Kültür

Beykoz’daki Kastamonu’yu biliyor musunuz?

Beykoz’daki Kastamonu’yu biliyor musunuz?
12.07.2016 15:00
| | |
6929

Foto galeri

İstanbul’un keşmekeşliğinden sıkılanlar sizde Beykoz Zerzevatçı Mahallesi’ne uğrayıp bağdan bahçeden alışveriş yapabilir, hatta zerzevatınızı elinizle toplayabilirsiniz.

Siz de her şeyin doğal olanını sevenlerdenseniz, Beykoz’da küçük Kastamonu olarak bilinen Zerzevatçı Mahallesi’ne uğrayabilirsiniz…

İstanbul'un Beykoz İlçesinde Zerzevatçı adında ismiyle müsemma bir mahalle var ki biberden fasulyeye, patlıcan kabağa varıncaya kadar çeşit çeşit sebze yetişiyor. Mevsim meyveleri de dalından koparıldığı gibi tezgâhlara düşüyor. Yol kenarında tezgâh açan teyzeler, kendi ekip biçtikleri mahsulleri İstanbul'un dört bir yanından Beykoz’a gelen müşterilere satıyor.

Teyzelerden dem vuruyoruz zira amcalar, bağı bahçeyi hanımlara teslim etmiş bile. Beylerin kimisi fırıncılık, kimisi de şoförlük yapıyor. Hanımlar da elinden geldiğince ev ekonomisine katkıda bulunuyor. Müşteri kitlesi İstanbul'un muhtelif semtleri sayılan Beylikdüzü'nden Pendik'ten kalkıp soluğu Beykoz’un Zerzevatçı Mahallesi’nde alıyor. Bağ bahçe meraklısı bahçeye girip eliyle toplamak istiyor, bu alışveriş market raflarına uzanmaya benzemiyor.

Turşu, köy ekmeği, mantar, sepet sepet yumurta… Günlük tüketilen gıda ürünlerinin de alıcısı çok. Bu mahallenin tek özelliği organik ürün satışları değil elbette. Buraya 'Kastamonu'nun İstanbul şubesi' diyen de var, 'Küçük Kastamonu' diyen de. Kastamonuluların Zerzevat'ta toplanmasının tarihi öyküsü ise şöyle anlatılıyor:

Köy adını, 1920'lerden önce bu yörede uçsuz bucaksız topraklarda sebze tarımı yapan Rum asıllı Zerzevatçıoğulları ailesinden alıyor. Mübadele sonucu Yunanistan'dan getirilenler köye yerleşiyor ve bir süre burada yaşıyor. 1948 yılı muhacirler için dönüm noktası oluyor, aileler arazilerini Kastamonu'nun Bozkurt kazasından gelenlere satıyor ve köyün, Kastamonululaşma süreci başlıyor.

Köyde küçük bir şehitlik olduğunu da belirtelim: Köy, 1. Dünya Savaşı'nda Türk askerlerine hizmet vermiş. Şimdiki şehitliğin yerinde asker barakası varmış o zamanlar. Yağan karın etkisiyle barakanın çatısı çökmüş ve askerler şehit olmuş. Köylüler gelip geçerken manevi bekçilerine Fatiha okumayı ihmal etmiyor.  

Kastamonu merkez yisin herkes!

Kastamonu zengin bir mutfak kültürüne sahip olsa da bu, pek bilinmiyor. Derleme ve tespit çalışmaları 1950'li yılların başına kadar gidiyor. Bu tarihlerde Arkeolog Ahmet Gökoğlu'nun yaptığı çalışmada 812 çeşit yemek yer alıyor ancak tüm tariflerin yer aldığı bir yayın henüz yok.

Kastamonu mutfağına hamur, pirinç ve et hakim. Et, yoğurt ve pastırma ekmeği olmazsa olmazlardan. Serinleten, hazmı kolaylaştıran, Hüryemez elmasından yapılan 'Kastamonu ekşisi (eğşi)' de özel lezzetlerden. Kel simidi unutmak olmaz; susamsız olan bu simidin pekmez suyuna batırılması lezzetini katlıyor.

Kastamonu elması, sadece bu yöreye özgü Üryani eriği, Tosya pirinci ve üzümü, İnebolu kestanesi, Azdavay armudu, Araç ceviz ve kızılcığı, Taşköprü sarımsağı ve keten-keneviri ile bölge ürün çeşitliliği gösteriyor.

Kastamonu'da yerli halk tarafından geçmişten günümüze taşınan en meşhur yiyeceklerin başında Taşköprü büryanı, Daday etli ekmeği, Şenpazar cırığı, Cide ceviz helvası, Tosya keşkeği, Bozkurt cöbüsü, Devrekâni banduması ve Azdavay soğan dolması geliyor.  

Mantar deyince de akla Kastamonu geliyor. Zira yörede çeşit çeşit mantar var: Kuzu kulağı, kanlıca, ayı mıcığı, tavuk ayağı, saçak, içi kızıl, cincile, kavak, meşe, kömüş memesi, söbelek, gelincik, teltelli, kırağı, mıkcık, kum mantarı...  

Kastamonu içine kapanık insan misali; tarihiyle, kültürüyle, yemeğiyle ve özellikle inanç turizmiyle bin bir türlü özelliği olsa da kendini saklıyor. Kendisini görmek isteyenlere cömertçe davranmayı da ihmal etmiyor.

Vedat Milor'dan tam not

Gerçek yöresel mutfakların tanınmasını çok önemseyen ünlü gurme Vedat Milor, Kastamonu mutfağına konuk oldu. Döneri, etli ekmeği ve pastırmasını tattı ve "Kastamonu pastırması gerçekten olağanüstü bir şey. Kayseri pastırmasından da yedim ancak Kastamonu pastırması bir başka. Kayseri pastırmasına 10 üzerinden 10, Kastamonu pastırmasına ise 10 üzerinden 11 veriyorum." dedi.

BU KEBAP KUYUDA PİŞER

Kastamonu mutfağı deyince akla kuyu kebabı geliyor. Çünkü kebap 4 metre derinliğindeki kuyularda ateş tuğlalarının içinde pişiriliyor. Çömlek şeklinde örülen kuyu, çam çırasıyla tutuşturuluyor. Bir süre sonra kuyudaki közler kürekle dışarı alınarak kuyunun dibine geniş bir tepsi içinde 2 litre su konuyor ve kuzular, demir çengellerle kuyuya sarkıtılıyor. Kuyunun üzeri çamurla sıvanarak sıkıca kapatılıyor. (Dağlarda kekikle beslenen kuzular makbul.) Kuzular, içeride bir buçuk saat iki saat kaldıktan sonra kapaktaki çamurlar kaldırılıyor. Kuyunun ağzıyla kapak arasına taş konularak kuyunun havası alınıyor. On beş dakika sonra açılan kuyudan kebap olmuş kuzular, çıkarılarak servise sunulur.

KASTAMONU DEYİNCE AKLA…

Kastamonu'ya yolunuz düşerse şunları yemeden dönmeyin:

Etli Ekmek

Banduma

Ekşili Pilav

Simit Tiridi

Kuyu Kebabı

Pastırmalı ekmek

Üryan Eriği Hoşafı

Anakız Çorbası

Pırasa Dolması

Pirinçli Mantı

Kızılcık Tarhana Çorbası

Ballı Güllaç

Patates Paçası

Cevizli Burma Çörek

 KASTAMONU'YA YOLUNUZ DÜŞERSE BUNLARI YAPMADAN DÖNMEYİN

 -Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi ile Kale'yi gezmeden ve Şaban-ı Veli Hazretleri'ni ziyaret etmeden,

 -Hükümet Konağı, Zınbıllı Tepe, Nasrullah Kadı Külliyesi, Yakup Ağa Külliyesi, İsmail Bey Külliyesi, Dokuma Atölyesi ve El Sanatları Atölyesi'ni görmeden,

-Yöresel Dokuma ve Yöresel El Sanatları Ürünleri'nden almadan,

 -23-31 Ağustos Şapka ve Kıyafet İnkılabı Etkinlikleri, Mayıs ayı ilk haftasındaki 'Şeyh Şaban-ı Veli ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası' ile İlçe festivallerini görmeden dönmeyin. 

Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler: Beykoz, Zerzevatçı Mahallesi, Köy Ürünleri, Kastamonu

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"