Siyaset

Beykoz'daki nöbete bir Cumhurbaşkanı geldi

Beykoz'daki nöbete bir Cumhurbaşkanı geldi
30.07.2016 03:07
| | |
18387

Foto galeri Video galeri

Kaymakam Ahmet Katırcı ve Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Beykoz Belediye Meydanı'nda 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ağırladı.

Yaklaşık 2 haftadır devam eden Demokrasi Nöbetleri'ne aynı zamanda Beykozlu olan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de katıldı. Onbinlerce Beykozlunun takip ettiği gecede Abdullah Gül, birlik, beraberlik mesajları verdi ve ülkedeki vatandaşlara Beykoz'dan seslendi. Darbe yanlıları için "idam" seslendiği bir ortamda, hukukun ve özellikle de evrensel hukukun altını çizen Abdullah Gül, "Şimdi, bu felaketi yapanlar, bu hainliği yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar şüphesiz ki kanunlar önünde hesap vereceklerdir. Onlar vahşice yaptılar bunu ama şimdi medeni bir memleket, hukuk karşısında nasıl yargılarsa muhakkak ki öyle yargılanacaklar. Bunu da ibreti alem için herkes görecek" dedi. Bu sırada Beykozlular arasında "İdam isteriz!" sesleri duyulsa da büyük bir kalabalığın 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün vurgusunun bilincinde olduğu ve idam isteyen kişilere destek vermediği gözlendi.

Öte yandan Abdullah Gül'ün katıldığı demokrasi nöbetine aralarında Yusuf Güney, Songül Karlı ve Yavuz Seçkin'in de olduğu kalabalık bir sanatçı grubu da katıldı. Sahneye önce sanatçılar davet edilip de arkasından anons edilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kaymakam ve Belediye Başkanı ve onların dışında 20 kişiyle birlikte sahneye çıkınca, sanatçılar sahnenin arkasında kaldı. Protokol ile ilgisi olmayan kişilerin 'görüntü' amaçlı sahneye çıkması sonrası sanatçıların sahne arkasında uzunca bir süre beklemek zorunda kalması ise kimi Beykozlu vatandaşlar tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

Beykoz Belediye Meydanı'nda her gece gerçekleştirilen Demokrasi Nöbeti, bu kez tarihi günlerindne birini yaşadı ve meydanda tarihi bir kalabalık toplandı. Görev süresi dolduktan sonra Beykoz'da ikamet etmeye başlaması dolayısıyla artık Beykozlu sayılan 11. Cumhnurbaşkanı Abdullah Gül, vatandaşlarla birlikte demokrasi nöbeti tuttu. Beykoz Beledeyesi çalışanları vatandaşlara çay, su ve sıcak çorba ikram ederken, bu sırada Beykozlular, kendilerine dağıtılan Al-Yıldızlı bayrakları coşkuyla dalgalandırdı. Beykoz'un seçkin İmam Hatipleri tarafından Kur'an-ı Kerîm okunurken, vatandaşların da ayetleri huşû içinde dinlediği gözlendi. Kur'an okunmasının ardından dev ekrandan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Demokrasi Nöbeti 'Canlı' olarak ekrana gelirken, bu sırada Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sırasıyla yaptıkları konuşma dinlendi.

'Sahnede anons edilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün adı, Beykozluları coşturmaya yetti'

Demokrasi Nöbeti gecenin geç saatlerine kadar sürerken, bu sırada önce davetli olan sanatçılar sahneye çağırıldı. Songül Karlı, Yavuz Seçkin, Umut Güler, Orhan Hakalmaz, Yusuf Güney ve Turgay Başyayla sahneye gelerek Beykozluları selamladıktan sonra bu kez 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün adı anons edildi. Sahneye Beykoz Kaymakamı Ahmet Katırcı ve Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek'in yanı sıra onlarca kişiyle gelen Abdullah Gül, bu sırada sanatçıların da önünü kapatmak zorunda kaldı. Yaklaşık 25 dakika sahnede kalan ve çok önemli mesajlar veren Abdullah Gül, uzun yıllar sonra ilk kez halka karşı bu kadar uzun süre hitap etmiş oldu. Özellikle 15 Temmuz Darbe girişiminin yaşandığı geceye vurgu yaptığı konuşmasına "Aslında bu vesileyle aranızda olmak istemezdim. Aranızda güzel, daha mutlu vesilelerle olmak isterdim" sözleriyle başlayan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şunları anlattı:

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül isyan etti: "Böyle bir ülkede askerle polis nasıl olur da karşı karşıya gelir?"

"Bütün Cumhuriyet tarihimiz boyunca hiç görmediğimiz, hiç yaşamadığımız, hiç de unutulamayacak bir acı, utanç ve rezillik yaşandı. Allah'a çok şükür ki böyle bir gece baskınından halkın, sizlerin cesaretiniz, fedakarlığınız ve vatan sevginiz memleketi kurtardı. Bu uğurda 300'e yakın şehitlerimiz oldu. Sivil vatandaşlarımız, kahraman polislerimiz ve kahraman askerlerimiz... Hepsine şükran borçluyuz. Allah hepsine rahmet etsin. Hepsinin mekanı cennet olsun. Bütün ailelerine, yakınlarına ve bütün Türk milletine bir kez daha başsağlığı diliyorum. Bu vesileyle ayrıca Beykoz'a da buradan da komşularınız, arkadaşlarınız olan 3 tane vatandaşımız, onlar da şehit oldular, onlar da hayatlarını verdiler. 80'e yakın yaralı vatandaşlarımız, Beykozlular var, onlara da acil şifalar diliyorum.

Bunları yapanların hepsi deşifre oldular. Fetullah Gülen ile grubunun nasıl teröre bulaştıkları ve nasıl terör örgütü haline dönüştüklerini bütün dünya alem gördü. Burada hepimizin alacağı ders var. Bu derslerden biri, hiç kimsenin, aklını, fikrini başka birisine emanet etmemesi gerekir. Hiçbir insan, hiç kimsenin, aklını, fikrini başkasına kiraya vermemesi gerekir. İnsanın aklının almadığı şey, bu insanların akıllarını ve fikirlerini başkasına emanet edip kiraya vermiş olmaları. Yoksa bu caniliği, bu hainliği, bu gözünü kırpmadan halka saldırıyı nasıl gerçekleştirebilirler? Şimdi düşünün ki, ayın 15'inden önce polis ve asker omuz omuza terörle mücadele ediyorlar. Biri yaralanınca öbürü kucaklayıp getiriyor. Böyle bir ülkede nasıl olur da askerle polis karşı karşıya gelir ve nasıl olur da acımasızca ateş edilebilir?

Silahlı Kuvvetlerimiz, Peygamber ocağı olarak biliriz ve öyledir de ama Silahlı Kuvvetler içinde bir grubun, demin söylediğim grubun gizli bir şekilde örgütlendiğini, uzun süre takiye yapıp kendilerini farklı gösterdiklerini, gizlediklerini, bunları kim hayal edebilirdi? Ne yazık ki bu grup neticede kahraman polise ve diğer kahraman askerlere ateş açtılar. Bunun da ötesinde köprüde, karakollarda, meydanlarda, Ankara'da, İstanbul'da halkla karşı karşıya geldiler. Şimdi burada siz vatandaşlarımızla ne kadar gurur duysak azdır. İşaret verildiğinde kim var dendiğinde, sağına soluna arkasına bakmadan sokağa çıktınız. Bizler sizlere seslendiğimizde, değerli Cumhurbaşkanı Tayyip Bey seslendiğinde, değerli Başbakan seslendiğinde bizler seslendiğimizde arkanıza bakmadan sokağa çıktınız ve öyle bir çıktınız ki ne tank gördünüz, ne zırhlı araç gördünüz, ne ağır silahlar, hiçbir şey görmedi gözünüz. Sadece bu vatanı karanlık bir döneme girmekten, bir cuntanın hakimiyetine girmesinden korudunuz. Bütün dünya ibretle seyretti ve bütün dünya Türk halkının bu cesareti ve fedakarlığıyla gurur duydu, hayran oldu ve başka milletlere de ders verdiniz. Değerli kardeşlerim, bu acıları yaşadık şimdi de işte sahip çıkıyorsunuz. Hala meydanlarda, evinizi, barkınızı bırakıp, kiminiz çocuklarınızla birlikte gece yarısına kadar Türkiye'ye sahip çıktığınızı, demokrasiye sahip çıktığınızı, milli iradeye sahip çıktığınızı gösteriyorsunuz. Hepinize müteşekkiriz, hepinize şükran borçluyuz. Sağ olun, var olun. Allah hepinizden razı olsun."

'Beykozlu Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti'nin medeni bir memleket olduğunu vurgulayarak, idam cezasını üstü kapalı olarak reddettiğini söyledi'

Sözlerine, "Çok şükür bundan kurtulundu. Şimdi süratle memleketimizi düzlüğe çıkartmak zorundayız" ifadeleriyle devam eden Abdullah Gül, son zamanlarda çok sık gündeme gelen 'idam' konusunda da düşüncelerini dile getirdi. Hukuk ve evrensel hukuk ile ilgili vurgular yaptığı konuşmasında Abdullah Gül, şöyle dedi:

"Şüphesiz ki bu hainliği yapanlar, yargı önünde, hukuk önünde hak ettikleri cezayı en şiddetli şekilde göreceklerdir. Onlar vahşice davranıp halka kadın erkek ayırt etmeden ateş açtılar. Şehit olanların içerisinde kadınlar da var, erkekler de var, profesör de var, esnaf da var, zengin de var, fakir de var. Her sınıftan vatandaş, tek yürek olup meydanlara çıktı ve bu büyük felaketi önledi. Şimdi, bu felaketi yapanlar, bu hainliği yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar şüphesiz ki kanunlar önünde hesap vereceklerdir. Onlar vahşice yaptılar bunu ama şimdi medeni bir memleket, hukuk karşısında nasıl yargılarsa muhakkak ki, öyle yargılanacaklar. Bunu da ibreti âlem için herkes görecek."

Abdullah Gül: "Silahlı Kuvvetlerimizi zan altında bırakmamak lazım..."

Yaşanan 15 Temmuz Olayları sonrasında özellikle TSK'nın yıpratılmaması ve korunması gereğine dikkat çeken 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şunları söyledi:

"İlk gün sokağa çıkanlar, ilk gün darbeye karşı duranlar kimlerdi dediğinizde bütün bir Türkiye oldu. Bütün siyasi partiler hiç ayırt etmeden söylüyorum, AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, HDP hepsi açık bir şekilde bu darbeye karşı olduklarını söylediler ve bütün partiler birleşmiş oldu. Bütün vatandaşlarımız, demokrasilerde farklılıklar muhakkak olacaktır. Herkesin farklı farklı partileri olacaktır ama sokağa çıkanlar her partiden insanlar çıktı. Dolayısıyla birbirimizin değerini ve kıymetini bilmemiz gerekiyor. En kötü günlerde nasıl birleşildiğini gördük. Bundan sonra birbirimize daha saygılı, daha toleranslı ve daha anlayışlı davranmak zorundayız. Böyle bir musibet Türkiye'de hiç değilse böyle güzel bir havayı oluşturdu. Bunu illerimizde, semtlerimizde, ilçelerimizde, mahallelerimizde hep göstermeliyiz ve hep farklı farklı düşüncelerden, farklı farklı partilerden olan bütün vatandaşlarımıza, komşularımıza da saygımızı çok daha fazla artırmamız gerekiyor.

Şimdi bu tip büyük sıkıntılarımız varken hepimizin millet olarak birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmamız şarttır. Ayrıca Silahlı Kuvvetlerimizin aralarından bu tip hainler ve bu tip zavallılar çıktı diye Silahlı Kuvvetlerimizi zan altında da bırakmamız lazım. Bu bakımdan asker bizim askerimiz, subaylar bizim subaylarımız, gördünüz başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere bütün kuvvet komutanları hiçbiri bu kirli, kepaze, rezil hainliğin içinde olmadılar. Allah korusun, hiçbiri bunun içinde olmadılar, dolayısıyla bu yanlışlığı, bu hainliği yapanları asla orduya şamil kılmamamız gerekir. Onun için Türk Silahlı Kuvvetlerinin güçlü olması hepimiz için gurur kaynağıdır. Emniyet teşkilatımız, polislerimizin hepsinin güçlü olması hepimiz için gurur kaynağıdır. Bu kurumları güçlü bir şekilde korumamız lazım. İçlerinde yanlış yapanları şüphesiz ki ayıklamak, onları daha da sağlamlaştırmak anlamına gelmektedir. Şimdi, memleketi huzur içinde, barış içinde yüceltmek için hepimizin süratli bir şekilde normalleştirmesi lazım. İnanıyorum ki bunu Hükümetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız bütün görevliler zaten düşünüyorlar.

En iyi ileri gelişmiş demokrasiyle yönetilen memleketlerde bu tip olaylar olmaz. Demokrasi demek farklı farklı fikirler, farklı farklı partilerin olması ama günü geldiğinde bunların diyalog içinde olması, bunların istişare edebilir olması demektir. Yoksa herkes tek partiden olsa, herkes tek fikirden olsa buna demokrasi denmez. Türkiye gibi 80 milyonluk ülkede farklı farklı görüşler olacaktır ama ülke için halkın geleceği için iş birliği yapmak da şarttır. Yine hukukun üstünlüğü, evrensel anlamda hukukun üstünlüğü vazgeçilmezdir demokrasiler için. Biz inşallah bu olaylardan da ders alarak demokratik standartlarımızı daha da geliştirip yükselterek hukukun üstünlüğünü, tarafsızlığını, bağımsızlığını en güzel şekilde gerçekleştirerek hızlı bir ekonomik kalkınmayı gerçekleştireceğiz. Nasıl ki bir zamanlar bunu en iyi şekilde yaptık, inanıyorum ki yine yapacağız bunu ve göreceksiniz bu günler geride kalacak ve Türkiye'nin geleceği daima parlak olacaktır."

'Gecede sanatçılar da söz aldılar; duygu ve düşüncelerini dile getirdiler'

Konuşmanın ardından Abdullah Gül kürsüden inerken, bu sırada arkada kalan sanatçılar da unutulmadı ve hepsine darbe konusunda ve tutulan Demokrasi Nöbetleri ile ilgili düşüncelerini dile getirmeleri için söz verildi. Tüm sanatçılar darbe girişimini lanetleyip, sokağa dökülerek şehit ve gazileriyle büyük bir kahramanlık destanı yazan vatandaşlara övgüler yağdırırken, bu sırada Songül Karlı ve Yavuz Seçkin, ikametlerinin Beykoz'da olduğunu kaydederek, "Biz de Beykozluyuz" dedi.

Anahtar Kelimeler: Beykoz Güncel Haberler, Cumhurbaşkanı, Abdullah Gül, Demokrasi, Nöbet, FETÖ

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"