile yarım bırakıldı”
 
 
Kanalizasyon sistemi yok mu Beykoz Merkez'de?
 
“Yok yahu, yok. Kuşaklaması hala bitip Çubuklu'daki arıtmaya bağlanmadı. Kanalizasyon şu ileriden direkt denize akıtılıyor. Kuşaklamanın amacı denizi kirletmemek. Bu arıtmalar başladığı zaman Beykoz pırıl pırıldı. Haliç pisti mesela. Biz dedik ki: 'Yahu Beykoz temizken şu arıtma işini yapalım, tamamlayalım; yarın bir gün pislenmesin' dedik. Şimdi bir bakıyorsun, Haliç bile temizlendi Beykoz bugün artık Boğaz'ın en temiz değil en pis yeri.”
 
Hep esnaf mıydınız Adnan Bey?
 
“Ben aslında Denizcilik Su Ürünleri'nin ilk mezunuyum. Kaptan olmak istiyordum ancak babam esnaftı. 'Eğer sen oraya bu buraya giderseniz, bu işleri kim yapacak?'deyince ben de kaptanlık sevdamdan vazgeçtim. 1985 yılından bu yana burada çalışıyorum. Kendi işim, babamın işi derken de tam 33 yıldır esnaflık işinin içindeyim.”
 
Çanakkale yürüyüşü yapıldı, büyük kalabalıklar gelmedi. Ben haber yaptım. Sizce 'sivil toplumun' anlamı yeterince kavranamadı mı Beykoz'da?
 
“Buradaki toplum biraz diğer yerlerden farklı. Buranın pek Çanakkale'yle falan işi yok. Herkes gemisini kurtarmaya çalışıyor. Burada sen dersen, 'Eğer Çanakkale Yürüyüşü'ne gelirseniz, size bir kat izni daha vereceğiz' diye, 10 bin kişi toplarsın. Bizi çıkarcı insanlar haline getirdiler. Diğer yandan bu Çanakkale ruhunu biz anlatmayı başaramıyoruz. Şimdi biz Beykozluları Çanakkale'ye götürüyoruz ama gezmeye götürüyoruz. Adam hafta sonu gezmek için Çanakkale'ye gidiyor. Çanakkale haftasından önce televizyonlarda ciddi olarak hazırlanmış program yok? Vefa Lisesi, Galatasaray Üniversitesi İstanbul Lisesi, İstanbul Üniversitesi... Bu okullar o zamanlar neden mezun vermemiş? Bunları araştıran yok, televizyonda bunları yayınlayan yok. Hep Çanakkale'nin bir yerini iki yerini alıp, her yıl aynı şeyleri tekrar ediyoruz. Bakın Atatürk o zaman ne demiş? 'Burada yatanlar da artık bizim evladımız' demiş. Niye demiş? Çünkü Çanakkale Savaşı’nda oraya gelen adamların neyin ne olduğundan haberi yok ki? İngiltere bunları toplamış getirmiş. Çanakkale'yi her yönüyle ele almak, anlatmak gerekir. O ruhu insanlara vermek gerekir. Yoksa Osmanlıcılar bir yere çekiyor, Cumhuriyetçiler bir yere çekiyor. Bu savaş bir halk savaşıdır. Bu noktada yoğunlaşılması lazım”
 
Bir de şu 2B tapuları konusu var. Hep aynı şeyleri söylüyorlar. Siz söylenmemiş bir şey söyler misiniz?
 
“Yenimahalle'nin orası eskiden çöplüktü. Hani patlayan bir çöplük vardı ya Ümraniye çöplüğü? Oralar çöplüktü. Bir gün Sirkeci'deyim bir dükkandayım. Oradaki çalışanlar, çıraklar geldi, dedi ki: 'Abi sen Beykozlusun. Bizim akrabalarımız Hisar'ın orada yer alacaklar. Biz de alsak. Bize yardımcı olur musun?''Bunlar tapulu yer mi?'dedim, 'Yok abi' dediler. 'Herkes ev yapıyor, biz de yapalım' dediler. Ben 'Yahu şurayı bir tarif edin bakim?' dedim, işte bugünkü Yenimahalle'yi tarif ettiler. 1990'lı yıllar. Oralar o zaman boş. Şimdi burada yaşayan insanların büyük çoğunluğu, başkalarından duyup gelip burada ev yaptılar. Ben o zaman o arkadaşlara: 'Olmaz o iş' dedim. Bu benden yardım isteyen arkadaşlar, beni dinlediler ve ev yapmadılar. 3-5 sene geçti. Ama akrabaları yaptı tabi ev orada. 5 sene sonra da bu evleri sattılar, çok büyük bir rant elde ettiler. Şimdi bu çocuklar da beni her gördüğünde'Ya Adnan Abi yaktın bizi... Seni dinledik, oraya ev yapmadık' der.”

Beykoz'da en çok neyi özlüyorsunuz?
 
“Eskiden babamın kız arkadaşları eve gelip annemden baloya gitmek için izin isterlermiş. Böyle bir yermiş Beykoz. Arkadaş anlatır, annesi havlusunu alır, tek başına denize gidermiş. Tek başına kayığa biner gezermiş. Beykoz böyle bir yermiş. Benim babam yıllarca meyhane işletmiş. Yıllarca. Bir kere karakolluk bir olay yaşammış. Bir kere karakola girmemiş. Ben 45 sene boyunca bir tane cinayet hatırlarım Beykoz'da. Dikkat et 1 tane. Ama son üç yılda 3 tane cinayet işlendir burada. Yani 60 sene öncesine göre bugün 100 sene gerideyiz. Beykoz'da ne değişti? Beykoz'da ahlak değişti.”
 
Sinemalar var dediklerini duymuştum, 4-5 tane? Siz gider miydiniz?
 
“Ne 4'ü ne 5'i? Şurada Zafer Sineması vardı. İleride Bahar Sineması. Etti 2. Vapor İskelesi'nin karşısında Zafer Sineması'nın Yazlık Sineması vardı. Etti 3. Yalıköy Göksu 4. Sümerbank'ın yazlık kışlık sineması vardı etti 6. Tokatköy'ün girişinde Derya Sineması 7. Paşabahçe İncirköy'de var 8. Fıstıkaltı var 9. Paşabahçe'nin içinde iki tane kışlık var 11. Kanlıca Yazlık sineması var 12. Daha da artırırız. Bu sahilde, fırında, gece 11'de 12'de sinemanın çıkışına denk getirerek poğaça açma çıkarılırdı. Mis gibi kokardı. Şimdi akşam 8'den sonra hayat bitiyor”
 
Dost Beykoz / Özel Röportaj

Anahtar Kelimeler: Beykoz Yerel Haber, Adnan Hepgül, Röportaj, Balıkçı

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"