Beykoz’da olanı biteni nasıl yorumlamalı?

  • 21.09.2020 13:44
  • Okunma: 2897 kez

Beykoz'un köküyüm ben kardeşim... Burada doğmuşum, burada büyümüşüm; Beykoz'umda doymuşum, Beykoz’umda evlat sahibi olmuşum... Anneannem ve babaannemle birlikte iki dedem de Beykoz'da yaşamış. Kaybettiğim büyüklerim Beykoz’da toprak olmuşlar benim. Yazarken yazılarıma,  konuşurken dediklerime; davranışlarıma bu yüzden dikkat ediyorum. Hayata karşı da dimdik duruyorum! Bu sebeple, bu duygu yoğunluğu ile de tüm yazılarımı özgüven içinde yazıp, sizlerle paylaşıyorum ve başlıyorum işte... Ben artık Beykoz'da gördüklerimi, bazı günler yaşadıklarımı veya sizleri de ilgilendiren bazı durumları artık içime sindiremiyorum dostlarım. Şimdi bu aralar kadın başıma isyan ettiklerimi, Beykoz'da yanlış, eksik giden işleri yazacağım sizlere... Samimi olarak ve yüreğimle yazacağım dostlarım. Bakın bakalım, haklı mıyım haksız mıyım?

Küçüklüğümde koşa koşa bahçesine gidip, basketbol oynayan ve orada eğitim alan büyüklerimi veya yaşıtlarımı seyrettiğimde hep heyecan duyarak bakardım Beykoz kulübünün tesisine ve Beykozspor 1908 A.Ş.'ye ait olan bu yeri kütüphane yapacaklarını duyduğumda çok şaşırdım. "Olacak iş midir" dedim. Rahmetli Yücel Başkanın zamanında Beykoz'un dört bir yanına zaten kütüphane yapıldığını biliyorum. Bizim Beykoz'da kütüphaneye mi ihtiyacımız var, yoksa spor yapılacak alanlara; sporu teşvik edecek idari binalara mı ihtiyacımız var? Sene artık 2020 olmuşken ve artık kahvehaneler bile kütüphaneye dönüşmüşken, bu kütüphane aşkı da nereden çıktı? Şimdi o kütüphane olacak yer, gerçekten gelecekte kütüphane olarak mı kalacak? Yoksa biz "böyle olmasın" dediğimizde, "siz kitap okunmasına karışı mısınız?" diye elinizi rahatlatacak bir savunma yapabilesiniz diye mi kütüphane? Alıştığımız gibi kütüphane diye başlayıp, sonradan başka başka amaçlara mı hizmet edecek orası? Unutmadan, tüm bilgilere ışık hızında internetle ulaştığımız şu zamanda anlayamadım ben neden kütüphane açılacağını ???

Geçelim...

Şimdi Beykoz'da var olan bir "Cam" gerçeğini, su gibi anlatmak istiyorum sizlere dostlarım, Biliyorsunuz, ben de birçok Beykozlu gibi cam kökenliyim; o yüzden çok hassasım bu konuya, o yüzden ekmeğimi camdan çıkarmak için gecemi gündüzüme katıp, çalışma arkadaşlarımla ve çok kıymetli Cam Ustam Mehmet Kömürcü'yle alın teri döküp, istihdam sağlıyorum... Benim, rahmeti bol olsun Dedem Kemalettin Usta dâhil binlerce kişi bu cam kültürünü yaşatmak için emek verdi. "Sıra bize geldi" dedik, yüreğimizi koyduk ortaya; canla başla çalışıyoruz. Evet Paşabahçe Şişecam Fabrikası kapandı, bu işlerden de Beykoz'da çoğu insan elini ayağını çekti. Beykoz'da bir elin beş parmağını bile geçmeyecek kadar "sıcak cam atölyesi" kalmış. Yok olmak üzere olan Beykoz’un cam damarına sahip çıkmanın kutsallığını yaşayarak yazıyorum sizlere: Beni lütfen yürekten hissedin, can hemşerilerim...

Bugün Beykoz'da cam sanatında gelinen noktada ne oldu? Gördüklerimi sizlere anlatayım dostlarım:

Beykoz'un cam sanatı, siyasetin eline düştü. Beykoz’un camla ilgili Dernek Başkanı AKP'den Meclis Üyesi seçildi. Elbette siyaset bir tercihtir. Ancak siyasete giren kişi de ya tavırlarıyla siyaset üstü davranmalı ya da bunu beceremiyorsa, ticaretini-dernek yöneticiliğini artık bırakmalıdır.

Cam projesiymiş miş...

Sizin Cam Projeniz, Belediyenin  restoranlarına, kendi Meclis Üyelerinizin camlarını sergileyecek Showroom açmak mıdır? Beykoz Belediyesine ait bir restoran, yalnızca AKP'li Meclis Üyelerinin eserlerinin sergilendiği bir yer midir? Beykoz'da bunca zorluklarla baş ederek, ayakta kalmaya çalışan, cam sanatına gönül vermiş insanlara haksızlık olmuyor mu? Bu halk ve bizler, Beykoz'da cama can katan ustalar, yaptıklarınızı unutacak mıyız sanıyorsunuz?  Yapılan haksızlık asla unutulmaz, bunu da bilin isterim .

Unutmayın, hangi kulvarda olursak olalım partizanlık hiç iyi bir şey değildir... Ekmeğin partisi olmaz . Alın terinin partisi olmaz. Ben bir işkadını olarak, Beykoz'da birileri oturduğu yerden kalkmazken, hem bir anne olup bebeğimi büyütüp, istihdam sağlayıp çalışıyorsam, üretiyorsam; emek veriyorsam; bunları sorgularım! Ben sahip olduğum değerlerimle birlikte değer görmek istiyorum ve Beykoz'da cama can katan tüm dostların, ustaların sesi olmak istiyorum. Lütfen yok olmaya yüz tutan bu işçiliğe, bu cam sanatına emek veren bizlere sırtınızı dönmeyin . Bizlerin sesini duyun.

Bakın, efendiler, bakın Beykoz’un kıymetli yerel ve mülki idare yöneticileri...

Bizim ürettiğimiz bu el emeği, göz nuru camlar; yüzde 100 el yapımı camlar, Amerika'da Detroit'te sergileniyor. Bizim Belediyemizin restoranında bize verilmeyen değeri elin Amerikalısı veriyor. Böyle mi olmalıydı? Biz bugün Cumhurbaşkanlığımıza, Milli Saraylarımıza ürün temin ediyoruz. Kimsenin yapamadığı cam işleri için bizi çağırıyorlar. Dünya bizi konuşuyor; bizim Belediye Başkanımız 5 aydır bizim ne randevumuzu kabul ediyor, ne de atölyemize gelip bizleri ziyaret ediyor.. Bilmiyorum, belki de birileri, bu talebimizi Belediye Başkanımıza haber bile vermiyor. Beykoz'a katma değer sağlayan insanların değeri bu mu olmalı?

Biz cam atölyemizde, bizimle birlikte ateşin karşısında yanacak bir Belediye Başkanı görmek için ille de gidip AKP üyesi mi olmamız lazım ? Sesimizi duyurmak için ne yapmalıyız ?

Yazımın başında sordum ya Dostlar,  Beykoz'da neler oluyor diye...

Gerçekten Beykoz’da  neler oluyor?

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları