Beykoz’da cama şekil veren usta eller ve hayalleri

  • Güncelleme: 23.05.2019 18:49
  • Okunma: 30329 kez
  • Yorum: 0
Beykoz’un yetiştirdiği ustalardan Mehmet Kömürcü’yü, Örnekköy’de kurdukları cam sanat ürünleri imalathanesinde ziyaret ettik.
Beykoz’da cama şekil veren usta eller ve hayalleri

Sanata ve sanatçıya sahip çıkarak istihdam alanları açan Elif Çelik’in, Örnekköy’de kurmuş olduğu cam ürünleri üretim merkezinde Mehmet Kömürcü’nün ustalığıyla ortaya çıkan sanat eserlerini konuştuk.

Bizzat izledik. Cama nasıl şekil verildiğini, insanı eriten ateşin karşısında nasıl bir emek harcandığını gözlerimizle gördük. Sonra da ustasına sorduk!

Camın ham maddesinin kum olduğunu, silis kum ve 12 çeşit bileşenlerden oluşan ham maddelerin harmanlanarak, cam eritme fırınlarına atıldığını anlatan Cam Ustası Mehmet Kömürcü kısa bir üretim serüvenini söyle özetledi:

“1400 derecede bal kıvamı”

12 çeşit bileşenden oluşan hammaddeler, 1400 derecede eritilerek, bal kıvamına geldikten sonra bizim şekillendireceğimiz aşamaya ulaşmış oluyor.

“1200 derece de şekil alıyor”

Fırının içindeki ateş 1400 derece sıcaklığında, bizim hammaddeye şekil verebilmemiz için fırından çektikten sonra hammadde sıcaklığını 1200 dereceye düşürüyoruz, ondan sonra şekil vermeye başlıyoruz.

Cama şekil verdiğimiz çeşitli aletler var… Pipo, 1,20 boyunda demirdir. Ucu çeliktir. İçi boştur. Bu aletle cama şekil veririz. Başka kullandığımız aletlerde var. Ahşap kepçe, camı düzlemek ve şekil vermeye yarıyor. Cımbız, cami tutup çekmeye yarıyor. Islak gazete kâğıdı kullanıyoruz. Cama hem parlaklık veriyor, hem de elle şekil verebiliyorsunuz.

“Çeşmi Bülbül Beykoz’un simgesidir”

Nasıl bir ürün yapacaksak, üreteceğimiz ürüne göre tezgâhımızı kurarız. Malzemelerimizi ona göre hazır ederiz. Her ürünün ayrı bir donanımı vardır. Az önce yapmış olduğumuz üründe Çeşmi Bülbül Marul dediğimiz bir ürün. Onun içinde özel aletler kullandık. Çeşmi Bülbül spiral bir şekilde sol tarafa döndürülerek yapılan bir şeydir. Beykoz’a has bir üründür. Beykoz’la özdeşleşmiştir. Yurt dışında özellikle Avrupa ülkelerinde Beykoz’un çeşmi bülbülü olarak bilinir.

“Günlerce pişmesi gerekebiliyor”

Yapmış olduğunuz ürüne gerekli şekli verdikten sonra, pişme aşamasına geçiyor. Yaptığınız ürünün durumuna göre pişme süresi değişiyor.  Kalın bir camsa iki gün pişmesi gerekebilir. Cam koyacağımız fırın, 460 derece ve 1 saatte 100 derece düşmeyecek durumda olmalı. Düşerce ürettiğiniz ürünün çatlama ve kırılma tehlikesi vardır.

Camın kalınlığına göre bu süreci uzatabiliyoruz. İnce camsa 10 saat, kalın camsa 20 saat gibi bu süreler değişiyor. Hatta o kadar ki, 2-3-4 gün fırında beklettiğimiz oluyor.

Fırından çıkarttıktan sonra ürünün üzerinde yine işlemler yapıyoruz. Taşlama ve şekillendirme gibi. Ondan sonra müşteriye sunuyoruz.

“Avrupa da birçok festivalde gösteri yaptım”

Ben birçok ülkede cam festivallerine katıldım. Oralarda bu sanata ciddi destek verildiğini ve ustalara saygı gösterildiğini gördüm. Maalesef kendi ülkemizde bu değeri göremedik. Bu değer olmadığı için cam sanatçısı yetişmiyor.

“Herkes sadece konuşuyor”

‘Beykoz’da cam önemli’ diye. Herkes bir yorum yapıyor. Ama cama gereken önemi vermezsen cam önemli olmuyor. Beykoz’da cama lafla sahip çıkıyorlar. Sadece lafla, cam çok değerli. İnsanlar bir araya geldiklerinde camı kullanıyor. Ama kesinlikle samimiyetle kimse camın yüzüne bakmıyor. Gerçekten bu meslek ölüyor.

Belediye ye gittik, dedik ki;

Ben sanat yapıyorum. Dünyanın bütün ustaları ile çalıştım. Yer gösterin bir yer açalım. Sanat galerisi yapalım. Bana dediler ki, ‘ne gerek var?’ Türkiye’de sanata böyle bakılıyor. Özellikle Beykoz’da, ‘gerek yok’ dediler, yapma… Yapan yerler var. Beykoz’da şu anda en az 10 bin tane camcı var, hepsi şu anda başka yerlerde çalışıyor. Ya temizlik işinde, ya şoförlük yapıyor. Beykoz’da cam siyaseti yapılıyor, ama ilgiye sıra gelince bir şey yok.

“Yirmi yıldır aynı hikâyeleri dinliyorum”

Her dönem açıklamalar yapılıyor; ‘biz cama destek vereceğiz,’ ‘şurada şöyle bir yer açacağız.’ 20 yıldır bu hikâyelerle büyüdüm ben. Ve ben artık hikâye dinlemek istemiyorum. Ben hikâyeleri kendim yazmak, kendim başarmak istiyorum.

Çek Cumhuriyeti’nde cam sanatı ile uğraşıyorsanız, yakıt parası ödemiyorsunuz. Ama bizde destek olmadığı gibi zam üzerine zam yapılıyor. Bunlarda bizim ayakta kalmamızı zorlaştırıyor. Doğalgaza gelen zam cam pazarını olumsuz etkiliyor. Son kullanıcıya kadar gidiyor. Dolayısıyla sektörü daraltıyor. İnsanlar camı severse cam pazarında hareketlilik olur. O zaman ben üretim yaparım. Biz ürettiğimiz bardağa sanat katıyor ve onu değerli hale getiriyoruz. Biz fabrikasyon ürün yapmıyoruz. Özel üretim yapıyoruz. Hayalleri gerçeğe dönüştürüyoruz.

Biri müteşebbis biri cam ustası… Yolları nasıl kesişti?

Beykoz’un bilinen cam ustalarından Mehmet Kömürcü uzun yıllar Beykoz’un değişik kurumlarında üretim yaptı. Camın siyasi boyutunun içinden çıkılmaz hale geldiğini gören Mehmet Kömürcü, Beykoz camının yok olmaya yüz tuttuğunu fark etti ve bireysel girişimleriyle sektöre nefes olmaya çalıştı.

Bundan sonrasını birlikte üretim yaptıkları Elif Çelik anlattı:

Bizim Mehmet ile yollarımız kesiştiği zaman ikimizin de camla ilgili çok güzel ve büyük hayalleri vardı. Bu süreçte birbirimize destek olduk. ‘Neler yapabiliriz?’ diye uzun süre istişare ettik. Bu düşünce etrafında Beykoz’da yer bakmaya başladık.

“Yer bulmakta oldukça zorlandık”

Yolun en başında bir sürü zorluklarla karşılaştık. Uzun bir süre yer bulamadık. Sonra Beykoz Belediyesi’nden bu konuda çözüm istedik. ‘Beykoz’da bir cam siyaseti var. Cam siyasetçilerin her zaman gündeminde olan bir değer. Bize yer gösterin bizde tesis kuralım. Üretim yapalım’ diye böyle bir talepte bulunduk.

Beykoz Kaymakamlığı ile de aynı düşüncelerle temasımız oldu. ‘Biz Beykoz camını yaşatmak ve ilerletmek istiyoruz… Bu mirası arkamızdan gelen gençlere bırakmak istiyoruz’ dedik. Maalesef bu konuda bize sahip çıkan olmadı. Biz el birliği ve kendi mücadelemizle bu tesisi kurduk.

“Beykoz’un değerini yaşatmaya çalışıyoruz”

Biz burada 6 kişilik bir kadroyla çalışıyoruz. İyi veya kötü elimizden geldiğince ekmek veriyoruz. Beykoz’da cama sahip çıkmaya çalışıyoruz. Çok zor şartlarda bu günlere ulaştık. Gerçekten tırnaklarımızla kazıyarak geldik. Dükkânımızın üzerine yıldırım düştü. Oldukça sıkıntılar yaşadık. Maddi manevi zorluların üstesinden geldik. Ama yılmadık, mücadeleye devam ettik.

“Ekonomik veriler bizi yakından ilgilendiriyor”

Kurmuş olduğumuz tesis bu günkü şartlarda 500 Bin TL maliyetle kurulabiliyor. Emin olun doğalgazın artması, dövizin yükselmesi maliyetleri uç noktalara getirdi. Gerçekten çok zorlanıyor, ama çok şükür ilerliyoruz.

“Çeşmi Bülbül’ü Beykoz’da Mehmet Usta’dan başka yapan yok”

Cam ustamız Mehmet Kömürcü, bu sektörün en önemli isimlerinden birisi. Ürettiği eserler güvenle anlatılabiliyor. Çeşmi Bülbül ibriğini Beykoz’da ondan başka yapan bir usta daha yok. Benim amaçlarımdan biri de Beykoz’un bu cam mirasını sanatla harmanlayarak, Mehmet Usta’nın serbest şekil çalışmalarıyla birlikte kültür sektöründe ön sıralara taşıyabilmek… Bunun içinde bir çırpınışımız var.

“Ustaların emeğine kıymet verilmezse bu iş ölür”

Eğer Mehmet Kömürcü gibi ustalarımız yapmış oldukları eserlerin karşılığını alamazlarsa hem duygusal, hem motivasyon, hem de ekonomik açıdan bunun arkası gelmeyebilir. Gerçekten şartlar zor. Toplumumuz ve müteşebbislerimiz, fikre, sanata, sanatçıya saygı göstermesi lazım. Bir insan bir sanat icra ediyorsa karşılığını bir şekilde alabilmeli ki, arkadan gelen nesilde bu mesleğe meyletsin. Buda devletin, belediyelerin kaymakamlıkların ve Kültür Bakanlığı’nın bu işe sahip çıkmasıyla mümkündür…  Bizim gibi girişimci ve mücadeleci insanlara sahip çıkılması gerekiyor.

“Cam festivallerine katılıyoruz”

Biz bu sektörde kendi pazarımızı da kendimiz oluşturuyoruz. Cam festivallerine katılıyoruz. Çeşitli kurumlara ürün tanıtımında bulunuyoruz. Hediyelik eşya satan mağazalarla irtibatlarımız oluyor. Onlar bizi buluyor. Zaten Mehmet Kömürcü’yü geniş bir kesim tanıyor. Özellikle onun ürettiği ürünleri istiyorlar. İlk açıldığımız zamana oranla ciddi anlamda alanımız genişledi. Şimdi insanlar bizi buluyor.

“Kendi markamızı oluşturduk… Hestia”

Bu konuda Soner Çelik’in destekleriyle girişimlerimiz oldu. Kurumsallaşma konusunda alt yapıyı neredeyse tamamladık. Egemen Cam “Hestia” markamızı oluşturduk. Onu bir çocuk gibi büyütüyoruz. ‘Hestia’ Yunan mitolojisinde sonsuz ateş tanrıçası demektir. Biz bu ateş sürekli yansın, sonsuz olsun diye böyle bir isim düşündük. İnşallah ismi gibi yaşar. Kuşaktan kuşağa geçsin.

Elif Çelik kimdir?

1982 yılında Beykoz'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Beykoz'da tamamladı. İşletme Fakültesi'ni başarıyla bitirirken, lisans eğitimini tamamladı.

Beykoz’da ikamet eden 2 çocuk annesi Elif Çelik, dedesi rahmetli Kemalettin Sözlü’nün ona öğretilerini yaşamının merkezine koyarak, gerek ticaret, gerekse özel yaşantısında bu ilkelerle yürümektedir.

Tıpkı dedesi Kemalettin Sözlü’nün Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası'nda mesaisi bittikten sonra hak yemediğini göstermek için, ceplerini ters çevirip ‘küçük bir cam kırıntısını bile dışarı çıkarmayı haram lokma’ saydığını göstermesi gibi.

Cam sanatına duyduğu ilgi nedeniyle 2006 yılından itibaren çeşitli eğitimlere katılarak sertifikalar almıştır. Yine "dede mirası" cam işini bu ulvi değerlerle Beykoz'da yürütmeye çalışarak, cam Sanatçısı olan Mehmet Kömürcü ile 2017 yılı sonunda Egemen Cam Atölyesini kurarak “HESTİA” markası ile dünya pazarına sunmaktadır. Cam üfleyerek yeni modeller geliştirme çalışmalarını yürütmektedir.

Ayrıca 2014 yılından beri Beykoz Merkez Mahallesi’nde “Elif sigorta” ile Beykozlulara hizmet sunmaktadır. Beykoz’a İş Kadını olarak katma değer sağlamaktadır.

Elif Çelik, Beykoz Kent Konseyi'nde Konsey Üyesi olarak görev yapmaktadır.

Mehmet Kömürcü Kimdir?

1982 yılında Beykoz'da doğan, çocuk yaştan itibaren cam sanatına kendini adayan, çalıştığı kurumlarda Beykoz Cam Sanatı'nın geleneksel örneklerini üreten ve çalıştığı uluslararası sanatçıların teknikleriyle geleneksel teknikleri birleştiren kendini cama adamış bir cam ustasıdır.

Meslek yaşamına 1995 yılında kendisi gibi cam ustası olan babası Ferhat Kömürcü'nün yanında başlayan Mehmet Kömürcü 1995 yılından itibaren Türkiye'de çeşitli cam sanat merkezlerinde sanatını icra etmiş,  Türkiye'den Kadir Dikmen, İsmet Göbekli ile serbest şekil cam çalışmalarında bulunmuş, İzzet Özdemir ile de Çeşm-i Bülbül çalışmalarında bulunmuştur.

Meslek yaşamında uluslararası cam sanatçıları ile çalışma fırsatı bulan Mehmet Kömürcü, Amerikalı sanatçı Raven Skyriver ile sıcak heykel çalışmalarında yer almış, çalıştığı bir diğer Amerikalı cam sanatçısı olan Karen Willenbrink ile de çiçek tasarımları alanında çalışmalarda bulunmuştur.

Avrupa cam tekniklerini öğrenmek için Avrupalı sanatçılarla da çalışmalarda bulunan Mehmet Kömürcü, İtalyan cam sanatçısı Lino Tagliapietra'dan İtalyan çizgi tekniklerini öğrenmiş, İsveçli sanatçı Bertil Vallien'den de kuma döküm tekniğini öğrenmiştir. Çek sanatçılar Petr Novotny ile Martin Janecky ile de sıcak heykel ve portre çalışmalarında bulunan Mehmet Kömürcü ayrıca Çek Cumhuriyeti'nde Glass Art School Valasske Mezirici'de de cam ile ilgili eğitimlere katılmıştır.

Kültür Bakanlığı'ndan cam sanatçısı belgesine de sahip olan Mehmet Kömürcü 2017 yılı sonundan itibaren de Elif Çelik ile birlikte Egemen Cam atölyesini kurup Hestia markasını oluşturmuşlardır.

EGEMEN CAM ATÖLYESİ VE SAN. TİC. LTD. ŞTİ.
Örnek Mah. Tepetarla Caddesi No:33/4 Beykoz - İSTANBUL
0(216) 440 00 22 - 0(535) 669 78 98

Dost Beykoz / Özel Haber