Beykoz’da dolandırıcılıkla suçlanan aileden açıklama

  • 18.10.2021 11:19
  • Güncelleme: 18.10.2021 14:19
  • Okunma: 7432 kez
  • Yorum: 0
Çeşitli TV kanallarında, oğlu Ahmet Öztürk ile birlikte dolandırıcılık yaptıklarına dair haberler çıkan Raif Öztürk açıklama yaptı.
Beykoz’da dolandırıcılıkla suçlanan aileden açıklama

Açıklamasında yaşananları anlatan Öztürk, borçlarının olduğunu doğrularken, hiç kimseden dolandırıcılık amacıyla para almadıklarını ifade etti.

Raif Öztürk, TV kanallarına yer alan ifadelerin tamamen çarpıtma ve gerçek dışı olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:

15 Ekim 2021günü bana “Ana haberlerden sizden bahsedildi” şeklinde telefonlar gelmeye başladı.

Daha sonra da bu haberi bana video olarak atanlar oldu. Haberin ana başlığı asla dolandırıcılık değil mağazalarda yaşanılan hırsızlık ve üzerine gelen pandemi kapamalarından dolayı İFLASTIR..! Haber ise maalesef yürekler acısı YALAN ve İFTİRALARLA doluydu. Bu nedenle kamuoyuna, o yalan ve iftiraları ve elimdeki tüm belgelerle ispat edeceğim DOĞRULARI arz etmek zarureti hâsıl olmuştur.

Malumunuz olduğu üzere bendeniz 1989 yılında T.Ş. ve Cam Fabrikalarından, Makina Teknisyenliği ve Vardiya Âmirliği görevlerimi ikmal edip, kendi isteğimle emekli olduktan sonra, Beykoz’un Kavacık mahallesinde 1989 Aralık ayında bir Spor mağazası açtım. Adidas, Nike gibi markaların ısrarıyla bir de OUTLET mağazası açmak zorunda kaldım. 2004 Yılında ileri derecede SİROZ olduğum tespit edilince, bu iki mağazamı 13 sene işlettikten sonra,2003 yılında Üniversiteden yeni mezun olan oğluma devrettim ve 29.09.2005 yılında Karaciğer nakil ameliyatı oldum.

10-12 Aylık nekâhat döneminde oğlum mağazalarımı benden çok daha iyi ve verimli yönettiği için, kendisine noterden tam yetki vererek, ikinci kez emekli oldum. İlk birkaç sene içinde oğlum iki mağazamızı 4’e çıkarmış, başarılarını devam ettirdiği için, ben kendimi tamamen Vakıf ve Liselerde Sosyal hizmetlere adadım. Bu arada 1973’te başladığım köşe yazılarıma ve 2002’de başladığım KİTAP çalışmalarıma da yoğunlaştım. Yani, mağazalarla sadece yılda bir yapılan sayım ve envanter neticeleriyle ilgileniyor, benim adıma olan çekleri de toptan imzalıyordum. Bu durum 14 sene gayet normal devam etti. Tâ ki mağazalarımızdan 1,5 MİLYONLUK hırsızlık olayına kadar. (Suçüstü yapılarak ve İtiraf edildiği halde, maalesef mahkemesi hâlen devam ediyor.)

Bunun için kira getiren 3 adet dükkânlarımı ve oturduğumuz evi bile sattık. Henüz belimizi doğrultamadan, PANDEMİ süreci başladı. Cirolar yarıya düştüğü için, küçülme amacıyla mağaza sayısı 2’ye düşürüldü. Bu pandemi sürecinde oğlum cirolarla ödemeleri karşılayamadığı ve çeklerin yazılmaması için, borç paralar almaya mecbur kalmış. Ben faizli kredilere karşı olduğum için, malzeme alımında kullanılan kâr payı ile borçlar almış. Bir buçuk yıllık pandemi sürecine, Cumartesi-Pazar ve sık sık zorunlu kapatmalar sebebiyle müessese borç batağına saplanmış. Ben iki ameliyat geçirip, heyet raporuyla %87 İŞ GÖREMEZ ve yaşlı olduğum için, bunları benden gizlemişler.

Nihayet 2021 Mayıs ayında, PANDEMİ sebebiyle ülkemizin tümündeki mağazalar 17 gün kapatıldı. Mayıs ve Haziran aylarının ödemeleri üst üste gelince, Haziran 17’sinde (32 seneden beri ilk defa) Ve ticaret ortaklığı yapılan bir şahıs tarafından eş zamanlı olarak senetler yazdırılıp banka hesaplarına bloke koydurup ve mağazalarında yediemin olarak icra yapılması sonucunda elimiz kolumuz bağlanıp iflas ettrildik.Bunu duyan alacaklılar panik yaparak, âcilen HACİZ koymağa başlamışlar.

İşte bu süreçte benim BORÇLARDAN haberim oldu.

Bir hafta içinde Haciz uzlaşması beklenirken, peş peşe hacizler yapılmaya devam edildiğinden, bu süreç iki ay sürdü. Bu arada alacaklılar çek ve senetlerini tahsilâtçılara (diğer bir ifadeyle tefecilere) verdikleri için, tüm aile fertleri olarak çok ciddi TEHDİTLER almaya başladık. Kanaat önderlerinin, dost ve avukatlarımızın ısrarıyla, 58 sene ikâmet ettiğimiz Kavacık’tan zorunlu olarak ayrıldık. Oğlum da hacizler devam ettiği için, tek bir kuruş DEVİR hakkı bile alamadan, meteliksiz ayrılmak zorunda kalmıştır.

İşte bu nedenlerle biz de İFLAS ettik ve benim 2 250 000- Liralık tüm mal varlığıma hatta EMEKLİ maaşıma bile el konuldu. Yeni bir iş kurmak için hiç paramız olmadığı için, alacaklılarımızı da arayarak, “geç te olsa tüm borçlarımızı ödeyeceğimizi, ancak bize süre verilmesini” istedik. Yarıdan çoğu (sağ olsunlar) anlayış gösterdiler, fakat bir kısmı alacaklarında süre vermeyip aciliyetinde ısrar ettiler.

Şu haberdeki üç kişi ise yalan yanlış ve iftiralarla SHOW TV’ye müracaat etmişler.

Bunlar da beni DİN görevlisi diye söyledikleri için, Yüce Dînimize de saldırabilmeleri adına, hiç araştırma yapmadan hemen yayına almışlar.

Haberde; “BABASI CAMİDE MÜEZZİN….” Denildi. Oysa ben bir Din görevlisi yani müezzin değilim. Yukarıda arz ettiğim gibi Makine teknisyeniyim. Fakat sesim ve eğitimim müsait olduğu için, Kavacık’taki sesi güzel olan Mimar arkadaşım gibi, teklif edildiği zaman vekâten müezzinlik yaptım.

İ.U.’nun iddia etti meblâğ 1 MİLYON para değil, daire takasından kredisi devam eden annesi N.U. adına sadece bir ipotektir, yani nakit para değil. Bu nedenle de “1 Milyon liramı alıp kaçtı” haberi tamamen YALANDIR… Bu yalan haberi duyanlar, bizde nakit para var zannediyor ve saldırılarına devam ediyorlar...

A.Ç.’ın ve E.Y.’ın iddia ettiği meblâğ ise tamamen abartıdır. Her iki müddeinin iddiasındaki meblâğ şayet doğru ise yukarıda arz ettiğim gibi başkaları adına tahsilât üstlenmiş olmaları gerekir ki, bu çok daha vahim bir olay ve çok ciddi bir suçtur. (TCK-241.) Eğer iddiaları doğru ise gayri ihtiyârî bir itiraftır ve kendi kendilerini ele vermektir.

“Tek kuruş ödeme yapmadı” sözü de tamamen YALANDIR. Bu kişiye bir sene içinde bir milyondan fazla ödemelerin banka dekontları mahfuzdur ve hukuk karşısında arz edilecektir...

Benim adımı karıştırmaları da yalandır, ben A.Ç. ve E.Y.’ı iflâstan önce hiç tanımıyordum ve hiçbir görüşmüşlüğüm yok...

Haber başlığı: “Beykoz’da 50 MİLYON LİRALIK VURGUN iddiası” da tamamen YALANDIR. Çünkü hem kesinlikle bir VURGUN DEĞİL, bir İFLÂS borcudur, hem de 50 MİLYON DEĞİL, 6 Milyon civarındadır…

Ana haberde iddia edildiği gibi, hiçbir zaman, bizler hiçbir kimseyi asla DOLANDIRMADIK, çok net ve kesinlikle Pandemi dönemindeki binlerce esnaf gibi İFLÂS ettik. Yine yukarıda arz ettiğim gibi 58 sene yüz akı ile yaşadığım Beykoz’dan, 5-6 alacaklının aşırı saldırı ve tehditleri sebebiyle derin bir hüzünle ve ağlayarak ayrıldık, yani asla kaçmadık...

EN ÖNEMLİSİ DE; Bu kişiler ana haberde de itiraf ettikleri gibi, KÂR PAYI alarak oğluma borç para vermişler. Kâr payı ile ticaret yapıldığında, eğer İFLÂS yaşanırsa, kâr ortakları da iflâs etmiş olurlar ki, herhangi bir hak talep edemezler. Israrlı hak talepleri tamamen yanlıştır ve başka düşüncelere (!) sebep olur…

Bu saçma haber içinde en doğru olanı; telefonlarını engellemiş olmamızdır.

Bunun sebebi de hepsinin ahvâlimizi ve çaresizliklerimizi bildikleri halde sürekli TEHDİT etmeleri ve İ.U.’un ise sürekli çok galiz ve çok çirkin küfürler ederek lânetleridir…

 

OĞLUMUN SHOW HABERE İTİRAZININ BİR KISMI

15 Ekim 2021 tarihli Show Haber Bülteni’nde hakkımızda yapılan tüm açıklamalar gerçeğe tamamen aykırı, yanıltıcı ve hakaret içermektedir.

Görüntüde verilen mağazamız, pandemi ve dolandırılmamız nedeniyle ticari hayatımızı sürdürmekte zorlandığımız, bu nedenle de içindeki tüm malların, hatta dekorasyon malzemelerimizin haciz ve muhafaza altına alındığı, satılacak mal kalmadığı için kapatılan mağazadır. Gerek mağazamızda, gerekse depolarımızda bulunan bütün mallar, haciz ve muhafaza altına alındığı için ticari hayatımızı sürdürmemiz imkânsız hale gelmiştir. Üç yıl önceki Dolandırıcılığa ilişkin şikâyetimiz üzerine İstanbul Beykoz Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılama devam etmektedir.

Bankalarımıza ve tedarikçilerimize olan borçlarımızın tamamı, icra marifetiyle takibe konu edilmiştir. Bu hukuki süreçler, tarafımızdan takip edilmektedir. Hakkımızda herhangi bir dolandırıcılık iddiası bulunmamakta, adliyeye intikal eden herhangi bir soruşturma konusu yoktur. Ancak, hakkımızda Türkiye’de milyonlarca kişi hakkında olduğu gibi, karşılıksız çek keşidesi sebebiyle icra ceza davaları mevcut olup, bu davalara da katılmaktayız.

Yayınınıza katılan kişiler vb. bir takım alacaklılar tarafından telefonla aranarak, ya da adresimize gelinerek haksız tutum ve davranışlarda bulunulmuş, sürekli tehdit mesajları gönderilmiş, telefonlar edilmiş ya da ettirilmiştir. Bu nedenle, telefonlarımızı dahi açmamız mümkün olmadığı gibi, insanlarla tüm iletişimimizi kesmek ve uzaklaşmak zorunda bırakıldık.

Haksız ve hiçbir araştırma yapılmaksızın, 50.000.000 (elli milyon) Türk Lirası borcumuz bulunduğu söylenmiştir. Ancak, faizleriyle birlikte toplam borcumuz hâlihazırda 6.000.000 (altı milyon) Türk Lirası civarında olup, bu bilgiler aleyhimize açılan icra dosyalarından basitçe öğrenilebilir.

Yukarıda beyan ettiğimiz yedi milyon Türk Lirası borcun büyük bölümü banka ve kredi kurumlarından kaynaklanmaktadır.

İcra dosyalarının araştırılması sonucu ortaya çıkabilecek bu gerçeklere rağmen, yanıltıcı ve karalayıcı haberlerin yapılması da hukuka aykırıdır. İçinde bulunduğumuz ekonomik durumun ticari hayatın son dönemde yaşanan olumsuz koşullarından kaynaklanmış olduğunun dikkate alınması habercilerin uyması gereken etik kurallardandır.

Haberci olarak, ekranlarınızda yer verilen bu kişilerin geçmişlerini ve ticari hayatlarını da titizlikle araştırmanız gerektiği inancındayız. Bu yapıldığında, haberinizde yer verilen beyanların yanıltıcı olma ihtimalinin yüksekliği görülecektir.

Haberde de belirtildiği gibi, yüz yıldır Beykoz’da yaşayan bir aileyiz. Beykoz’da 32 yıllık bir esnaflık geçmişimiz bulunmaktadır. İçinde bulunduğumuz ekonomik zorluklar ve uğramış olduğumuz haksız tutum, davranış ve tehditler nedeniyle insanlarla tüm ilişkimizi kesmek zorunda kalmamız başlı başına büyük bir üzüntü sebebi olsa da, ekranınıza çıkarılan kişilerin ve dolayısıyla haber bülteninizin, temeli ekonomik olan olayların temeline din istismarını koyması ve haberi bu şekilde vermesi çok daha büyük bir üzüntü sebebi olmuştur. Namaz kılan Müslümanlar olmamızın ve dini inançlarımızın suçla irtibatlandırılması, ayrıca ahlak ve etik dışıdır.

Etik dışı bu davranışınız babamın üzerinde ciddi sağlık sorunları yaratmış olup, bu durumun devamı telafisi imkânsız kayıplara neden olacaktır. Yanıltıcı ve hakaret içeren söz konusu haber üzerine yüzlerce insanla uğraşarak onlara gerçeği açıklamanın vermiş olduğu ağır manevi yük, tarafınızdan dahi kolaylıkla anlaşılabilir. Aşağıda bir kez daha saygı sınırları çerçevesinde taleplerimizi iletiyor olmamız, bu haksızlığa ses çıkarmayacağımız ve yasal haklarımızı kullanmayacağımız anlamına gelmemelidir.

Sorumlu olduğuna inanmak istediğimiz habercilik anlayışınızla haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı bu karalamalara daha fazla izin vermeyeceğinizi umuyoruz.

Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler: Raif Öztürk, Açıklama