Beykoz’da bir yastıkta ilk günkü aşkla 67 yıl

  • Güncelleme: 15.02.2021 18:01
  • Okunma: 4657 kez
  • Yorum: 2
Tüm dünyada olduğu gibi Beykoz’da da 14 Şubat Sevgililer Günü unutulmadı. Dost Beykoz sevgilerini eskitemeyen köklü bir aileyi ziyaret etti.
Beykoz’da bir yastıkta ilk günkü aşkla 67 yıl

Özel günlerin ya da haftaların son yıllarda sadece tüketici toplumu oluşturmak maksadıyla gündemde tutulduğu tartışılsa, biz 14 Şubat’ı sadece bahane addederek, yaşlı çiftimizin kapısını çaldık.

Halil ve Leyla Gezmen çiftinin Beykoz Merkezdeki, caminin karşısında ikamet ettikleri sıcak yuvalarına konuk olduk.

Halil Gezmen… 1950'li yılların başında Beykoz futbol takımının kalesini koruyan başarılı bir sporcu olarak bilinir ve o şekilde tanınır. Şu sıralar çeşitli sağlık problemleri yaşıyor… Hem sürekli yatmak zorunda, hem de son yıllarda sıklıkla duyulan Alzaymır hastalığından muzdarip.

Leyla Gezmen ise Beykoz İlçe Merkezinde oldukça tanınan Beykoz'un köklü ailelerinden birinin temsilcisi... Bir anlamda Beykoz sosyal yaşantısının ayaklı kütüphanelerinden birisidir. Leyla Hanım evdeki yardımcı çalışanları ve Halil amcamız ile küçük, mütevazı dairesinde kah anılar ile yolculuğa çıkmakta, kah Beykoz Merkezi gören camından dalıp gitmekte... Bir yastıkta geçen 67 yıllık bir evliliğin gururunu yaşamakta.

Halil Gezmen abimiz ile Leyla ablamızın evlilik hadisesi ise kendi anlatımı ile bir dizi macerayı içermekte... Öyle ki o zamanlarda Beykoz Spor Kulübü binası sportif faaliyetlerin yanı sıra bazı mutlu anlarda da ev sahipliği yapan konumu ile bilinmekte. İşte o mutlu anlardan yani bir nişan töreninde tanışır çiftimiz. 

Ortak arkadaşlarının bir nişan töreni vardır Kulüp Binasının tahta zeminli spor salonunda... O zamanlar bir müzik aleti çalan Beykozlular eğlencelerde, kutlamalarda özel günlerde hünerlerini ortaya koyarlardı... Kimisi keman, kimisi gitar, kimi saksafon ya da diğer müzik aletleri ile ritim tutturup birkaç saatlik neşeli ortam yaratırlardı.

İşte yukarıda ifade ettiğimiz gibi bu özel günde, Beykoz takımından takım arkadaşı Nusret Dalkıran, namı diğer Katır Nusret'in düğününde boylu poslu, hani derler ya sırım gibi bir delikanlı olan Halil Gezmen abimiz, gamzeli yanakları ile dikkat çeken bir genç kızı dansa davet eder... Lale Ablamız da gelinin arkadaşı olarak düğünde bulunmaktadır. Sadece bir müzik parçalık dans ömür boyu sürecek ve bugünlerde 67 yılı içerecek bir aşka dönüşür. Hatta dansın ardından Lale ablamızın abisi gelir Halil'in yanına, Halil'i alır bir endişe, korku… Kulağına kızgınlıkla neler söyleyecek derken "Kardeşim iyi dans bilmez, bir daha kaldırma olur " abinin söylediği.

Gençler dans ederler ancak yerlerine oturduktan sonra kaçamak bakışlar dışında birbirlerinin olduğu yöne dahi bakmazlar. Zaten onların bu dansını görenlerin çoğu ateş bacayı sarmış cümlelerini yanlarındakilere fısıldamaktadır.

Leyla - Halil çiftinin bu danslarının ardından kader onları Beykoz sokak ve caddelerinde bir birlerini görmeyi kısmet etmez. Ta ki Leyla Hanımın arkadaşları ile birlikte bir gün Eyüp Sultan'a ziyaret edecekleri ana kadar... Leyla Hanım ve genç arkadaşları hadi bir Eyüp Sultan'a gidelim hatta olur ya kısmetimiz de açılır, bol, bol dualar edelim derler.  

Gezintide Eyüp Sultan Camii önündeki merkezde halka satıcısından aldıkları tatlıları yerlerken bir el dokunur Leyla Hanımın omzuna, dönüp bakar Halil Gezmen... Şaşırır önce, acaba burada ne arıyor, yoksa beni mi takip etti soruları geçmekte olsa da aman der nasıl olsa görüşmek nasip oldu niyetiyle başlar sohbete. Öte yandan beraber geldikleri arkadaşları da muzipçe bakış atıp fısıldayıp gülmektedirler... Neye niyet, neye kısmet diyecekler de kısmet ayağına gelmiştir Leyla'nın...

Neyse bu buluşmada kısa bir ayakta muhabbetin ardından birbirleri ile ilgili ilk bilgileri edinirler. Meğerse Genç Halil Eyüp'te ikamet etmekte, futbolculuk da yapmakta imiş. Hatta Beykoz Futbol Takımının Kalecisi de imiş. Bir sonraki randevuları için sözleşirler, falanca gün falanca durakta, şu saatte buluşalım deyip ayrılırlar.

Leyla Hanımın içi içine sığmaz, aynı haleti ruhiye genç delikanlıda da hâkimdir... Neyse o gün o saat gelir... Leyla Hanım durakta beklemeye başlar, ancak otobüslerin bir gelip diğeri giderken kendinden ve papyonlu bir erkekten başka da durakta kalan olmaz. Neyse o papyonlu da gelen Eyüp Otobüsüne binerek ayrılır. Durakta yalnız kalan Leyla Hanım, buluşma suya düştü diye geliş yolu için yola düşer, birkaç metre gidince yanına koşarak gelen Halil'i görür.

Peki, neden geç kalmıştır Halil buluşmaya, acaba mani olan şey ne idi? ilginç bir açıklama gelir Halil'den... Hani o durakta yanında olan yolcu var ya papyonlu olan meğerse Halil'in abisi değil miymiş? Ondan çekinmiş, o gidince de yanına koşmuş. Gerçi genç Halil Beykoz Merkezde az dolaşmamış Leyla Ablamızı görmek için de kısmet o sıralar yaşamakta olduğu Eyüp'te imiş... Maceralı hikâyeleri sonunda nişanlanmaya karar verirler... Nişan töreni de ilk bir birlerini gördükleri yerde yani Beykoz Spor Kulübü Salonunda yapılır. Evlilik töreni, düğünü ise 1954 Yılının Haziran Ayında Laleli Çiçek Palas'ta gerçekleşir.

Uzatmayalım Halil-Leyla Gezmen çifti evlendikten sonra 9 yıl süre ile Beykoz dışında yaşamışlar, sonrasında ise Beykoz'a dönüş yapmışlar ve bir daha da ayrılmamışlar ilçeden. 3 ayrı yerde oturmuşlar... Bunlar içinde tam 42 sene Beykoz Vapur İskelesi, Eczacı Hamit'in karşısındaki tarihi binada otururlar. Ev satışa çıktığı için de bugünkü ikametlerine geçerler.

Halil Amcamız Beykoz ve sonrasında değişik takımlarda kaleyi korur. Leyla Ablamızın anlatımı ile de maddi-manevi açıdan en güzel yılları ise Kanlıca Takımında oynarken olur. Bizzat dönemim Kulüp Başkanı da olan Sedat Simavi'den gelen teklif ile Kırmızı-Beyazlı ekipte görev yapar başarılı kaleci... Sedat Simavi'nin göndermiş olduğu çalışanı " Sedat Bey sizinle görüşmek istiyor, yarın bekliyor şurada şu saatte" der ayrılır.

Leyla Hanım Halil ve kendisi için Kanlıca Kulübündeki günlerinin çok iyi geçen yıllar olarak özetler... Kanlıca Semtinden arkadaşlarım da oldu, hem de çok samimi can dostlarımız. "Kanlıca'da oynarken çocuğum doğacaktı ve hem Sedat Simavi Başkanımızın yakın ilgisini gördük hem de maddi yardımlarını da... Unutmak ne mümkün. Artık doğan çocukla da şenlenen aile yaşantımızda Kanlıca Günleri maalesef bir süre sonra biter. Nedeni ise Beykoz'a özgü kötü bir huydan, yani vefasızlıktan... İleriki yıllarda Beykoz Spor Kulübünde Başkanlık yapan, maddi manevi kulübe büyük değer katan Cemal Kura'nın başına gelenler o yıllarda Sedat Simavi Başkanın başına gelir... Müthiş bir başarılı durum varken, bir Kongre esnasında muhatap olduğu muamele sonrasında Sedat Simavi Başkanlıktan Halil'de takımdan ayrılır..." 

Beykoz takımında görev yapan Halil Gezmen nedense burada başarılı maçlar çıkarıp defalarca forma giyse de iyi bir ortam bulamadı demekte eşi Leyla Hanım, bu nedenle futbolu bıraktıktan sonra pek çok takı arkadaşı yöneticilik, antrenörlük yapsalar da Halil Gezmen uzak kalır kulüpten... Birkaç vefalı dostu dışında ne arayanı ne soranı olur...

Bugün yatağa bağlı yaşayan ve ne yazık ki Alzheimer hastası da olan Halil Amcamızın üzerine titremekte Leyla Ablamız... Sevgililer Günü dolayısı ile de öpücükler kondurur... Bir erkek bir kız çocukları olur evliliklerinin meyvesi olarak... Leyla Ablamız "Halil fazla çocuğumuz olsun istemedi. Nedeni ise çocuklarını en iyi şekilde yetiştirip okumalarını temin etmekti. Nitekim de bunda başarılı olduk, çok iyi yetişen iki çocuk ve güzel meslekleri oldu." demekte.

Halil Gezmen ile evlendikten sonraki yaşantılarında İstanbul'da birçok özel, kalburüstü yerde birlikte yemekler yediklerini aktaran Leyla Ablamız, "Hayatımız boyunca çok iyi gıpta edilen bir evlilik yaşadık. Maalesef Halil 10 yıldır aşama, aşama gelen, yaşadığı bir hastalık sürecinin muhatabı oldu. Başlarda bakımını kendim üstlensem de benim de ilerlemeye başlayan yaşım nedeniyle bir bakıcı tuttuk. Yüce Allah'tan her halimize şükretmekteyim. O nefes aldığı müddetçe birlikte olacağız. Kimi zaman eskilere ait belli belirsiz kelime ve cümleler çıkıyor ağzından ancak hatırlayamıyor yaşamını. Sağ olsunlar belki Beykoz Spor Kulübünden gereken vefayı göremedik ancak gerek geçen sene vefat eden Belediye Başkanımız Rahmetli Yücel Çelikbilek olsun, şimdiki Belediye Başkanımız Murat Aydın olsun, Başkan Yardımcıları Manolya Hanım ve Anıl Bey olsun ne zaman bir şeyler için gitsem hep yardımcı oldular." diye konuştu.

Evet, Farklı bir 14 Şubat Günü yaşadık ve yaşananlara şahitlik ettik...67 yılın mutlu izlerini Leyla Hanım'ın gözlerinde gördük... Onun Halil amcamıza olan Aşkına fazlası ile rast geldik. Allah'tan her ikisi için de Sağlık dileğinde bulunduk. Uzun süredir planladığımız ziyareti 14 Şubat gibi anlamlı bir güne, karlı bir Beykoz sabahına denk düşürdük...

Son olarak akıllarda yer etmiş olabilir "Acaba Neden Naylon Halil derlermiş?" Leyla Hanım futbolculuk döneminde Amerika'dan naylon, plastik adında bir maddenin geldiğini hatırlatarak işte o esnek maddeden dolayı bir maçta yaptığı planjondan, kurtarıştan sonra tribünden birisi "Naylon gibi Maşallah" der... O gün bu gündür de Naylon Halil olarak anılır.

Dost Beykoz – Özel Röportaj / Talip Ercan

Anahtar Kelimeler: Beykoz, Halil Gezmen, Leyla Gezmen

Yorumlar (2 Yorum)

İbrahim ALBAYRAK (1 hafta önce)

Talip Ercan kardeşimize teşekkür ediyorum. Yazılarını zevkle ve merakla takip ediyorum. Beykoz'umuzun Geçmişteki güzelliklerine ışık tutması bakımından çok güzel..

Numan (1 hafta önce)

Harika bir vefa örneği, gençlerin örnek alması gerekiyor.Annelerini,Babalarını huzurevlerine terkedenlere duyurulur.Beykozun güzel insanları nasıl örnek oluyor.Allah gönüllerine göre versin inşallah. Bu haberi yapan Talip kardeşimize de teşekkür ediyorum..

Yorum Yaz