Spor

Beykoz'da Bir İnsan... Ercan Acar

Beykoz'da Bir İnsan... Ercan Acar
2014.08.07 00:00
| | |
7361

Bundan böyle her sayımızda bir Beykozluya yer vermek istiyoruz. Bunun için ise güzel bir başlangıç yapmak istemiştik.

Neyse ki Ercan Acar ile tanıştım. Güzel bir başlangıç oldu. Buyurunuz hikâyemiz…

Bir haber yapacakken, BJK Beykoz Futbol Okulu öğrencilerinin saha çalışmalarını gözlemledim. Çok büyük olmasalar da topa iyi vurdukları dikkatimi çekti. Beykoz'da da hazır'yeni' iken şu futbolculara azıcık daha yakın olayım istedim. Antrenman sahasının yanına kadar geldim.

Bir grup öğrencinin yanı başında durdum. Yanlarına gelen ve daha sonra adının Ercan Acarolduğunu öğrendiğim kişi, öğrencilerle ilgilenmeye ve sohbet etmeye başladı. Böyle durumlarda hep ‘gazetecilik’ önsezilerim beni baştan çıkarır: Kulak misafiri olmaya başladım.

Ercan Acar, çocuklara refakat eden kişiye "Bir ikisini beğendim. Yetenekli ve istekliler"deyince, hemen yanlarından uzaklaştım. Rahat konuşmalarına fırsat tanıdım. Daha sonra tanıştıktan ve kendimi tanıttıktan sonra olayın iç yüzünü de anlamış oldum...

Ercan Acar, altyapı hocasıydı. Hem de öyle böyle değil, onlarca kişiyi profesyonel yapmış, bir dönem Mustafa Denizli'nin de yardımcılığını üstlenmiş, genç ve pırıl pırıl bir insandı. Mustafa Hoca Çaykur Rizespor’a gittikten sonra astronomik bir ücretle hocayı yanına çağırsa da Beykoz’un çocuğu Ercan Acar teklifi kibarca reddetmişti. Onun kalbi Beykoz için atmakta ve önce Beykoz gelmekteydi…

Hocanın yanlarındaki çocuklar, Galip Öztürk Sevgi Evleri Çocuk Yuvası'nda kalıyordu.Gülümseyen Yüzler Derneği Başkanı Hüseyin Kalaycı, kimsesizlerin hayallerini gerçekleştirmiş ve onları yurttan alıp BJK Beykoz Futbol Okulu'nun tesislerine katar getirmişti.Ercan Hoca, bu kişilerden en istekli ve yeteneklilerini belirleyip, herhangi bir ücret almadan eğitmek istiyordu. Bununla da kalmıyordu Ercan Hoca'nın yapacakları... Yuvada kalan futbol sevdalısı gençlerin oynayabilecekleri bir futbol sahasının hemen yurdun yakınına kurulabilmesi için emek harcıyordu. "Biz..." dedi Ercan Acar... "Eğer futbol sahası yaptırabilirsek, buradan onları eğitmeleri için Hoca da göndeririz."

Ziyaret bitiminde yurtta kalan kimsesizleri bırakmadı Ercan Acar. Hemen beni de yanına alıp, kendi okulundaki öğrencilerle birlikte karma bir şekilde dizdi sahanın içerisine. Kenetlendi tüm çocuklar birbirleriyle...

Yurttaki kimsesizleri uğurladıktan sonra dosyalarını çıkardı arşivden Ercan Acar. Eski fotoğraflarını gösterdi. Özenerek yaptığı dosyaları açtı bir bir. Kendi yaptığı işleri masaya koydu.

Yaklaşık 7 yıl olmuştu buraya geleli. Bu yıl 7 öğrenci vermişti profesyonel kulüplere ama toplamda 81 öğrencisi vardı lisanslı. 12 öğrencisinin profesyonel takımda olduğunu anlattı. İsim isim söyledi gelecek vaat eden oyuncularını:

Emre Karlı vardı mesela. 2003 doğumlu. Beşiktaş'taydı. Yunus Emre Mertoğlu: 3 yılı aşkın zamandır Beşiktaş'ta oynamaktaydı. Yusuf Emir İnan Fenerbahçe'de Özgür ÖztekSarıyer'deydi. 2001 doğumlu Serdar Demir Beşiktaş'ta 1997 doğumlu İlker Kaplan ise lisanslı olarak Sarıyer'de forma giymeyi beklemekteydi. 1993 doğumlu Ali İhsan Üder vardı bir de. Beşiktaş U-16 takımında oynuyordu.

Antrenman için hazırladığı çizelgeleri gösterdi. Hepsi de tükenmez kalemle ve büyük bir heyecanla çizilmişti. Amatör ruhuyla profesyonelce çalışıyordu Ercan Acar. Beykozlular için. Türk Sporu'nun geleceği için. Futbol için.

Yer sorunlarından, maddi sorunlardan bahsedecek olduk biraz. Ercan Hoca biraz buruldu:"Ben bu işleri para için yapmıyorum ki, nesini anlatayım?" diyerek söze başladı. Büyük kulüplerin hesapsızca ve çılgınca ödedikleri rakamları sordum, sustu. Gözlerinde bu konuyla ilgili büyük hayal kırıklıkları gördüm. Spora halk olarak bakışımızı sorguladım bir an için. Ülkede yetki sahibi kesimin, amatör ruhun kalbine sapladığı ve pek nadir söküp çıkardığı ‘günlük hesaplar ve çıkar kavgalarını’ düşündüm. Sonra utandım bir gazeteci olarak. Birden dünyaca ünlü kulüp olan ‘Porto’yu diyesim geldi. Gerçekten de Porto gibi olabilir miydi bizim kulüplerimiz? Futbolcu Fabrikası oluşturabilir miydik? Ercan Acar şöyle dedi:

"Porto gibi olmak çok zor değil. Benim elimde şu an Barselona’nın Antrenman bilgileri var. Yıllardır bulguladıklarımla örtüşüyor, biliyor musunuz? Benim elimde yalnızca teknolojik donanım yok. Bir makine var mesela. Bu makine üzerinde benim antrenman için uyguladığım ve bulguladığım pek çok şeyi yapabiliyorsunuz: Plakalar var sensörlü. Orada ‘doğru pas’ yaptıkça size bildiriyor. Oyuncu adayı üzerine çıkıyor bu aletin ve mini bir sahada pas yüzdesini artırıyor. Pasının hedef yüzdesini artırıyor. Biz bu makineyi satın alsak, buradaki alandan biraz daha büyük bir alanda bir yer bulsak, yaptıklarımızın 5 katını 10 katını daha yaparız. Daha sağlam yaparız. Daha iyi yaparız”.

Samimi bir sohbet sonrası bir dünya bilgi ve umutla BJK Beykoz Futbol Okulu'ndan ayrılıyorum. Bir Beşiktaşlı olarak hem gurur duyuyor hem de beynimi kemiren o soruya bir yanıt vermeye çabalıyorum:

Biz Beykoz'da bir Futbol Fabrikası kuramaz mıyız?

Anahtar Kelimeler: Beykoz, Futbol, Ercan Acar, Röportaj, Beykoz Beşitkaş Futbol Okulu

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"